Kadir’i yargılarken…

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye bunu konuşuyor... Mevzuyu biliyorsunuz; Özgür Duran isimli şahıs, Konya’da bir parkta Ayşe D.’yi döverken, 20 yaşındaki Kadir Şeker onları görüyor ve olayı engellemek istiyor... Aralarında arbede çıkıyor; Kadir Şeker, Özgür Duran’ı kalbinden bıçaklayarak öldürüyor.

Kasten adam öldürmekten tutuklanıyor. Bir kadına yardım etmek için çabalarken bir anda katil oluyor. Tıp okuma hayalleri kurarken çok ama çok yazık oluyor gencecik bu hayata. Kadın şiddetinden artık bıkmış kamuoyu da 19 suçtan sabıkalı, kadın döven Özgür’ün değil; Kadir’in yanında duruyor.

Bunun cinayet değil nefsi müdafaa olduğunu, ona göre yargılanmasını istiyor. Birileri de çıkmış soruyor: “Kadir’in suçlu olup olmadığına sosyal medya mı karar verecek?” Haklı ve yerinde bir soru. Elbette bırakalım mahkemeler, hakimler karar versin. Ama en doğrusu neyse ona göre karar versin! Kadınları canice öldüren katillere nasıl iyi hal indirimleri, nasıl sudan sebeplerle tahliyeler veriliyorsa…

Nasıl o kadınlara, o kadınların çocuklarına acımadan o saçma kararlara imza atılıyorsa... Şimdi de bu çocuğun iyi niyetine, gerekçelerine bakarak karar versinler. Eli kanlı kadın düşmanlarına ne kadar müsamaha gösterdilerse, bu çocuğa da o kadar müsamaha göstersinler.Tek isteğimiz budur.

Bundan sonra kimse bir kadını kurtarmaya çalışmayacak…


Teşekkürler Ayşe!!!

Olayda dayak yiyen 35 yaşındaki Ayşe D.’nin ifadeleri önemli bu noktada. Ama ilginçtir şunları söylüyor: “Olay günü Özgür alkollüydü. Tartışıyorduk, beni dövmüyordu. Çok güzel günlerimiz oldu. 19 suç kaydı bir insanı kötü yapmaz...” Söylesene Ayşe bacım, bir insanı ne kötü yapar?!! Yani daha fazla ne olması lazım birine kötü demek için?

Sen üç çocuğunu bırakıp uyuşturucu bağımlısı birine kaçacaksın (ifadeleri böyle), sonra o adam sarhoşken uluorta kavgaya tutuşacaksın, gencecik bir çocuk tüm iyi niyetiyle sana yardıma koşacak, kendini savunurken katil olacak, sen 19 suçtan sabıkalı o ‘kötü’yü savunup, o çocuğu bitirmek için uğraşacaksın öyle mi?

Olanı dosdoğru anlatıp kararı beklemen gerekiyordu, ama sen başka kadınların kurtarılma hakkını da elinden aldın Ayşe! Sayende kimse, şiddet gören bir kadına yardım etmeyecek Ayşe! Her kadını da ‘kadın’ diye savunmamak lazımmış, onu bize öğrettin Ayşe!


Bi’ tek öpüşeni görmek nasıl bir namus anlayışıdır?

Belediye otobüsünde bir çift öpüştü diye, bazı vatandaşların itirazları, sataşmaları var. Birileri de onlara müdahale ediyor, “Öpüşmek yasak mı, Türkiye’de öpüşülmez diye bir kural mı var?” diye. Videosu Twitter’da dolaşıyor. Görüntüler eski mi, yeni mi bilmiyorum.

Önemli olan bunları sık sık yaşıyor olmamız, belli ki daha da yaşayacak olmamız. O yüzden iki kelime etmek şart: İETT otobüsünde öpüşmek namussuzluk değildir. Namus bekçiliği yapanlara itiraz etmek de, ‘karışmayın’ demek de rahatsız olduğunu göstermenin gereğidir.

Kadına şiddete, tacize, tecavüze, pedofiliye, her türlü pisliğe, çürümüşlüğe tepki göstermeyenler ve rahatsızlık duymayanlar; iki insan birbirini sevdi/öptü diye de rahatsızlık duymasın bi zahmet. O kadar pis şey olurken nasıl sesinizi kesip oturuyorsanız, yine öyle yapın, görmezden gelin, olsun bitsin. Olmaz mı?


Öpüşmeyi bırakanlar...

Önce Demet Akalın, sonra Özlem Yıldız açıkladı… Öpüşmeyi, sarılmayı bırakmışlar! Niye? Ortada virüsler kol gezdiği için! Kimseyle öpüşmüyor, el sıkmıyor, uzaktan merhaba diyorlarmış. Çok iyi yapıyorlar, keşke herkes yapsa. Biz öyle bir milletiz ki, bu lafları ukalalık, havaya girme, artislik gibi algılıyoruz.

Çünkü biz arkadaşlarımıza, onları içimize soka soka sarılmayı, öpüşmeyi seviyoruz. Ama yapmayın! Çekinmeyin, kibarca söyleyin, başka insanları da uyarmış/ uyandırmış olun. Özellikle toplu taşımaya bindiğinizde, AVM’lerde dolaştığınızda elinizi sık sık yıkayın, yıkamadan sakın bir şey yemeyin.

Mikroplar elden ele dolaşıyor çünkü. Valla 15 gün yatak döşek yatınca, ben de kimseyi öpmek istemiyorum artık. Kimse kusura bakmasın artık.


EMMY’lik Haluk Bilginer

Haluk Bilginer’in başrolde oynadığı Puhu TV dizisi ‘Şahsiyet’e başlamış, araya hayat girince bitirememiştim. Uluslararası Emmy ödülünü kazandıktan sonra, şu kalan birkaç bülümü tamamlayayım dedim, bir solukta bitirdim. Bunun şerefine size de tavsiye etmek isterim…

Alzheimer hastası olduğunu öğrendikten sonra ‘nasılsa hatırlamayacağım’ diyerek, çözülmemiş bir davanın sorumlularının peşine düşen ve seri cinayetler işleyen Agah Bey rolünü resmen yaşıyor Haluk Bilginer. Müthiş performans.

Demem o ki… Gelinim mutfakta, kaynanam çarşıda, yemeği kim yaktı, kocamı kim öldürdü, karım kime kaçtı, kuaförüm saçımı yaktı türevi işlerden kafanızı kaldırıp bir bakın. Seversiniz çünkü çok iyi.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder