Yine bir şiddet hikayesi… Bütün Türkiye film izler gibi izliyor. Bu kez başrollerde CHP’li Berhan Şimşek ve 9 yıllık hayat arkadaşı Özlem Şanver var. Vizyonda olan da, geçen yıl yaşanan ve mahkemeye yansıyan şiddet olayının görüntüleri. Şimdiden söyleyeyim, bu yazı siyaset dışı bir yazıdır. Çünkü sözüm ona bizi temsil etmek için, hizmet için, sözcülerimiz olmak için siyasete girenlerin son dönem rezilliklerine baktığımızda, ortada siyasetle ilgili bir durum olmadığını görüyoruz zaten… Olaya dönersek… Açıklamalardan anlaşılıyor ki; Berhan Şimşek 9 yıl boyunca bir kaç kez Özlem Şanver’e psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamış. Ama o her seferinde ‘belki düzelir’ diyerek affetmiş, çekip gitmemiş. Evli değiller ve anladığım kadarıyla ekonomik bağımsızlığı yok Şanver’in. Belki de o yüzden gidemiyor, bilemeyiz, yargılamak da kimsenin haddine değil.

Ama belli ki toksik bir ilişki. Görüntülere bakılırsa, önce kendisini masadan aldığı bir şeyi fırlatıyor, sonra da Şimşek onun dizini tekmeliyor. Olaylar büyüyor. Karşılıklı bir şiddet var yani. Sorunumuz hep aynı zaten: Aslında bitmiş bir ilişkiyi, bize zarar veren/yoran bir birlikteliği bitirmeyi bilemeyişimiz. İki taraf da birbirini rezil edene kadar, çökertene kadar didişiyor. Kim üste çıkacak diye bir derdimiz var! İyi mi oldu şimdi? Bütün Türkiye sizi konuşuyor. Bu vesileyle hatırlatmış olalım kadının ekonomik özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu! Canım kadınlar; asla bir erkeğe teslim olmayın. Erkeğin aşkı uğruna hayattaki duruşunuzdan vazgeçmeyin. Aşk güzeldir, doya doya yaşayın ama aşk ebedi değildir, unutmayın. Mutsuz olduğunuz an gidebilin. Mutlaka işiniz olsun, geliriniz olsun. Neyse ki partideki görevinden istifa etmiş Şimşek ama parti üyeliği devam. Kimsenin partiyle falan ilgilendiği yok da… Olay sonrası basın toplantısında MYK ve Genel Başkan Yardımcılığı görevini bıraktığını açıklarken şöyle şeyler söylemiş Berhan Şimşek: “Kafanızı eğmeyin, kardeşiniz dimdiktir. Öldürmeyen acılar güçlendirir.” Bu ne şimdi? İnsanda biraz mahcubiyet olur ya! Kafasını eğmesi gereken sizsiniz ama başkaları utancından kafasını eğiyor, farkında mısınız? Yani şiddete falan alıştık, alıştırdılar da; şu hiç utanmayanlara alışamadım gitti. Az biraz eğin be kafanızı!

DİYARBAKIR TÜRKÜLERİ BU KEZ ÇOCUKLAR İÇİN SÖYLENECEK
Diyarbakır zaafım var benim… Kimse bilmez ama liseyi orada bitirdim, çok da severim. Yıllardır bir vesile olduğunda da koşar giderim, kayıtsız kalamam. Şimdi yine kayıtsız kalamayacağım, çok özel bir konserin haberini aldım. Aslına bakarsanız bu, bir kültür ve sanat buluşması. 19 Eylül tarihinde, Diyarbakır’ın binlerce yıllık tarihine tanıklık eden Zerzevan Kalesi’nde, ‘Zerzevan Kalesi Senfonik Diyarbakır Türküleri’ konseri olacak. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) tarafından düzenlenen konser; Şef Eray İnal yönetimindeki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştirilecek. Yani Diyarbakır’ın kültürel belleğinde önemli bir yere sahip olan türküler, bu özel gecede senfonik düzenlemelerle yeniden yorumlanacak. Gecede Bedri Ayseli, Emin Taşın, Kadir İpek, Rojin, Pınar Ayhan, Senem Akdemir ve Emre Sınanmış sahne alacak. Yani Diyarbakır, senfoni orkestrası ve türküler bir arada; izlenmez mi hiç? Konseri bana haber veren de sevgili sanatçı Rojin. “Fırsatın olursa gel” diyerek davet etti hatta, çok heveslendim. Konserin bir başka güzelliğinden de bahsetti Rojin; konserden elde edilecek bilet gelirlerinin tamamı, DİTAV’ın eğitim çalışmaları kapsamında Diyarbakırlı öğrencilere burs desteği sağlamak amacıyla kullanılacak. Böylece tarih, kültür ve müziği aynı atmosferde buluşturacak konser; Diyarbakır’ın kültürel değerlerinin tanıtılmasının yanı sıra gençlerin eğitim yolculuklarına katkı sağlayan bir dayanışma projesine dönüşecek. Anlayacağınız bu konser, şehrin kültür-sanat yaşamına kalıcı bir katkı olacak ama asıl önemlisi projenin sosyal sorumluluk boyutu.

BABAYSAN, SEN DE SORUMLUSUN!
Dünkü gazetelerin manşetiydi… Kahramanmaraş’ta 1 öğretmen ve 9 öğrenciyi katleden İsa Aras Mersinli’nin tutuklu annesi ve babası dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Polis müfettişi olan baba Uğur Mersinli, failin oğlu olduğunu söyleyerek “Bana değil ona dava açılsın” demiş. Hatta “Silahları benden habersiz aldı, hırsızlık yaptı, oğlumdan davacıyım” bile demiş. Yuh artık! O çocuğu yetiştiren sen, evinde silah bulunduran sen, o yaşta çocuğu poligona atış yapmaya götüren sen, çocuğun silahlarla poz verip paylaşmasını seyreden sen… Ama hiçbir sorumluluğunuz yok mu? Bakın bu dava çok önemli çünkü genç yaşta suç işleyen çocukları yetiştirenlerin de suçu araştırılmalı, onlar da sorumlu olarak yargılanmalı. Bu dava bunun önünü açacak işte. Anne babalar da kendine çekidüzen verecek belki bu sayede, onlardan bağımsız davranamayacak. Okullar açılıyor, herkes elini vicdanına koysun ve çocuğuna biraz daha özen göstersin lütfen. Ne izliyorlar, ne konuşuyorlar, nerelere takılıyor, kimlerle arkadaşlık ediyorlar izlesinler; anne baba olarak ellerini üzerlerinden çekmesinler. Hatta anne babalar ne yapın biliyor musunuz? Açın, ders niyetine ‘Adolescence’ dizisini izleyin; Türkçe adıyla ‘Ergenlik’. Sadece gençleri değil, anne babanın kendini sorgulaması açısından da müthiş bir iş. Şiddetle tavsiye ederim çünkü siz de okula başlıyorsunuz!
