Kız çocuklarının geleceğini tartışıyoruz

05 Ekim 2016, Çarşamba 16:00
AA
Çocuk yaşta evliliklerin giderek çoğaldığı, kız çocuklarının her alanda şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı, anne-baba baskısıyla ya da maddi imkansızlıklar nedeniyle okutulmadığı bizim gibi bir ülkede; son derece anlamlı ve önemli bir etkinlik hayata geçiriliyor: ‘Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’...

İKİNCİ KEZ YAPILIYOR

‘Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar’ temasıyla yapılan ve kız çocuklarının karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması ve insan haklarından eksiksiz yararlanmalarını sağlamayı hedefleyen konferans, dünyaca ünlü isimlerin de katılımıyla uluslararası bir platforma dönüşecek. Aydın Doğan Vakfı’nın; Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu danışmanlığında bu yıl ikinci kez düzenleyeceği konferans, 11 Ekim tarihinde İstanbul Hilton Oteli’nde yapılacak.

11 Ekim’de kutlanan ‘Dünya Kız Çocukları Günü’nde gerçekleşecek konferans, Türkiye'de kız çocuklarının eğitim konusunda yaşadığı sorunları, eğitimin kız çocuklarının hayatında yarattığı farkı ortaya koymayı hedefliyor. ‘Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi’nde, Türkiye’nin 148 ülke arasında ancak 118’inci sırada olduğu göz önüne alınırsa; bu konferansın önemi de ortaya çıkmış oluyor.

Aydın Doğan Vakfı adına Hanzade Doğan Boyner’in önderlik ettiği konferansta; ‘çocuk yaşta evlilikler’ ve ‘mülteci kız çocukları’ gibi çarpıcı konular da ele alınacak. Özel sektör temsilcilerine ayrılan panelde ise konuyla ilgili projelere imza atan firmaların başarı hikayeleri paylaşılacak.

ERKEN EVLENEN KADIN ŞİDDET GÖRÜYOR

■ Türkiye genelinde kadınların yüzde 26’sı 18 yaşından önce evlenmiş.

■ 2013 yılı itibariyle Türkiye’de 25-49 yaş arasında olan kadınların yüzde 10’u ilk çocuğunu 18 yaşından önce kucağına almış.

■ Evlilik yaşı ile şiddet düzeyi arasında belirgin bir ilişki var. Fiziksel şiddet, erken evlenen kadınlar arasında yüzde 48. 18 yaşından sonra evlenen kadınlar arasında yüzde 31 düzeyinde.

■ Türkiye genelinde kadınların yüzde 32’sinin okula devam etmesi engellenmiş. Kadınların eğitimini engelleyenler sırasıyla babalar (yüzde 71), anneler ve erkek akrabalar.

66 MİLYON KIZ ÇOCUĞU OKULA GİDEMİYOR
■ BM verilerine göre; dünya üzerinde okuma yazma bilmeyen 774 milyon kişinin üçte ikisi kadın.
■ Eğer dünyadaki bütün anneler ilkokul mezunu olsaydı, anne ölümleri üçte iki oranında azalacaktı.
■ Gelişmekte olan ülkelerde, her yedi kızdan biri 15 yaşından önce evleniyor. 18 yaşına gelmeden evlenenlerin oranı ise yüzde 38.
■ Dünya üzerinde 1.8 milyar genç insan var, bunların yarısı kız çocuğu. 600 milyonu gelişen ülkelerde yaşıyor.
■ 15-24 yaş arasındaki 116 milyon kız çocuğu ilkokulu asla bitiremiyor.
■ Dünya üzerinde 66 milyon kız çocuğu okula gidemiyor.
■ Oysa... Annenin okulda geçirdiği her bir yıl, bebek ölümlerini yüzde 5-10 arasında azaltıyor.
■ Gelişmekte olan ülkelerde kızların üçte biri 18 yaşından erken evleniyor. Eğer hiçbir şey değişmezse 2020’ye kadar 142 milyon çocuk evliliği gerçekleşecek.

İLKER KALELİ SATIŞI PATLATIR
  İlker Kaleli’nin Mavi için çektiği reklam filmi bugün itibariyle yayında. Önceki gün Soho House’te filmi ilk kez izledik ve İlker Kaleli ile moda sohbeti dinledik…

Kerem Bürsin’den sonra İlker Kaleli’nin reklam yüzü olması kimilerini mutlu etmemişti ama ilk günden beri söylediğim şeyi reklam filmini izlerken de söyledim: Tam Mavi’ye uygun, karizmatik ve cool bir isim. MaviBlack reklamı İlker Kaleli’nin gerçek hayatından kesitler sunuyor. Londra’da tiyatro eğitimi alan genç ve yolun başında bir oyuncu olarak yaşadıkları, müzik merakı ve kendi hikayesini yazması bu kısa filmin konusunu oluşturuyor.

İlker Kaleli ile ayaküstü konuştuk; yıllar önce, henüz ünlü bir oyuncu değilken Coca Cola reklamında oynadığını, figüran olarak sete gittiğini ama yönetmenin onu seçip öne çıkardığını anlattı.

Onun dışında, ilk büyük reklam filmi Mavi. Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, erkek koleksiyonu için ilk kez ayrı çalışma yaptıklarını, İlker Kaleli sayesinde de bunun çok ses getireceğine inanıyor.

Üç ay sonra ‘Black’ koleksiyonunda yüzde 80 büyüyeceklerini söylüyor. Ben de üç ay sonra bu iddianın akıbetini öğrenmek için kendisini arayacağımı söyledim; kabul etti.

TAMER KARADAĞLI'YLA DALGA GEÇEN FİLM!

  Birol Güven ve Tamer Karadağlı’nın birebir kendilerini oynadığı ‘Pamuk Prens’i izledim. En baştan söyleyeyim... Filmi beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama bir oyuncunun kendi hayatını olduğu gibi ortaya sermesi ve kendisiyle bu kadar dalga geçilmesine müsaade etmesi büyük cesaret.

Zira filmde öyle böyle dalga geçilmiyor Tamer Karadağlı ile! Çapkınlıkları, eski eşi Arzu Balkan’ın peşinden koşması (o da oynuyor) oyunculuğuyla ilgili hakaretler gırla...

Herkesin kabul edeceği bir şey değil. Ama o, “Bu bir film, o kadar ciddiye almayın, mizah yaptık” diyor.

Bu riski alan birini alkışlamak gerek! Bu iş için onu ikna eden Birol Güven’i de tabii. Filmde de her nabza göre şerbet veren, başrolü işine gelince öldüren, işine gelince dirilten ve senaristlere saç baş yoldurtan, ikna kabiliyeti yüksek bir yapımcı rolünde.

Ki, müthiş oynuyor. “Ben artık oyuncuyum, vücudumla para kazanıyorum” diyerek dalga geçse de, filmin yıldızı kesinlikle Birol Güven.

Yapımcıların sürekli fikir değiştirmeleriyle dalga geçiyor, reyting sistemini hicvediyor, aslında dizi sektörünü biraz da mizah yoluyla seyirciye anlatıyor. Film bence biraz uzun ama zeka dolu bir iş.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.