Magazin gündemi bu kez çok ciddi!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bazen magazin deyip geçtiğimiz, çoğunlukla küçümsediğimiz tartışmalar, o kadar da basit olmayabilir; bize hayatı çok güzel anlatır. Magazin diye küçümsemek yerine üzerine biraz düşündüğümüzde, o kadar çok kapı açar, o kadar çok şey öğretir ki; şaşırtır bile! Mesela bir haftadır Türkiye’nin gündeminde, herkesin fikir beyan ettiği üç ilginç tartışma var:

  • ‘Sadakatsiz’ dizisinde ortaya atılan “İnsan iki kişiyi birden sevemez mi?’ sorusu…
  • Demet Akalın’ın ‘insan bir erkeğin gücünü istiyor’ şeklindeki savı..
  • Manken Şevval Şahin’in ekrana çıkması, bazı soruları bilemediği için linç edilmesi…

Önemli konular. Herkes tartışıyor, bir şeyler söylüyor, uzmanlar açıklamalar yapıyor. Benim de birkaç lafım var elbette…

İnsan iki kişiyi aynı anda sevemez mi?

Son zamanların merakla izlediğim dizisi ‘Sadakatsiz’den başlayayım yazıya... Özellikle geçen hafta yayınlanan bölüm, tüm Türkiye’nin gündemine oturdu. Çünkü eşi Asya’yı (Cansu Dere) aldatan Volkan (Caner Cindoruk); en yakın arkadaşına içini dökerken, şu cümleleri kurdu:

“İnsanın kalbi sadece bir kişi için atmıyormuş. Evli olmak aşık olmaya engel değilmiş. İkisini aynı anda seviyorum ama başka türlü, başka yerden… İnsan aynı anda iki çocuğunu sevebiliyor, niye iki kadını sevemesin?”

Volkan’ı dinlerken bir an hak vermedim değil. Hatta “Ne güzel konuştu ya, kendine göre haklı galiba” bile dedim. Sonra düşündüm...

Gerçekten seven biri bunu yapamaz ki! Bunları söyleyen, iki kişiyi birden seven adam; kendisine sunulanları seviyordur sadece. Çünkü sevmek; biri için kalbinin atması demek. Onu herkesten ayırmak, özel bulmak demek. Eğer iki kişiye karşı böyle hissediyorsan, başkalarına da hissedebilirsin demek! Ve en önemlisi, senin kendinde bu hakkı görmen, böyle bir evliliğin yürümesi gerektiği anlamına gelmez. Bu kadar basit! Fakat nerden baksan güzel tartışma. İlişkilerin, evliliğin, sadakatin anlaşılması için gerekli ve önemli.

Kocan olsun ama....

Demet Akalın, programında başından geçen bir olayı anlatıyor:

“Bir gün arkadaşımla arabada giderken lastik patladı, takır takır jantın üstünde gidiyoruz. Durduk ve ben hemen kocamı aradım. Mesela o arayamadı. İnsan bir erkeğin gücünü istiyor..”

Demet Akalın’a hak veriyorum; bir kadının hayatında ona yardıma koşacak, zora düştüğünde elini uzatacak bir hayat arkadaşının olması kadar şahane bir şey yok. Ama anlatımda bir sorun var bana kalırsa…

Her şeyden önce; kendi ayakları üzerinde durabilen, hayatta her şeyi yalnız yapmayı deneyen ve başaran kadınlardan biri olarak itirazım var. Hayatında yardımına koşan birinin olması büyük lüks ama ‘öncelikle’ kendi başının çaresine bakan bir kadın olmayı tercih ederim. Geçen gün oyuncu Kate Beckinsale’in dediği gibi; “Hiçbir kadının bir erkeğe ihtiyacı yok. Mesele kadının bir erkeği hayatında isteyip istememe meselesidir.” Yani kadın, erkeksiz bir ‘hiç’ değildir. Kadının bir şeyleri başarması için erkeğe ihtiyacı yoktur. Önce burada anlaşalım, sonrasına bakarız elbette.

Şahin’den bu beklenti niye?

Gelelim Şevval Şahin meselesine… 2018 Türkiye güzeli Şahin; bir programda sorulara cevap veremediği için linç edildi malum. “Fahrettin Koca’yı tanıyor musun? Türkiye’de kaç coğrafi bölge var? Atatürk’ün bir sözünü hatırlıyor musunuz? İstiklal Marşı’nı kim yazdı?” gibi sorular soruyorlar.

Bunlara cevap veremediği için linç ediliyor. Bir grup da ‘kıza haksızlık yapılıyor’ diye lince karşı çıkıyor. Yani günlerdir herkes karşılıklı birbirine yükseliyor. Burada iki mesele önemli..

Birincisi, bu genç kadının 6 yaşından itibaren yurtdışında yaşadığı çok iyi biliniyor. ‘Cahillikten prim yapalım’ türü programlar eskiden modaydı, artık bayatladı. İkincisi; Şevval Şahin’i koruma timlerinin öne sürdüğü sava katılmıyorum: “Uygar ülkelerde siyasetçiler zaten tanınmaz, bu çok Avrupalı bir durum. Bizim bilmemiz tuhaf..”

Tüm hayatımız koronaya endeksli şekilde aylar geçirdik, Sağlık Bakanı bilinsin bi’ zahmet!! Ya da bizim hakkımızda her konuda karar veren siyasetçileri tanımak niye gereksiz olsun acaba? Asıl mesele şu; korona döneminde partiledi diye ün yapan, yurtdışında yaşamış bir mankenden bu cevapları neden bekliyorsunuz? Gerekçeniz ne? Biraz bunun üzerine düşünmeye ne dersiniz?

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder