Şirin SeverNerede o eski Oscar’lar, ah...

HABERİ PAYLAŞ

Nerede o eski Oscar’lar, ah...

Oscar’ın eski heyecanı kalmadı diyordum, gördük işte… Bu yıl 98’incisi gerçekleşen Oscar töreni kimsede bir iz bırakmadı gibi. Ne eskisi gibi filmler konuşuldu, ne kıyafetler, ne skandallar, ne başka bir şey. Silik, sıkıcı bir Oscar töreni izledik maalesef. Eskiden Oscar’da yarışacak filmleri koşar heyecanla izlerdik, sinetoto yapardık, günlerce tartışırdık. Son yıllarda hangi film yarışta onu bile bilmiyoruz, çok da ilgilenmiyoruz. Toplumda karşılığı kalmadı galiba. Bunda elbette sosyal medyanın, dijital mecraların, buradaki içerikleri tüketme hızımızın da payı var. Ayrıca beğeniler, istekler, ihtiyaçlar, totalde sinemaya bakış da değişiyor her geçen gün. Geçen gün birisi X’te şöyle yazmıştı; “2026 yılında, hâlâ Oscar ödül töreni yapılmasına inanamıyorum. Bütün güzel filmler 2002-2008 arasında çekildi zaten, bitti o iş!” Bakın bunun da payı var. En iyileri izledik, bitti galiba. Peki büyüsü kaçtı diye iki kelam etmeyecek miyiz? Eski toprağız ne de olsa, kayıtsız kalamayız. Mesela ABD ve İsrail’in savaş tamtamları çaldığı bu dönemde ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödüllerini ‘Savaş Üstüne Savaş’ın alması manidar değil mi? Bu filmle ilk Oscarını kazanan yönetmen Paul Thomas Anderson, yaptığı konuşmada “Bu filmi dünyadaki karmaşa için özür dilemek amacıyla, çocuklarım için yaptım” sözleriyle bol alkış aldı elbette. Sevdik. Aynı filmdeki rolüyle ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülünü ise usta oyuncu Sean Penn aldı. Eleştirmenler ‘Bu kadar iyi kötü adam görmedik’ yorumları yaparken, Penn törene katılmadı bile. Oscar’ı öyle bir sallamayış yani. ‘Oscar’dan daha önemli ne işi varmış?’ derseniz Ukrayna’ya gitmiş! Rusya ile savaşan Ukrayna’ya ve devlet başkanı Zelenskiy’e destek ziyareti. Adam işini en iyi şekilde yapıyor ve boş işlerle uğraşmayıp, gerçeklere dönüyor. Bence çok cool bir adam kendisi!

Haberin Devamı

36 KEDİ VE ÇİŞLİ BİR EV

Evinde 36 kedi besleyen Ömür Gedik ile ona şaşakalan Seda Sayan’ın atışması olaydı bence! Sayan’ın programına katılan Ömür Gedik, kedilerin eğitilebilir bir yapıları olmadığını anlatırken, bazen kedilerinin ortalığa işediklerini söyledi. Sayan da, “Senin evin çiş kokuyordur, gelmem” dedi. Gedik de “Gelme” dedi. Ben de sormak isterim; 36 kedi ne Ömür?!! Barınak mı orası? Hayvan sevmek başka, evi barınağa çevirmek başka. Ben, hayvan besleyenlerin abarttığını düşünüyorum çoğu zaman. Tamam sev de, abartma! Ama bunu hayvan besleyenlere anlatamazsın. Benim de evde hayvana tahammülüm yok açıkçası, evin kokusu değişiyor, net! O kıllar, tüyler de cabası. Seda Sayan hislerime tercüman yani. Neyse her yerde bu muhabbet dolaşınca Ömür Gedik açıklamış; “Çoklu kedi olan evlerde kıskançlık, kalabalık vs nedeniyle kum kabı dışına çiş yapanlar olabilir. Ben terbiye edicem diye kedilerime kızmam, kızamam. Gider temizlerim. Zaten hepsi sokaktan gelme, ameliyatlı, travmalı, yaşlı. Tarzım bu. Çişli evime gelmek isteyenleri beklerim.” Aklıma şu geldi hemen… Ömür’ün tavrı; çocuklarına kıyamayan, onları uyarmayan, yanlışlarını söylemeyen ve ‘çocuk o, istediğini yapar’ diyen ebeveynler gibi değil mi? Tek fark şu; eğitemediği kedilerinin derdini Ömür çekecek, bizlik bir durum yok. Ama o eğitilmeyen şımarık çocuklarla biz de uğraşacağız yeri gelince.

Haberin Devamı

ORTAYA KARIŞIK SAYIKLAMALAR

Haberin Devamı

Çin’de bir robot 70 yaşında yaşlı bir kadını rahatsız edince, polis tarafından göz altına alınmış! Dalga geçen geçene tabii. Hiç gülmeyin, bunlar daha iyi günlerimiz. Hep söylüyorum, ‘Terminatör’ filmi gerçek olacak diye!

73 yaşındaki Amerikalı oyuncu Mickey Rourke, kirasını ödemediği için mahkeme kararıyla evini boşaltmak zorunda. Haberi okur okumaz, ‘koskoca Hollywood starına bunu yapan hayat, bize neler yapmaz’ dedim. Fakat Rourke kira ödememe nedenini şöyle açıklamış: “Evdeki yaşam koşulları kabul edilemez hale geldiği için kira ödemeyi bıraktım.” ‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ diye buna mı diyorduk tam olarak?

Ortadoğu’daki savaş, petrol fiyatlarını uçurdu. Dünya çapında on binlerce uçuş iptal ediliyor, havayolları bilet fiyatlarını artırmak zorunda kalıyor. Demek ki neymiş, ‘savaştan bana ne’ demenin hiçbir izahı yokmuş!

Bu ülkede şampiyon bir at kavurma oldu! Ayağındaki kırık yüzünden yarışlardan çekilen şampiyon İngiliz tayı, bir aşhanede kavurma yapılıyor, etin içinden atın çipi çıkınca skandal ortaya çıkıyor ve ‘Ulan bunu da mı yaptık’ derken buluyorsun kendini ve şaşıramıyorsun bile.

Üstteki yazıya başlarken; tören hiçbir iz bırakmadı demiştim ya…. Aslına bakarsanız tek bıraktığı iz, ‘Savaşa Hayır’ diyen İspanyol oyuncu Javier Bardem’in cesaretiydi. Yakasında İspanyolca ‘Savaşa Hayır’ ve ‘Filistin’ yazılı iki rozet vardı, sahnede de ‘Özgür Filistin’ diye bağırdı. “Politik olmaya gerek yok, işimize bakalım” diyenlere inat, korkusuzca ortaya koydu tavrını.

Oscar’a dair çok şey takip etmesek de, izlediğimiz filmler ve tahminlerimiz vardı elbette. ‘Hamnet’i izleyip başroldeki Jessie Buckley için ‘en iyi kadın oyuncu Oscar’ını alır’ tahminim tuttu mesela. (Bakınız ‘Hamnet’ yazıma) Çünkü rolünü oynamıyor, yaşıyordu. Tam beş ödül aldı. Gecenin en havalısıydı.

Oscar töreni sonrası düzenlenen yemekte, bir kez daha Türk lezzetlerinin olması imajımız adına çok iyiydi. Dünyaca ünlü şef Wolfang Puck; kendisinin de çok beğendiği hünkar beğendi, pide ve baklava ikram etti. Tanıtım böyle olur işte.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder