Neyse ki, vicdanı 17 lira bile etmeyenlere ceza

04 Mart 2017, Cumartesi 05:00
AA
“Engellilik nedir?” diye soranlara, “Noterde 25 basamak merdiven çıkamadığımda, görevlinin aşağı gelmesi için 17.74 TL ödemektir” deyin…

İşte herkes bu tweet’le öğrendi milli sporcu Büşra Ün’ün yaşadığı olayı. Paralimpik olimpiyatlarına katılan ilk Türkiyeli kadın tenisçi Büşra Ün; İzmir’de bir işlem için gittiği noterde 25 basamağı çıkamayınca; noter görevlisinin aşağı inerek getirdiği evrakları imzalamış, işlem sonrası Ün’e ‘yol ücreti’ adı altında makbuz kesilmiş ve 17.74 TL talep edilmişti. 17.74 lira nedir ki?

Kaldı ki noter çalışanları ofis dışında iş yaptıkları zaman yol parası almaları da yasal. Ama bu durum ‘yasal’ sınırlara girmiyor! Bence vicdansızlığın, terbiyesizliğin, insanların içinin nasıl kuruduğunun sınırlarını gösteriyor sadece.

Neyse ki İzmir Valiliği olaya el attı; engelliler hakkındaki kanun hükümlerine göre İzmir 16. Noteri’nin hizmet verdiği iş yerinin erişilebilirlik açısından eksikleri bulunduğunu tespit etti. Notere de 15 bin lira para cezası kesti. Yani insani değil ‘teknik’ detaylardan ceza aldılar. Bu da bir şey; yanlışların tekrar etmemesi adına önemli.

Ama asıl önemli olan, 17 lira için vicdanını satanların utanması, pişman olmasıdır.

KORKMAYIN KADINLARDAN BU KADAR!

Yakın erkek arkadaşı ile sinemaya gittiği için, bir genç kız abisi tarafından öldürüldü geçen gün...

Ceylan Timuroğlu’nun başına gelenler gibi yüzlerce hikayenin beşiği olan bir ülkede tonlarca yapılması gereken şey var ama bunu yapması gerekenler kalkıp İstanbul ve İzmir’deki 8 Mart Kadınlar Günü mitingini yasaklıyorlar.

Sebep? Güvenlikmiş!

Hükümetin hiçbir mitingi, toplantısı bugüne kadar güvenlik gerekçesi ile yasaklanmazken; kadınların kendi hakları için toplanması ‘güvenlik nedeniyle’ yasak. Yersen! Kaldı ki kadınlar metroda tekme yerken, öldürülürken, tecavüze uğrarken güvenliği umursamayanlar, şimdi mi güvenlik önlemi almak istedi? Bakın… Ceylan yakın arakadaşıyla sinemaya gitti diye, eğlendi diye, güldü diye, ‘ne haltlar karıştırdığı belli değil’ diye öldürüldü...

Bunları yaptığı için bir hayat yok edilebilir mi? Saçma değil mi? Ceylan gibi binlerce, on binlerce kadın var, sadece bir kez yaşayacağı hayatı kendisine zindan edilen. İşte bu yüzden 8 Mart önemli. Bırakın kadınlar kaynaşsın, kutlasın, birbirini dinlesin, anlasın.

Korkmayın kadınlardan bu kadar.

BİZİ BÖYLE BİLİN!

Kadın hakkı deyince akıllarına sadece pembe otobüs gelen insanların 8 Mart’ı gereksiz bulması şaşırtıcı değil aslında…

Kadın sosyal hayattan elini eteğini çeksin, çalışmasın, sadece ev işi yapsın, 3 çocuk doğursun, hafifleşip kahkaha falan da atmasın diyen bir zihniyet elbette yapacaktı bunu... Peki siz Nike’ın yeni reklamını izlediniz mi?

Tam da bu zihniyetin karşısında duran bir iş. Her zaman güzel görünmek zorunda olmak, sessizce kenarda oturmak, elinin hamuruyla her işe karışmamamak gibi, kadınların üzerine yapışmış ne kadar klişe varsa yok sayıyor ve “Bizi böyle bilin’ mesajı veriyor.

Kadınların kahkahasından rahatsız olanlara inat,bir de kahkaha patlattırıyor. Güzel iş. Tam da 8 Mart’a yakışan, kadının gücünü, inancını savunan bir reklam. Gerçi sonra dönüp Ceylan Timuroğlu gibi ölen kadınların hikayelerine bakınca, ironik de gelmiyor değil doğrusu!

Ekran notları...

■ ‘Poyraz Karayel’in, sıradışı ve fırlama senaryosunun bir fanı olarak dizinin veda bölümünü izleyemedim. Elim gitmiyor, açıp izleyip bitiremiyorum, o defteri kapatamıyorum. Son bölümü izlemeyince bitmemiş sayıyorum…

■ ‘Cesur ve Güzel’ dizisi perşembe akşamı resmen basamak atladı, hatta uzun atlama falan yaptı. Ece Yörenç öyle bir bölüm finali yazmıştı ki, herkesin ağzı açık kaldı, sosyal medya çıldırdı. Bayağı unutulmaz, bayağı ağır sahneydi. Şimdi bütün hafta nasıl bekleyeceğiz?

■ ‘İçerde’ dizisi soluk soluğa devam ederken, Uğur Yücel de diziye dahil oldu, tam oldu! Oynadığı karakterin fragmanı da dönmeye başladı, çıta iyice yükseldi. Uğur Yücel ve Çetin Tekindor’u karşılıklı izlemeye hazır mıyız?

■ ‘İstanbullu Gelin’ dün başladı. Özcan Deniz ve Aslı Enver’i buluşturan dizinin fragmanından anladığım; ilk bölüm ‘Asmalı Konak’ tadında gibi. İzleyip görelim...

ARABESK SÖYLEMEYEN KALDI MI MEMLEKETTE!

Salı gecesi Zorlu PSM’de Levent Yüksel’i dinledim. Bu kadar eğlenceli olacağını hiç tahmin etmemiştim. Meğer şahane bir sahne görmek, canlı müzik dinlemek, sevdiğin şarkıları bağıra bağıra söylemek ne iyi geliyormuş bünyeye...

Levent Yüksel sevmediği yerlerde çıkmayan, çok sık sahne almayan bir isim. Özlemişim de. Konserin ikinci yarısında arabesk şarkılar söylemeye başlayınca ‘Ne oluyoruz?’ dedim.

Meğer yeni albümü arabesk olacakmış, Orhan Gencebay’dan İbrahim Tatlıses’e kadar pek çok ünlü ismin unutulmaz parçalarını söyleyecekmiş.

İyi de, ne gerek vardı? Biz ondan unutulmayan, eskimeyen şarkılarını, Sezen şarkılarını yani pop dinlemeyi seviyoruz.

Kaldı ki, öyle çok müthiş de yorumlamamış arabesk parçaları, üzgünüm. Levent Yüksel ‘Med Cezir’ albümüyle hepimizin kişisel tarihinde yer etmiş bir isim. Yeni şarkılar yapmak yerine arabesk furyasına girmesine gerek yoktu.

MAKARA

Instagram’ın story özelliği sayesinde hepinizin araba kullanırken müzik dinleyebildiğinizi öğrendik. Resmen bilgi çağı!! (Twitter’dan)
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.