Şirin Sever‘O bir birey’ ve ‘özgür’ diye yetiştirdiğiniz çocuklarınız…

HABERİ PAYLAŞ

‘O bir birey’ ve ‘özgür’ diye yetiştirdiğiniz çocuklarınız…

Yanına birden fazla silah almış, gitmiş okula, 8 çocuğu ve bir öğretmeni öldürmüş. 13-14 yaşlarında bir çocuktan bahsediyoruz. Sınıftaki videoları düşüyor sosyal medyaya; normal değil. Bunu aşağılama anlamında söylemiyorum, bir anne babanın dikkatini çekecek, meraklandıracak türden bir tuhaflık var. Ama o anne baba çocuğu ‘görmek’ yerine atış yapmayı öğretiyor, silahları da evde tutuyor. Böylesi korkunç bir olaydan sonra o anne baba nasıl suçsuz sayılsın peki? Kötü ve yanlış ebeveynliğin bedelini mutlaka ödemeleri gerekiyor. Ve bütün annelerin babaların da ders çıkarması şart. Çocuk dediğin “Doğurdum, altını temizledim, yemeğini verdim” diyeceğin bir şey değil. Sevgini, ilgini de vereceksin, iyi insan olması için de çabalayacaksın. Anne babalık tam olarak böyle bir şey. Boşuna yırtınmıyoruz, yazıp çizmiyoruz; anne babalığın da ehliyeti olmalı diye… Çünkü senin bakmadığın o çocuk, senin ‘görmediğin’ o çocuk; gidip başkalarının çocuğunu öldürüyor. Ne kadar yazık iki tarafa da. Elbette hiçbir anne baba kasten böyle bir çocuk yetiştirmez ama unutulmamalı: Bugünün şartlarında çocuk yetiştirmek eskiye oranla çok daha zor, çok daha dikkat gerektiren, özen isteyen bir iş. ‘Sen nerden biliyorsun?’ derseniz, kendi çocukluğumla, öğrenciliğimle kıyaslıyorum…

Haberin Devamı

Biz saçını örüp tek tip kıyafetle okula giden, ihtiyaçtan fazla kılık kıyafeti/ayakkabısı olmayan, cep telefonu, tablet, bilgisayar oyunları bilmeyen, belki şimdiki çocuklar gibi ‘aşkım, bitanem’ diye büyütülmemiş ama mutlu çocuklardık. Şimdiki çocukların istekleri, ihtiyaçları, aradıkları ve bulamadıkları o kadar çok ki. Beyinleri o kadar farklı çalışıyor ki... Bizim gibi ‘çocuklar’ değiller. ‘Birey’ olduklarına, özgür olduklarına, istediklerini yapabileceklerine inanıyorlar. Küçüklükten buna inandırılıyorlar. Dolayısıyla da kimse, öğretmenleri dahi müdahale edemiyor yanlışlarına. En ufak bir azarda anne baba okula koşuyor; “Siz benim çocuğuma nasıl bağırırsınız?” diye başlıyorlar, hocaya resmen çullanıyorlar. Yahu bizim öğretmenlerimiz bizi sıraya dizer, cetvelle parmak uçlarımıza vururdu. Veliler de hocaya tek kelime edemezdi, saygı esastı. Ne yani çok mu travmatik insanlarız biz? Bence şimdiki nesle göre daha normaliz! En azından silahla okul taramadık hiçbirimiz. Belki de eski eğitim ve terbiye sistemine geçmek gerekiyordur; hem evde, hem okulda. Çocuklara ‘sen bir bireysin’ vurgusu yapmak yerine, ‘sen bir çocuksun, kendi başına karar veremezsin, yerini hududunu bil’ demek gerekiyordur. Kim bilir belki çocuğun da ihtiyacı budur, çocukluğunu bilir hiç değilse. Uzman değilim, bilmiyorum ama yetiştirilen çocukları görüyorum da söylüyorum…

Haberin Devamı

‘O bir birey’ ve ‘özgür’ diye yetiştirdiğiniz çocuklarınız…

KILIK KIYAFETE DE EL ATSALAR KEŞKE...

gelmişken… Şu kılık kıyafet olayına da el atılmalı bence. Arkadaşlarımın özel okula giden çocukları sayesinde okullardaki vahameti görüyorum. Longchamp çantası olmayan, Golden Goose spor ayakkabı giymeyen, eline Stanley termos almayan öğrenci yok. Bir de çılgınlık boyutunda kozmetik düşkünlüğü var! En son bizimki, sabah servise binerken annesinden göz altlarına koymak için maske istemiş (eye patch)! Herkes kullanıyormuş, servise bu ıslak maskelerle biniyorlarmış. Sabahın köründe ne yaşıyorlarsa artık! Ojeler, rimeller, dudak parlatıcıları, salkım saçak saçları bir yana, kıvrılan etek boyları, dekolteler başka yana. Bu nasıl bir okul ortamıdır? Okul yönetimi dudak uçuklatan senelik ücretini aldıktan sonra, ne karışır zaten? Karışabilir mi? Dinleyen olur mu ki bu saatten sonra? Ben oldum olası tek tip kıyafeti savundum bu yüzden. Mis gibi, tertemiz giyinip saçımızı başımızı tarayıp okula giderdik. Kimse kimseye özenmez, kimse kimseyle yarışa girmezdi. Olması gereken bu değil mi gerçekten?

Haberin Devamı

DUYAR KASANLARDAN DA BIKTIK!

Okul saldırılarına herkes kahroldu. İnsansan öyle olmalı çünkü; için yanmalı, acımalı. Öbür türlüsü mümkün mü? Ancak duyarlı olmayı, üzülmeyi; sosyal medyaya iki satır yazıp sonra hayatına kaldığın yerden devam etmekle eş anlamlı hale getirdiler. Efendim neymiş, paylaşım yapmamış! Sana ne?!! İki satır duygusal mesaj yazmadı diye ayar çekenlere takığım! Gerçekten tuhaf bir yerlerde debelenip duruyoruz. Kimse sokakta dövülen kadının yardımına koşmaz… Sokakta çocuk kaçırıldığını görse, istifini bozmaz... Onca çocuk istismarı yaşanır; “Neden bu önergeler Meclis’te reddediliyor?” diye sorgulamaz. “Bir mahkeme tecavüzcüye iyi hal indirimini nasıl yapar?” diye hesap sormaz. Ama sosyal medyada duyar kasınca görevini yapmış sayar! Ne saçmasınız ya!

‘O bir birey’ ve ‘özgür’ diye yetiştirdiğiniz çocuklarınız…

ALAÇATI'DA MEKANLAR AÇILIYOR

Alaçatı Ot Festivali, 20 Nisan itibarıyla başlıyor, 26 Nisan’a kadar sürecek. Bu sene uluslararası kimlik kazanan festivalde etkinlikler 6 güne çıkarılacak. ’En Güzel Ot Yemeği’, ‘En Çok Ot Çeşidini Toplama’ gibi yarışmalar ve pek çok etkinlik dışında, çok güzel konserler de olacak. Ot festivali şerefine Alaçatı’daki mekanlar da kapılarını erkenden açıyor…

  • Esnaf Alaçatı; 23 Nisan Perşembe’den itibaren açık. 20.00’de yemek, 22.00 sonrası eğlence garanti.
  • Limon Köyiçi’nde de festival boyunca gündüzleri 16.00’da happy hour partileri olacak. Ünlü isimler de gece mekanda sahne alacak. 23 Nisan’da Berkay, 24 Nisan’da Simge, 25 Nisan’da Murat Dalkılıç herkesi dans ettirecek.
  • Alaçatı’nın popüler durakları Boop ve canlı müziğin adresi Korto Alaçatı’da festivale özel programlarıyla misafirleri bekliyor. Bence eğlenmek hepimize iyi gelecek.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder