Onlar baktıkları yeri değiştirsin!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Her zaman yazıyorum, söylüyorum... Dizi ya da filmlerdeki sahnelerden etkilenip kötülük düşünmek ancak şuursuzların işidir diye! Niye senaryodaki iyilerden, iyi şeylerden etkilenmiyor da, kötüsünü kapıyor değil mi? Öte yandan… Bir senaryoda toplumsal duyarlılığa, farkındalığı yükseltmeye, mesaj vermeye, uyarmaya yönelik detaylar da her zaman iş görür.

Silkeler, uyarır, ayıbı ortaya çıkarır, iyidir yani. Zamanında Gülse Birsel yaptı. Yine şiddeti konuştuğumuz geçmiş günlerde; ‘Jet Sosyete’nin bir sahnesinde “Düşmeyen, dik duran kadınlara hepiniz teker teker alışacaksınız” cümlesine yer vermesi kadınlara moral vermeye yetti. ‘Oh be’ dedik, sonunda bir dizide şu cümleye rastladık! Senaryoyu yazan kadındı ama olsun, içimiz ferahladı, nasıl da iyi geldi.

Lafı dolaştırdım ama... Bir dolu erkek vahşeti izlediğimiz/okuduğumuz şu günlerde, yine bir dizideki replikten bahsedeceğim... Can Yaman ve Özge Gürel’in dizisi ‘Bay Yanlış’ta bir sahne izledim. Kız güneşleniyor plajda, iki hanzo da onu dikizlemeye başlıyor. Kızdan hoşlanan adam da manzarayı görünce; “İstersen başka yere geç, adamlar bakıyor, rahatsız olma” diyor. Kadındaki cevap şu: “Ben yerimi değiştirmeyeceğim, onlar baktıkları yeri değiştirecekler!” Sonra fena dalıyor adamlara.

Adamlar da korkup başka yere dönüyor. Gerçek hayatta sonuç aynı olmayabilir elbette, dikkatli olmak lazım ama şu sahneyi izlemek bile insana öyle iyi geliyor ki. Erkeklerin verdiği rahatsızlıklara karşı öyle çok savunma geliştirmişiz ki; hep biz fedakarlık yapıyoruz, kendimizi saklıyoruz, geri çekiliyoruz. Bu öğretilmiş çünkü bize. O yüzden senaristler bunu sık sık yapmalı, ‘erkek değişsin’ mesajını bol bol vermeli. Mesaj mesajdır, alabilene tabii.

EZBERLERİ BOZALIM ARTIK

Kadına şiddet… Pardon, artık erkek vahşeti demeliyiz bence de! Bu ara bunu konuşuyoruz diye herkes kendince cümleler sarfediyor ya... Popçu Berkay da “Kadınlar bize gönderilmiş hediyelerdir, meleklerdir. Biz onlara en iyi şekilde bakmakla yükümlüyüz” dedi; herkes eleştiriye, lince başladı hemen.

Tartışmaya İstanbul’dan ve köşemden katılmak isterim... Bu bence kötü niyetli bir cümle değil, sadece toplumsal ezberlerle ilgili. Yıllar boyu bize öğretilen cümleler. Ama artık değişmek gerek çünkü şiddeti doğuran, bize öğretilen bu dil biraz da. Kimsenin kimseye yollanmadığını kabul ederek başlayalım.İki taraf da birbirine iyi bakmakla, birbirine saygılı, özenli olmakla yükümlü.

Şunu anlamak da şart: Hiç kimsenin, hiçbir erkeğin kadını değiliz. Kimsenin namusu değiliz, evin olmazsa olmazı değiliz, narin ya da sert değiliz. Melek ya da şeytan hiç değiliz. Sizin için bunların hiçbiri değiliz. Böyle genel sıfatlarımız yok. Kendi başımıza bir bireyiz. Ben sadece benim. Kendimim. Ne olmak istediğim de beni bağlar. Anlaştık mı?

KAFAMDA DELİ BAZI SORULAR

  • Ayasofya çevresinde izdiham olmasın diye Valilik metro seferini durduruyor, araçtaki kalabalık da kadın makinisti linç etmeye kalkıyor. O kadının üzerine yürüyenler sonra gidip namaz kıldı ya, kabul oldu mu ibadetleri merak ediyorum…
  • Bir merakım da şu: Bir kadını linç etmeye çalışan onca adam, o görüntüleri izleyip kendileriyle gurur mu duyuyor şu an?
  • Kadına yönelik şiddeti önlemek amacıyla yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, kimleri neden rahatsız ediyor? Kim niye engellemek istiyor?
  • Ayasofya’nın kedisi Gli’nin adı neden değiştirilmek isteniyor?
  • Bir de, bir kedi ismiyle alıp verilemeyen nedir?
  • Bir insan (görüntüsü öyle çünkü) bir köpeğe neden tecavüz eder? Bu nasıl bir dürtü, nasıl bir manyaklık, nasıl bir ruh hastalığıdır?

BUNLAR DA İYİ GELEN ŞEYLER

  • Bir çöp konteynerinin üzerine çıkıp havuza giren çocukları izleyen kağıt toplayıcısı çocuğu ve kardeşlerini bulup havuza götüren Antalya Konyaaltı Belediyesi yetkilileri... Dünyayı bir anlığına da olsa güzelleştirdiniz, teşekkürler.
  • İki yılda tamamlayarak bu yıl müzikseverlerin beğenisine sunduğu Beethoven’ın 32 sonatının tamamını kaydettiği albümüyle, Alman Klasik Müzik Ödülleri’ne ‘Yılın Enstrümantal Kaydı’ ve ‘Yılın Enstrümantal Sanatçısı’ dallarında aday gösterilen Fazıl Say… Dünyanın en büyük klasik müzik ödüllerinden birine, üstelik dünyanın en büyük üstatlarıyla birlikte aday gösterilmek… Pek çok şey yüzünden nefessiz kaldığımız şu günlerde gurur duyulacak hikayelerimiz oldu.
  • ‘Bir Vurgun Bu Sevda’, ‘Firuze’, ‘Petrol’ gibi unutulmaz bestelere imza atan Attila Özdemiroğlu’nun albümü… Yaz hitinin çıkmadığı şu günlerde eskimeyen bu şarkıları yeni aranjelerle yeniden hatırlamak ilaç gibi geldi. ‘Attila Özdemiroğlu Besteleri’ 2016’da kaybettiğimiz müzisyenin kızı Lidya’dan bir hediye ve çok iyi.
  • ‘Bizim tarzımız güzel’ diyen Boyner’in yeni reklam filmi... Türkiye’nin çeşitliliğini, tüm renklerini, bizi biz yapan özellikleri ve değerleri öyle akıllıca, öyle şahane biraraya getirmiş ki reklam; şahane bir iş. İzlemeyen izlesin mutlaka.

Yazarlarımızdan

24 Eylül 2020, Perşembe 07:42
24 Eylül 2020, Perşembe 07:34
24 Eylül 2020, Perşembe 07:30
Sıradaki haber yükleniyor...
holder