Oscar filmleri ekranda

05 Şubat 2017, Pazar 05:00
AA
2017’nin Oscar adayı filmleri bir bir görücüye çıktı ya, sinema salonları dolu dolu, herkes Oscar Toto yapmak için salonlarda...

Hey maşallah seyirciye! Bu arada Şubat ayına özel Oscar kanalı da yeniden yayında! Digitürk’ün, pardon beIn Movies olarak değişti kanalın adı, Oscar filmlerini yayınladığı kanalı geçen sene olduğu gibi yeniden yayında. Birinci kanalda başlayan Oscar yayınında 170’ten fazla Oscarlı film gösterilecek...

Ödüllerin dağıtılacağı 26 Şubat tarihine kadar kanal, film yayını yapacak. 2016’nın Oscar kazanan filmleri de seçkide yer alıyor, aday olanlar da...

Bunun dışında özel yayınlar da var. 26 Şubat günü de Oscar ödül töreni ile ilgili hazırlıklar; bizim saatle sabaha karşı 3’te ödül töreni başlayacak. Sinemaseverlere duyurulur.

‘Yaşamın Kıyısında’ Nuri Bilge tadında

Oscar adayı filmler vizyonda demişken…

Bu sene tahminler çok değişken, her kafadan başka bir ses çıkıyor. Bir tek ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülü için fikirler çok net: ‘Manchester by the Sea-Yaşamın Kıyısında’ filminin başrol oyuncusu Casey Affleck herkesin ortak paydası. 6 dalda Oscar adayı olan filmi dün izledim...

Sıradan insanların sıradan hayatlarını anlatan Amerikan bağımsız sinemasının başarılı bir örneği diyebilirim. Lee Chandler (Casey Affleck) kendisinin sebep olduğu bir yangında üç çocuğunu birden kaybediyor, karısı tarafından terk ediliyor.

Duygusuz, hissiz, bir hayat sürerken abisinin öldüğünü, 16 yaşındaki yeğenine bakmak zorunda kaldığını öğreniyor. Onca acı yaşadığı şehre gittiğinde hem hatıraları, hem yeğeninin ergenlik sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor. Filmin geri kalanı büyük ve ağır bir hüzün...

Nuri Bilge Ceylan filmleri tadında bir ağırlık. Yeğen Patrick ise ağzına terlik vurmalık bir ergen, eklemeden geçemem! Casey Affleck’e gelirsek…

Ödülü yüzde yüz hak ediyor, net. İçinde hiçbir duygu kalmamış, hissetmek istemeyen, duygularından kaçan acılı adamı müthiş oynamış. Siz de izleyin derim.

‘Önce Sen’ derken ayıp mı ediyoruz?

Şu ara herkesin elinde Psikoterapist Çağatay Öztürk’ün yeni kitabı ‘Önce Sen’ var. Çevremde herkes onu konuşuyor. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebi, yaşadığımız çağın hepimize sirayet eden yaşam felsefesini sorgulaması.

Yani sürekli bizlere empoze edilen ‘Önce Sen’ kavramını ince eleyip sık dokuyarak anlatması. Hayatta önceliği kendimize vermek bencillik anlamına mı geliyor?

Peki ya karşımızdakine ‘Önce Sen’ dediğimizde, onu var ederken kendimizi yok saymış olmuyor muyuz? Sen kendini yok sayarsan eğer, başka kimler yok saymaz ki…

Üzerinde durulmas, düşünülmesi gereken sorular... Bu matemetik üzerine düşünmek ve kafa yormak isteyenlere tavsiye ederim.

LeMan 25.yılını kutluyo

Türkiye’nin en köklü ve uzun ömürlü mizah dergisi LeMan, 25. yılını kutluyor. Dile kolay, türlü türlü badirelerden geçmiş Türkiye’de 25 yıl boyunca mizah dergisi yapmak az şey mi! Hele de Türkiye gibi her şeyi kolay tüketen bir ülkede.

Döneminin ilk bağımsız dergiciliğini hayata geçirip kendisinden sonra gelecek yayınlara örnek olmuş bir dergi LeMan…

Bezgin Bekir, Daral Timsah, Hain Evlat Ökkeş, Kıllanan Adam, Erdener Abi gibi artık klasikleşmiş kahramanları hafızalara kazınmış durumda. Ya derginin kurulduğu binanın alt katına açılan LeMan Kültür isimli kafe? Kimler kimler geçmedi ki oradan.

Tuncel Kurtiz, Cem Yılmaz, Ata Demirer. Bugünün komedyenleri o günlerin eseri anlayacağınız. Şimdi 9 Şubat’ta 25’inci yılını kutluyor dergi. Bir dizi etkinlikle elbette. Nice 25 yıllara diyelim…

Balkonsuzluğumuz…

Sosyal medyada şahane yazılar okuyorum bazen, öyle geçip gitmek yazık olur gibi geliyor. Geçenlerde kendimizi hapsettiğimiz evlerimizden, yalnızlığa mahkum hayatlarımızdan bahseden şahane bir yazı çıktı karşıma. Samimiyeti, dili, gerçek oluşu çok hoşuma gitti, siz de okuyun istedim...

“Bütün şehre hızla yayılan konut mimarimiz; balkonsuzluğumuz... Birkaç metrekareyi daha ‘içeriye’ katmak uğruna seçtiğimiz ‘merhaba’sızlığımız, ‘günaydın’sızlığımız, ‘bir kahveye gelsene’sizliğimiz…

Sokaktaki seslerden, ağaçlardan, bulutlardan, gökkuşaklarından, yağmur kokusundan, bizim dışımızda varolan her şeyden kopup kendimizi ‘mutlu aile’ yalanlarına, ‘hayal’lerimizi TV ve bilgisayar ekranlarına yapıştırma kartonluğumuz.

Balkonsuzluğumuz! Borçlanmaktan zevk aldığımız, taksit taksit ödemeye can attığımız yeni ‘ev’ halimiz. Siyah panjurun dışına çiçek sevgisi diye bıraktığınız o yalnız saksı da... afedersiniz…”

Devamını siz tamamlayın artık. İyi pazarlar…

GÜNÜN SÖZÜ
‘Nasılsın?’ samimiyetsizliği ile ‘iyiyim’ sahtekârlığı arasında bir yerdeyiz... (Instagram’dan)

 
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.