‘Şahan da, ben de yapımcı olarak o toplantıdaydık’

29 Eylül 2018, Cumartesi 05:00
AA

Cem Yılmaz’ın ocak ayında vizyona girecek ‘Karakomik Fimler’ serisinin setinden bildiriyorum bugün...

Röportajın filmle ilgili bölümlerini bugün, Cumartesi Postası’nda okuyabilirsiniz. Burada da sayfaya sığmayanlar var.

Sohbetimizde konu sinema gelirleri ve izleyicinin azalması meselesine gelince; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’la gerçekleşen buluşmayı hatırlattım. Bakanla yapılan o toplantıda, Şahan Gökbakar da vardı ve iki komedyen birlikte poz verince, ‘Barıştılar’ başlıkları atılmıştı malum. Bunu sordum, “Şahan’la küs değilim ki niye barışayım?” dedi Cem Yılmaz.

Peki görüşmenin detayları nelerdi?

“Bireysel bir şey değildi... Şahan ve ben sadece oyuncu olduğumuz için, yani popüler kimlikler olduğumuz için orada bulunmadık... İkimiz de Yapımcılar Birliği’ne üye olduğumuz için oradaydık. Toplantı da, Yapımcılar Birliği’nin toplantısıydı, pek çok yapımcı vardı. Bakanlık, bilet fiyatlarıyla, gelirler giderler ve bazı teknik konularla ilgili çalışmalar yapmış, yeni bir kanun çıkarılıyor. Bizleri de bilgilendirmek için çağırdılar.”

Kadir İnanır’ın çıkışı tam da bu toplantıdan sonra gelmişti.

“Türk sineması bu iki komedyenden sorulamaz” diyen duayen oyuncuyla ilgili de şunu söyledi Cem Yılmaz:

“Şimdi ben Kadir İnanır’ın sözlerinin üzerine ne söyleyebilirim ki? Bakanlıktan davet geldi, gittim, işimi yaptım geldim. Bu kadar.”

Mısır sorusuna isyan!

Gişeden kazanılan parayla ilgili hâlâ bir muamma olduğunu düşünüyor Cem Yılmaz: “Hasılatı komedyenin kendisi alıyor zannedenler var. Mısır fiyatından şikayetçi olan seyirci var, onu da senin şahsına bildiriyor. ‘Mısır 15 lira olur mu Cem Abi?’ diyorlar. Ne bileyim ben? Aynı soruları George Clooney’e de soruyorlar mıdır acaba? Büyük bir ihtimalle sormuyorlardır!”

Dijitalde güzel şeyler olacak dediler, gaza getirdiler

Cem Yılmaz, televizyonlar için de bir şeyler yazsın, üretsin diye yıllardır istek var malum. Ama o, bu istekleri çok gerçekçi bulmadığını söylüyor. İşte gerekçesi:

“15 senenin mevzusu bu... Televizyon yöneticileri ‘Bize bir şey yap’ diyor. ‘Yaparım ama 60 dakikalık filmler yaparım’ diyorum. Sonra o teklifler hep havada kalıyor. Cem Yılmaz, Ozan Güven, Zafer Algöz oynayacak ama üç kuruş para vereceksin! Böyle iş yapılır mı? Sinema standartlarında iş yapıyoruz, pahalı yani. Para verselerdi, olurdu elbette.”

Peki Netflix gibi dijital mecralardan teklif gelmiyor mu onun gibi bir isme?

“Geliyor ama somut şeyler değil. Ama gelirse de, ‘Netflix aradı abi’ diye sevinç çığlıkları falan atmam! 50 yaşına gelmişim böyle şeylerden etkilenecek halim yok. Açıkçası, dijitalde çok güzel şeyler olacak diye hepimizi gaza getirdiler ama hiçbir şey olmamaya başladı. Ben oradaki mevzuya inanmıyorum artık...”

Vücut Kerem Bürsin’den!

Sohbet sonrası filmden sahneler izliyoruz. Cem Yılmaz’ın kaslarını sergilediği sahnede, “Dizilerdeki jönlere mi özenip soyundun?” dedim.

Cevap: “Vücudu Kerem Bürsin’den aldım ama ben seslendireceğim...” E zalimlik değil de ne bu?

■ Necip Memilli’nin sahnelerinde “Şahane seçim” diyorum. “Uzun zamandır peşindeydim ama parada anlaşamıyorduk. Bozuk param yoktu!” diyor gülerek.

■ Konu ‘hep aynı isimleri oynatıyor’ serzenişine geliyor. Zafer Algöz, “Aynı adamlar film yapıyoruz ama hep farklı filmler yapıyoruz” diyor. Cem Yılmaz’la ilk kez oynayan Cem Davran araya giriyor: “Bana da ‘Amma yancısın, grubu bozdun’ diyorlar. Cem bana bir hikaye anlattı, çok sevdim, oynadım. Kimsenin ortamını falan bozmadım!” diyor gülerek.

■ Can Yılmaz ise şöyle bir ipucu veriyor: “Sette fırça yemeye dayanıklı olmak gerek. Ortam gergin biraz..” “Gerçekten sette gergin misin Cem?” deyince de, “Ya gevşek yönetmen mi var?” diye cevabı yapıştırıyor.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.