Şirin SeverSahte diplomanın da böylesi...

HABERİ PAYLAŞ

Sahte diplomanın da böylesi...

Önceki gece İstanbul’dan bir Jennifer Lopez geçti... Paylaşımlardan anladığım kadarıyla herkes çok memnun, pek bir büyülenmiş halde. Ne güzel, dünya ünlülerinin Türkiye’ye gelmesi gitmesi, karşılıklı memnuniyet önemli sonuçta.

Sahte diplomanın da böylesi...

Ben hem sıcaktan hem psikolojimden dolayı gidemedim ama kaç gündür maruz kaldığımız J Lo haberleri sayesinde de gitmiş kadar oldum zaten. Bu haberlerin en bombası da, Lopez’in İstinyepark’ta bir mağazaya girmek istemesi ama ‘doluyuz’ gerekçesiyle içeri alınmaması. Ne gündem oldu, güvenlikle ne dalga geçildi ama! “Bazı mağazalar belli kapasitede müşteri alır, o yüzden o kapıdaki görevli işini yapmıştır” diyenler de var ama kimse kusura bakmasın... J Lo gelecek mağazaya ve ona rutin prosedür uygulanacak, öyle mi? Mümkün değil! Güvenlik düpedüz tanımamış kadını. Olabilir elbette ama komik sonuçta. Öte yandan J Lo’nun ‘sorun yok’ diyerek çıkmasına kaç puan? Ne tatlı, ne mütevazıymış, vallahi bravo. Bizde ünlümsüler bile ‘beni nasıl tanımazsınız’ diye ortalığı birbirine katıyor her yerde. Neyse bu haber üzerine yazılan şu yoruma çok güldüm: “Valla haklılar, öyle bir gündem var ki, sen de sahte Jennifer olabilirsin!” O kadar haklı bir yorum ki. Öyle bir gündemin ortasındayız ki, her şey birbiriyle ilişkilendirilebilir halde. Bakın, ben de buradan sahte diplomalara bağlayacağım yazıyı... Olanlar gerçekten inanılmaz. Kendini narkotik şube baş komiseri diye sunan torbacılar, sahte diploma alanlar, sahte ehliyet alanlar, ne ararsan var ülkede. Liyakat, emek, eğitim hak getire. Kimler, kimler var içlerinde kimbilir... Ama en bilenini Abdülhamid’in torunu olarak tanınan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu. O da sahte diplomalı çıkmış. Hem de hangi bölümden? İnönü Üniversitesi tarih bölümünden. “Zaten okuyacağı tarihin üçte ikisini akrabaları yazmıştı, onu da gidip öğrenmemiş şehzadem” paylaşımına o kadar güldüm ki. Daha neler neler yazmışlar, bakın:

Haberin Devamı

* Adam zahmet edip Osmanlı tarihini bile okumamış.
* Bir gecede cahil kaldı.
* Lalası kimdi acaba?
* Bunlar gerçekten Osmanlı soyundan mı, onu da araştırmak lazım.
* Gerçek diplomaya gerçekten yazık olurmuş!

Haberin Devamı

* * *

Peki bu yazılanlara cevabı ne oldu Osmanoğlu’nun? “Dedemi çekemeyenler, şimdi beni çekemiyor” demiş. Haber bu kadar.

Sahte diplomanın da böylesi...

Volkan Hocam, acaba ülkeyi mi yıkasanız siz?!

Ha bakın, bir de halı yıkamacı psikoloğumuz var. Bu olay da çok bomba! Sahte psikolog Volkan Uçak’tan bahsediyorum. Asıl işi halı yıkama. Sıfırdan, efsane bir kariyer yaratmış kendisine. Çukurova Elektrik Lisesi’nden mezun. Oradan hop İrlanda Dublin Üniversitesi’ne geçiş. “Uzun yıllardır mentalizm sanatına odaklanmış bir doktor ve bu yönde içerik üreticisiyim. İnsan ruhunun ve zihninin derinliklerindeki etkileri keşfetme tutkum, ikna, manipülasyon ve beden dili alanlarında yoğun çalışmalar yapmama yol açtı” diyor kendisini tanıtırken. İnsanları ağlatarak, içindeki çocuğa sarılmasını telkin ederek ruh sağlığı hizmeti veriyor. Seansı da 4 bin 500 TL. Murat Övüç ünlüsü yararlanmış kendisinden, başka kimler var bilmiyorum. Bu ülkede neden herkesin psikolojisi bozuk diye soruyoruz bir de? Nasıl düzelelim bu sahtekarlığın ortasında? Hepsi bir tarafa; en çok da şuna üzülüyorum: Ortalığın ayağa kalkması lazım ama sadece gülüyoruz ağlanacak halimize. Bu kirlilik, çürümüşlük nasıl temizlenir çok merak ediyorum. Ülkeyi hortum tutup yıkasak yeridir. Volkan Hoca asıl kariyerine dönüp bi’ el mi atsa acaba?

Haberin Devamı

Sahte diplomanın da böylesi...

‘Heval’in inanılmaz vefası

Hayvanları sokağa atanlar, tekmeleyenler, öldürülenler... Buna karşılık ölen sahiplerine gösterdikleri vefalarıyla bizi ağlatan köpekler... Ne yaman çelişki değil mi? Hakkari’de sahibinin vefatından sonra mezarının başından günlerce ayrılmayan ‘o’ köpek mesela... On günden fazla bekledi o mezar başında. Ne yemek, ne su, ne sıcak demedi. Sosyal medyada gündem oldu tabii, herkesin içi sızladı, gözleri doldu. İnsanda bile zor bulunur bir hal çünkü. Sonra mezarın başından alındı ve barınağa götürüldü o köpek ama sanatçı Ceylan Ertem’in içi el vermedi; Ahbap Derneği ve Haluk Levent devreye girdi ve köpeği sahiplendi. Kıyılır mı böyle bir hayvana gerçekten? Köpeği beklemesi, karşılaması, içinden geçenler, hepsini hesabından yayınladı. Öyle de güzel bir yazı yazmış ki, insanın ağlayası geliyor. Ceylan Ertem köpeğin adını ‘Heval’ koymuş, Kürtçe’de ‘dost, yoldaş’ demek. “Ömür boyu kalbimizde yeri var” diyor. Bayıldım ben onların hikayesine, umarım mutlu olurlar.

Sahte diplomanın da böylesi...

İstanbul’un kedileri de film olsun!

Hayvanlar demişken... İnternetin en iyi kedi videoları, Amerika’da beyaz perdede yayınlanacakmış. ‘Cat Video Fast’ isimli çalışma, 73 dakikalık bir seçki ve bugüne kadar Amerika ve Kanada’daki 500’den fazla sinemada gösterilmiş. Bilet gelirlerinin bir kısmı da barınaklara ve kedi odaklı hayır kurumlarına bağışlanacakmış. Hayır biz bunu nasıl Amerika’ya kaptırdık, sorarım sinema dünyasına! İstanbul’un kedileri bu kadar meşhurken, sokakların efendisi kedilerken, sosyal medyayı bile kedi videoları ele geçirmişken; bizde niye bunu kimse düşünmedi acaba? Bence direkt girişilsin bu olaya. Bakın iddia ediyorum, boş sinema salonları dolacak, herkese de terapi olacak. Zira kedi izlemek kadar rahatlatıcı birşey yok!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder