‘Sebat’ ettikleri için bu kızları çok sevdik

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Onlar Türkiye’nin yüzünü güldürdü… Voleybolu da futbol maçları kadar izlettirdi… Azimleri, çalışkanlıkları, aydınlık yüzleri moral verdi, motive etti Türkiye’yi. Kadın Voleybol Milli Takımı’nın hikayesi ve ‘Biz bu kızları neden sevdik?’ sorusu sorulmalıydı mutlaka. İşte geçen akşam o cevabı beyaz perdede izledik. ‘Filenin Sultanları: Sebat’; takımın 2019 Avrupa Şampiyonası’ndan bugüne kadar olan serüvenini ve bu serüvenin kahramanlarının hikayesini anlatıyor.

Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, (ki kendisi ne kadar babacan, ne tatlı biri; izleyince göreceksiniz), baş antrenör Giovanni Guidetti, teknik ekip ve oyuncular maçlarda yaşadıkları heyecanı, hayal kırıklıklarını, neden kaybettiklerini/kazandıklarını, bazı maçları nasıl çevirdiklerini öyle samimi anlatıyor ki, izlemeye doyamadım.

En son Michael Jordan belgeselini bu kadar ilgiyle izlemiştim. Bu da tam o tatta. Şimdilik iki bölüm izledik, toplamda 6 bölüm olacak. Devamında ise olimpiyat yolculuğu anlatılacak. Yakında dijital bir platformda ya da TRT’de izlenebilecek.

Sponsor değil değer ortağı

İşin başka güzelliği de şu: Kadınların çoğu zaman yok sayıldığı bir ülkede, şortlarının bile tartışıldığı bir ülkede; onların başarılarını belgesele dönüştürmek o kadar değerli ki. O yüzden takımın sponsoru Axa Sigorta’yı alkışlıyorum. Hem kadınlara değer kattıkları için, hem de bu şahane belgesel için.

Zaten galada Axa Sigorta CEO’su Yavuz Ölken ile ayaküstü konuştuğumuzda, “Takım o kadar başarılı ki, sponsorlarıyız bile demek istemiyoruz, biz onların destek ortağıyız” dedi. “Sebat zor bir isim ama…” deyince de şöyle söyledi: “Evet ama çok da değerli bir kelime. İşi sonuna kadar götürmek, direnmek var içinde.

Kızların yaptığı da tam bu” dedi. Resmen kızların ‘emin ellerde’ olduğunu hissettirdi. Kızlar da, destekçileri de iyi ki varlar. Bize böyle güzellikler ve heyecanlar yaşattıkları için hepsine sonsuz teşekkürler.

Öğrencilerin yanında olanlar

Ordu Valisi Tuncay Sonel aradı dün. Yurt ve ev bulamayan öğrencileri yazdığım son yazımı okumuş... Ordu’ya giden ama kalacak yeri olmayan öğrencileri, valiliğin anlaştığı otellere yerleştirdiğinden de bahsetmiştim yazıda, teşekkür etti. Sordum hemen tabii.. “Kaç öğrenciyi otellere yerleştirdiniz?” diye; anlattı: “Şu ana dek 335 öğrenciyi misafir ettik. Yedekte yurt bekleyenlerin yurtları çıkıncaya kadar ya da öğrenciler ev buluncaya kadar, kısacası onlar düzenlerini kuruncaya kadar otellerimizde kalacaklar. Öğrencilerimize alışveriş kartları da veriyoruz. Onlar yeter ki okusunlar…”

Şahane değil mi? Ankara Belediyesi de, yardım için çabalıyor. Başkan Mansur Yavaş, “Vakit ev sahipliği yapma vakti... Ankara’daki yurt, konaklama tesisi, otel, misafirhane sahibi hemşerilerim, bizlere ulaşın” diyerek çağrıda bulundu. Haluk Levent de yine boş durmadı tabii. “Ahbap Derneği’ne başvuran ilk 500 öğrenciye 6’şar bin TL ödeyeceğiz” duyurusu yaptı. Öğrenci olanlar bilir bu destek ne demek.

ON NUMARA İŞLER GÜÇLER!

  • Herkes yazdı ama bir kez daha yazılmayı hak ediyor… Elidor’un Ebrar Karakurt’u oynattığı reklam filmi, yılın işi! Reklamın sözleri, amacı, seçilen isim on numara. Kısa saçlı biriyle ters köşe yapmak, ‘Hayatta her şey olabilir, karşılarız’ sözüyle kadınların gücüne atıf, çok çok değerli.
  • Mavi markasının plastik malzemelerden jean üretmesi on numara hareket… Markanın Pro Sport Repreve koleksiyonu için 593 bin 750 plastik şişe dönüştürülmüş. Sürdürebilir moda anlayışının giderek yayılması ne güzel.
  • ‘Yargı’ dizisi çok iyi çıktı! Kaan Urgancıoğlu ve Pınar Deniz’in oynadığı dizi, adaleti sorgulatıyor. ‘Suçu en yakınınız işlediğinde, adalet aynı şekilde işlesin ister misiniz?’ sorusuyla ilk bölümden ‘yargı dağıtan’ dizinin müptelası oldum.
  • Cazibeli bir İspanyol çingenenin hikayesini anlatan Carmen’in modern dans yorumu Zorlu PSM’de... Yalın ama çarpıcı bir sahne dekoru, şahane müzikler ve müthiş danslar.. İzleyin.

Tıkla gelsin… Aç, birleştir, pişir

Hayat dijitalleştikçe, yeni girişimler de arka arkaya hayatımıza giriyor. Özellikle yemek söz konusu olunca! Onlardan biriyle tanıştım geçenlerde; adı ‘pişir’. Gastronomi sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren Aralco Group tarafından geliştirilen ‘pişir’; “Yakın gelecekte kimse manava, markete giderek alışverişini yapmayacak ve evinde bu malzemeleri yıkayıp doğramakla uğraşmayacak” fikriyle ortaya çıkmış.

Sloganı ‘aç, birleştir, pişir’. Yıkanmış, doğranmış, pişirmeye hazır gurme ve sağlıklı ürünleri sipariş edip pişirebiliyor ve zamandan tasarruf ediyorsunuz. Uygulama içeriğinde; Türk ve dünya mutfaklarından yüzlerce yemek yer alıyor. Pişir’in kurucuları Arda Galin ve Alişan Yıldız’ı kutlarım çünkü çalışan insanlar ve bekar yaşayanlar için büyük kolaylık. Özellikle diyete başlayıp ertesi gün evde diyete uygun malzeme bulamayıp, ekmek arası bir şeyler yememe son verebilir bu platform.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder