Hep yazıyor ve söylüyoruz… Sosyal medya delilik halini almış durumda. Algoritmalar yüzünden hiç izlemeyeceğimiz şeyler izliyoruz, olmadık içeriklere maruz kalıyoruz. Şöyle bir kaydırayım bakayım dediğinizde ise, saatlerin geçtiğini çok geç anlıyorsunuz. Öyle korkunç bir bağımlılık ve zaman kaybı. Öte yandan, normalde bakıp geçilecek, oralı bile olunmayacak pek çok şeye durup/dönüp yorum yazıyor, küfür ediyor, hesap soruyor millet. ‘Ya siz hayırdır’ demeye kalmadan linçlemeye başlıyorlar. Küstahlık ve hadsizlik öyle artmış durumda ki, ‘klavye delikanlılığı’ dediğimiz bu durum çığrından çıkmış durumda maalesef. Asıl önemli sorun da şu; tıklanmak için insanların düştüğü haller içler acısı. Daha dün önüme düştü; İzmir Buca’da etkileşim almak için sokakta uyuyan savunmasız bir adamı tekmeliyordu gençler. Eğleniyorlardı, hiç utanmıyorlardı. Etkileşim dertleri olmasa yapmayacaklardı belki de, içlerinde yatan o kötülüğü ortalığa salmayacaklardı kim bilir… Ama “Sosyal medya çıktı mertlik bozuldu” diyoruz ya, tam öyle bir hal var. Çocukların karıştığı şiddet olayları, akran zorbalığı korkunç boyutta. Hadi büyükleri geçtik, çocukları nasıl kurtaracağız bu sosyal medya çamurundan derken… Sonunda sanal dünyaya ilişkin yasal düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenlemeye göre; oyun platformları, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları satışa sunamayacak. Yaş kriteri olacak. Ayrıca oyun platformları ebeveyn kontrol araçları sağlayacak. Yasayla birlikte, sosyal medyada yaş sınırı da yürürlüğe girmiş oldu. Buna göre, sosyal ağ sağlayıcı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak. Yani sosyal medyaya dijital rüştünü ispatlamayan giremeyecek! Kulağa gayet iyi geliyor, yeter ki uygulansın. Uygulama aşamasında neler yaşanacak, kurallara hem platformlar hem ebeveynler uyacak mı izleyip göreceğiz. Burada ebeveynlere de büyük iş düşüyor; “Yasaklar delinmek içindir” demezlerse, çocuklarıyla ilgilenirlerse belki onları kurtarabilecekler. Biz mi? Biz de kendi kendimize sınırlar koymayı öğreneceğiz bir zahmet... Yoksa bunun sonu ruh ve sinir hastalıkları hastanesi!

Ortaya karışık sayıklamalar…
Madem sosyal medya dedik, “Gerekli gereksiz her şeye maruz kalıyoruz” dedik, ortaya karışık söyleneyim biraz…
Herkes 55 yaşında hamile kalan astrolog Nuray Sayarı’yı konuşuyor. Soru da şu: Bu yaşta hamile kalmak mümkün mü? Uzmanlar ne diyor? Hürriyet’ten Fulya Soybaş sormuş mesela; “50’li yaşlarda doğal yollarla hamilelik milyonda bir görülür” cevabını almış. Yani imkansız değil ama olması bir mucize. Peki Sayarı’nın başına gelen mucize mi yoksa başka tedaviler denedi ama etkileşim peşinde mi? Yakında çıkar kokusu. Ama mucizeyse de, kadınlara moral olmaz mı?
Pınar Sabancı konuşmuş, “Göze sokmak istemiyorum bir sürü şeyi” diyor, “Para bir insanın mutlu olması için yeterli değil” diyor. Gayet usturuplu, hatta ailedeki en akıllı kadın olabilir. Fakat kadının ailesinde yaşanan sıkıntıları da beğenmiyorlar, linçliyorlar. Niye mesela? Zenginlerin sorunu/ derdi olamaz mı? Fakir olduğun için zengine kızmak, zengin diye birini linçlemek normal mi sizce?
“Engin Altan Düzyatan estetikli mi?” tartışması var bir de sosyal medyada. “Estetik yok” diyor, bu kez “Bakın eski burnuna” diye eski fotoğrafları çıkarılıyor. Yani normalde hiç karışmam, insanların beğenmediği yerlerini düzeltmeleri de gayet normal bana göre ama kadınların estetikleriyle o kadar uğraşılıyor ki, biraz da erkekleri konuşmanın kime ne zararı var?
“1 yıldır yüzüme topuk kremi sürüyorum” diyen Sarp Apak komik ama… Kazara eşinin topuk kremini sürmüş yüzüne, çok memnun kalmış. “Yüzümde hiç çatlak yok” diyor. Yıllar önce yüzüne hemoroid kremi sürdüğünü söyleyerek gündem olan Ebru Akel’in tahtını devirir mi sizce?


90’lar festivali biletleri satışta!
Kasetin kurşun kalemle sarıldığı, sevdiğin klibi izlemek için TV başında nöbet tutulan, pazarları ailecek ‘Bizimkiler’ izlenen yılları hatırlıyor musunuz? İşte o günlerin kanları fıkır fıkır müzikle kaynayan gençlerini mutlu edecek bir festival geliyor: ThrowBack Festival. 21 Haziran’da, şehrin en özel açık hava sahnelerinden Maximum Uniq Açıkhava’da olacak! Flux organizasyonu ve +1 desteğiyle 90’lar ruhunu İstanbul’a taşıyacak festival; yalnızca bir konser değil, hepimizin içindeki 90’lar arşivini sahneye taşıyan müthiş bir zaman yolculuğu gibi. Pop müziğin zirvede olduğu o efsane dönem; dev bir prodüksiyon, ışık şovları, görsel şovlar ve binlerce kişinin aynı anda eşlik edeceği nakaratlarla geri geliyor. Festival sahnesinde 90’lara damga vurmuş yıldız isimler var: Ace of Base’in zamansız sesi Jenny Berggren, Haddaway, Snap!, Anita Doth ve Capella döneminin sahne ateşini taşıyan, ‘U Got to Know’ ile coşturacak Kelly O. Ve elbette daha birçok 90’lar marşı 21 Haziran gecesi hep bir ağızdan söylenecek. ThrowBack Festival, 90’ları yeniden yaşatacak diyebiliriz. Biletler Biletix’te satışta! Gelişmeleri takip etmek için: instagram.com/throwback.festival

LP de 3 konserle geliyor
Yaz geldi, konser haberleri sıra sıra düşüyor… Bir güzel konser haberi daha! Özellikle ‘Lost On You’ şarkısıyla milyonlarca dinleyiciye ulaşan LP, Türkiye turnesi kapsamında üç büyük şehirde sahne alacak. Sanatçı ağustos ayında Ankara, İzmir ve İstanbul’da konser verecek.
