Yazık oluyor, Çok yazık…

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

2020’ye felaketlerle başladık, durmak da bilmiyor maalesef. ‘Daha ne olabilir?’ dediğimiz her gün başka şey oluyor. Çok üzgünüz ama üzülmeye de devam edeceğiz gibi görünüyor. Doğadır, depremdir, seldir, çığdır, rüzgardır...

Bunları durduracak halimiz/gücümüz yok tamam da; her doğal felakette bu kadar çok insanın ölmesi normal mi? Tedbirsizlik, özensizlik de yok mu bu işte?

Sadece baş sağlığı dileyip sıradaki felaketi beklemek yerine silkelensek, doğru olana yüzümüzü dönsek biraz... Bilime karşı gelmesek, liyakatı devreye soksak? Her şeyden önce ‘bu yanlış’ diyeni dinlesek, hesap sorana sopa göstermesek, linç etmesek bir adım atmış olmaz mıyız?

Bakın çığ felaketi sonrası kurtarma çalışmalarına... Videoları izleyince o gürültü patırtının ardından ‘ikinci çığın düşmesi gayet normal’ diyorsunuz. ‘Bu nasıl kurtarma!’ diye şaşırıp kalıyorsunuz. Nitekim ikinci çığ geldi, yine onca ölüm. Ayrıca bu işte ihmali olanlar var mı, sormak lazım.

Uçak kazasına bakıyorsunuz; yaralıların ring araçlarına bindirilmesi gibi korkunç kararlar, uygulamalar... O kazanın olduğu yere ambulans gönderemiyoruz ama parayı bastıran trafikten yırtmak için ambulans tutabiliyor!

Artık siyasetten bağımsız bir şekilde bu çürümüşlüğü çözmek gerekiyor. Çünkü hepimize yazık oluyor, hem de çok yazık.

“ÇEKİRGE YER MİYİZ?” YEMEYİİİZZ!

Eda Taşpınar’ın Tulum tatilinde “Yer miyiz? Yeriiiz” diyerek çekirge yemesi ve paylaşması millete dert oldu. ‘Pes’ diyenler, ‘marjinal’ diye suçlayanlar, küfürler... ‘Bana ne’ deyip geçin yahu, saldırmak niye?! Angelina Jolie de, 2017 yılında Kamboçya’da, akrep ve tarantulayı canlı canlı yememiş miydi? Sonra da “Böcekler her zaman yemeklerin bir parçasıydı. İnsanlar savaşlarda açlıktan ölecek hâle geldiklerinde bu sayede hayatta kalabildiler” dememiş miydi?

Yani doğrularımız başkalarına uymuyor diye linç etmenin yersizliği; yemekteki tercihlerimiz kadar hayatın her alanında geçerli. Onu da geçelim, bazı gerçeklerden söz edelim… Andreas Johansen imzalı ‘Böcekler-Bugs’ filmini izlediniz mi? Film, önümüzdeki 50 yıl içinde insanların nasıl böcekle besleneceğinin altını çiziyor. Neden mi böcek yiyeceğiz? Hadi, Eda Taşpınar vesilesiyle tekrar paylaşayım:

PROTEİN YERİNE GEÇECEK

Dünyada üç çeşit böcek tüketimi var. Biri sistematik şekilde böcek yiyen Asya ve Afrika’daki 3 bin etnik topluluk. Diğeri Tayland’da böcekleri, çikolataya batırıp özel olarak tüketen grup... Diğeri de, farkında olmadan böcek yiyenler. Yani paketlenmiş gıdalarda falan varsa.

Bir araştırmaya göre, dünyada 200 milyon insan böcek tüketiyor. Ve, aslında böcek yemeye önyargılı olan zihinlerimiz! Ama böcek tüketimi artacak. Çünkü dünyada protein kalmadı.

Böcekler hem zengin protein kaynağı, hem de onları elde etmek için dünyaya çok zarar verilmiyor. Mesela 1 kilo sığır eti üretimi için salınan karbondioksit miktarı, 200 kilometre yol kat eden bir arabanın salınım miktarına eşit. Ama böcekte durum böyle değil. Şimdi, bütün bu bilgiler ışığında böcek yemeye hazır mısınız? Ben değilim!!! Hele tuhaf şeyler yiyenler yüzünden Corona virüsü çıkmışke,- Allahım sen bize o günleri gösterme. Amin!

AŞK TESADÜFLERİ SEVER Mİ?

'Aşk tesadüfleri sever 2' filmine bakılırsa evet! Gerçek bir hikayeden yola çıkarak çekilen Ömer Faruk Sorak-İpek Sorak imzalı film, iki farklı zamanda ilerliyor... Biri 60’lı yıllarda geçiyor; her şeyin, herkesin, ilişkilerin daha masum olduğu yıllar...

Diğeri de günümüzün malum hikayelerinden. Üzen, kıran, ‘Issız Adam’ tadında bir çocukla, erkeklere inancını yitirmiş bir kadının aşkı. Ne yalan söyleyeyim, günümüz hikayesi beni daha çok etkiledi. Bir ilişkiyi sürdürme konusundaki yanlışlarımızı, ezberlerimizi ilişkinin olmazlarını, çıkmazlarını gözümüze gayet net soktuğu için belki de. ‘Aşk Tesadüfleri Sever 2’ gayet başarılı, samimi, aşk dolu bir film.

Yani tam 14 Şubat’lık. Filmdeki tesadüfler zinciri ‘yok artık’ dedirtebilir ama filmin sonunda o büyük aşkı yaşayan ve filme ilham kaynağı olan çiftin gerçek hallerini görmek bile insanın içini umutla dolduruyor. İzleyin, iyi gelecek.

VİZYONDA NE VAR?

'KOCİŞKO' MERAKLILARI NE İZLEMELİ!

Eltilerin Savaşı’, klasik bir Gupse Özay komedisi. Birbirinden nefret eden eltilerin savaşını anlatırken; evleriyle, koltuk takımlarıyla, perdeleriyle, kurduğu sofralarla sosyal medyada hava atan kadınları eleştiriyor. Hatırlayın ‘kocişko’larına sofra hazırlarken abartan, hatta saçmalayan gelinler az gündem olmamıştı.

İşte bunları ti’ye alırken; hayatta nelere önem verdiğimizi, neleri es geçtiğimizi tatlı, eğlenceli şekilde anlatıyor. Matematiği doğru, oyuncuları tatlı, eğlencelik bir film. Ferit Aktuğ’a bayıldım, komedide çok yetenekli bence.

Filmin tek kötü yanı, ‘Kimin Kocası Bu’ isimli o güzide esere fazla maruz kalmak! Onun dışında her şey yolunda diyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder