kuver dönemi sona eriyor. Yani ne oluyor; tüketici bir restorana gittiğinde sadece yediği yemeğin, tatlının, içtiği içeceğin ücretini ödeyecek; o adisyona servis bedeli, kuver ücreti, masa bedeli gibi adlarla herhangi bir ilave ücret eklenmeyecek. Ekmek gibi masada kullanılan ve aslında bir serviste olması gereken ürünler hesaba yansıtılmayacak. Bahşiş de müşterinin isteğine bağlı olacak. Resmi Gazete’de yayınlanan yeni karar böyle. Bir süredir, sosyal medyada paylaşılan hesap pusulaları sayesinde tepkiler çoğalmıştı malum. Yok efendim, ‘çayın yanındaki limona ayrıca para yazıldı’, ‘masa işgaliye parası istendi’ gibi hikayeler çoğalmıştı. Bu fırsatçılığa bir önlem alınması gerekiyordu, alındı neticede.

Ancak bu böyle kalmaz; restoranlar karşı hamle yapacak günün sonunda. ‘Maliyetler yüksek’ diyerek fiyat listelerini güncelleyecek. Yani menülere zam yapılacak mutlaka. Çalışanlara bırakılan bahşişler de artık garson ve müşteri arasında. İşler iyice karışacak özetle. Bir ülkede yemek yemek, eğlenceye gitmek bu kadar sorunlu olabilir mi ya? Asla çözülemiyor, asla düzene oturmuyor. O yüzden de dışarda yemek yeme oranları giderek düşüyor. Kimse göze alıp da bir mekana gidip yemek yemek istemiyor. Ne hale geldik… Eskiden bir ağırlama kültürü vardı bu ülkede, eskiden yemek bitince bir çay ikram edilirdi müessese tarafından, bir tatlı ikram edilirdi. Şimdi en acımasız haliyle tahsilat yapıyorlar. Neredeyse oturduğun masaya ekstra ücret istiyorlar. Devir değişti maalesef. Her şeyin değiştiği gibi. Günün sonunda, evden çıkmayalım da soyulmayalım noktasında herkes.
VESTİYER VE VALE ÜCRETİ PEKİ?
Yeri gelmişken… Kuver ücretlerini konuşuyoruz ama çok önemli bir şeyi daha konuşmamız lazım. Bir mekana gidip kendince gayet pahalı bir yemek yiyorsun, kallavi bir hesap ödüyorsun; üstüne bir de vestiyer parası, vale parası alıyorlar. Kimse kusura bakmasın bu da bir çeşit soygun bana göre! Cimri biri olduğumu kimse söyleyemez. Keyfim için para harcamayı severim, hiç gocunmam. Amaaa… “Şu hayatta neye para harcarken bozulursun?” diye sorsanız, cevabım gayet net: Mekanlardaki vestiyer ücretine! Yemek yiyip parasını ödediğim, üstelik garsonlarına bol bol bahşiş bıraktığım restoranda neden paltomu/mantomu assınlar diye ücret ödüyorum? Çok saçma değil mi? Vestiyer ücreti alanlar zaten belli standarttaki, lüks mekanlar. Yemek ve içki fiyatları da ona göre, hayli yüksek. Haliyle bu tür mekanlar, müşterilerine bir de vestiyer ücreti dayatmamalı. Vale ücreti almamalı. Nedense bunlar bende kazıklanma hissi yaratıyor.
HER HAMBURGERCİ SANA GÖRE Mİ?!
İstanbul’da fahiş fiyata 8 katlı hamburger yapan işletmeyi konuşuyor herkes. Günde sadece 10 kişiye hizmet verdiği için, rezervasyon için 6 ay sonraya gün verdiği için, referansla müşteri kabul ettiği için vs… Bunlar şehir efsanesi gibi yayıldı ve şikayetler üzerine mekan denetlendi. Satıştan kaçınma, fahiş fiyat, ruhsata aykırılık vs. gibi tutanaklar tutuldu. Ticari olarak aykırı durumlar varsa gereken yapılsın, ona lafım yok ama bir mekanın belirli bir kesime hizmet sunmak istemesi onun sorunudur, bu niye millete dert oluyor ki? Gitmedim o mekana, yerini bile bilmem. Ama adam bunu kendine pazarlama stratejisi olarak seçmişse, kime ne! Bunu beğenmeyen zaten gitmez. Gitmesin. Sorun ne? Herkes, herkese hizmet vermek zorunda mı? Bakın yıllarca Victoria’s Secret markası sadece zayıflar ve güzel vücutlu kadınlar için üretim yapıyor diye eleştirildi ve defileleri 2019’da iptal etti. (Markaya yönelik başka suçlamalar da vardı elbette ama orası uzun hikaye.)

Peki bir markanın sadece ince vücutlar için üretim yapması neden diğerlerini rahatsız ediyor, ben de bunu anlamıyorum. Böyle bir tercihi, böyle bir politikası olamaz mı markanın? Sen de büyük bedenler için ürün çıkar mesela! Ya da bir mekan tek başına erkek müşteri almıyorsa, ‘damsız girilmez’ tabelasını astıysa kapısına; “Sen beni neden almıyorsun?” deme hakkın olabilir mi? O işletme sadece kadınlara hizmet vermek istiyor olmaz mı? Ötekileştirmiş mi oluyor seni? Bu hamburgerci de kendini ayrıcalıklı hissetmek isteyene, macera ve heyecan arayana, iyi hamburger için 6 ay beklemek isteyene göre yer açmış. Bu kadar basit. Sana saçma geliyorsa gitme kardeşim. Niye bu çabanız, ne için? Gerçekten anlamıyorum.
TARKAN'A GİDEMEYENLER PARTİSİ!
Tarkan 6 yıl sonra İstanbul’da konser verince, herkes çıldırdı. Gidenler sosyal medyada video paylaşmaktan, bilet bulamayan /parayı denkleştiremeyen de gidemediği için çıldırdı! Gidemeyenlere yazık değil mi peki? Onlar eğlenmesin mi? Instagram’da bir içerik üreticisi (pandetone) Tarkan konserine bir şekilde gidemeyenler için büyük parti düzenliyor.

Parti de Megastar’ın adına yaraşır; MegaParti olacakmış. İşte girişimci ruh, işte orantısız zeka! ‘Tarkan’ın gidemeyeceği tek konser’ diye lanse edilen bu etkinlik için şöyle deniliyor: Tüm geçmişimizi yeniden dirilten ve kuzu kuzu gidilecek parti. Birileri ‘yıllardır aynı danslar, aynı şarkılar’ diyerek adamı küçümsemeye çalışırken, konserine gidemeyenler için ayrı parti yapılıyor, bu büyüklük şaka mıdır yahu? Neyse gitmek isteyenler 7 Şubat Cumartesi günü JJ Pub Kanyon’da olsun.
