Şirin Sever Yeni yıla gayet pozitif ve karantinada girdim
HABERİ PAYLAŞ

Yeni yıla gayet pozitif ve karantinada girdim

Ne dilediğine dikkat et, bakarsın olur’ derler hani… Kesin bilgi bu bence, yayalım! Tam “Bu yılbaşı evde mi olsam, TV karşısında yayılıp dinlensem mi?”diye planlar yaparken; perşembe sabahı COVID-19 test sonucum geldi: Aaa pozitifim! Şaşkınım çünkü iki senedir başıma ilk kez geliyor. İki sene boyunca her tür kalabalığa girmişim; uçaktan, metrodan, marketten, AVM’den, tiyatrodan, sinemadan korkmamış fıldır fıldır gezmişim; virüs gelmiş yılbaşı gecesi beni bulmuş, iyi mi?! Buradaki mesaj ne acaba? Evren bana otur, azcık dinlen demiş olabilir mi? Hayır, bir de temaslı bir arkadaştan dolayı şüphelenip test yaptırmasam, millete bulaştıracağım. Bu da böyle sayko bir virüs işte!

Bir taraftan ‘olacağı buydu’ dedim, ne kadar kaçabilirsin ki? Her canlı bu virüsü bir gün tadacaktı elbette. Üstelik yalnız değilim. O kadar çok insan karantina halinde girdi ki yılbaşına, sayıları inanılır gibi değil. Neyse şok geçince baktım kendime, başım ağrıyor sadece. Öyle böyle değil ama! Ağrı kesiciler ve vitaminlerle idare ettim.

‘Yıkılmadım ayaktayım en azından’ diyorum bir taraftan. Ve yeni yıla karşı hâlâ son derece pozitifim! Bu arada, kiminle temas ettiysem önlemini alsın diye sosyal medyadan duyuruyorum haberi. İşte o an, dostluğun ne kıymetli olduğunu anlıyorum. Kel alaka insanlar bile “Ne lazım, ne getirelim?” diye soruyor, sağolsunlar. Divan Catering anında yemekler yolluyor mesela ve o kadar iyi geliyor ki o an.

Halim yok çünkü hiçbir şey yapmaya. Karantinadaki Enis Arıkan’ın evde neler yaptığını izliyorum arada. Adam cam silmiş ya! İyi, demek ki hafif atlatacağız diyorum. O sırada bir hikaye koyuyor; yakın dostu Ezgi Mola’nın, kapısına yemek paketleri bırakıp kaçtığını izletiyor bize. Komikler gerçekten. Neyse, ilk günü böyle atlattım. İkinci gün müthiş halsizlik, bitkinlik derken, yatağa yapıştım.

O sırada Sağlık Bakanlığı’ndan aradılar nihayet. Şikayetlerimi sordular, “Bol vitamin ve sıvı alın, evden çıkmayın. Artık ilaç vermiyoruz” dediler. İlaçlar sadece yoğun bakımdaki hastalara! “10 gün sonunda tekrar test yaptırın, negatif çıkarsa, evden çıkabilirsiniz” dediler. Yoksa? “4-5 gün daha karantinada kalacaksınız.” “Peki” dedim, devrildim koltuğa. Ekrandaki yılbaşı eğlenceleri arasında dolaştım, itiraf edeyim çok sıkıldım.

Yatmaya çalıştım ama uyutmuyor! Bakın, bu da kesin bilgi: Uyku düzenini de bozuyor bu meret! Bu yazıyı yazarken, karantinada üçüncü günüm! Halsizim ama en azından yoğun bakımlarda değiliz, eskisi gibi ağır geçirmiyoruz diye dua ediyorum.

Yoğun bakımda olanlara da acil şifalar diliyorum. Tamam grip gibi geçiriyor artık çoğunluk belki ama sağı solu belli olmuyor bu sinsi virüsün. Lütfen hafife almayın; yeni yıl kararlarınıza maskeyi, mesafeyi, kimseyle tokalaşmamayı, sarılmamayı yeniden ekleyin. Yeni yılda hepimize önce sağlık diliyorum, sonrası o kadar önemsiz ki gerçekten!

‘SALGIN İSTANBUL’U HEM OKUYUN HEM İZLEYİN

Virüs, salgın, pandemi demişken… Size elime yeni geçen bir kitaptan bahsedeyim; adı “Salgın İstanbul’. 11 yazarın küresel salgına dair hikayeleri yer alıyor kitapta. Ezo Evrim Harsa, Aşkın Güngör, Erbuğ Kaya, Fatih Yürür, Aşkın Zengin Akkuş, Banu Akeloğlu, Fatih Danacı, Ömer Ünal, Serhat Filiz, Sadık Yemni ve Dağhan Külegeç’in kaleminden hayat bulan öykülerin hepsi küresel bir salgın ile başlıyor, geleceğin kahramanlarının İstanbul’daki maceraları ile sürüyor. ‘Salgın İstanbul Antolojisi’ hikayelere eklenen videolarla interaktif bir esere dönüşmüş.

Okuyucular, her öykünün başında yer alan kare kodu kullanarak, yazarın video mesajını izleyebiliyor. Yazar, çizer, sinemacı, müzisyenlerin oluşturduğu büyük bir topluluk olan Dark İstanbul tarafından hazırlanan, birbirinden çarpıcı distopik öykülerin yer aldığı ‘Salgın İstanbul’un en önemli özelliği de; kitaba özel bir videonun çekilmiş olması.

Sami Dündar yönetmenliğindeki videoda, dünya liderlerinin COVID-19 pandemisine tepkileriyle birlikte salgın sonrası İstanbul’undan çarpıcı kareler yer alıyor. Kitabın yazarlarının öngördüğü distopik görüntüler, bilgisayar efektleriyle canlandırılmış. Bu ilginç kitap deneyimiyle mutlaka tanışın!

YILIN TÜRK FİLMLERİ İÇİN GERİ SAYIM

Arka arkaya vizyona girecek filmleri bekliyoruz merakla. Batman, Top Gun, Görevimiz Tehlike gibi gişe filmleri sinemaları şenlendirecektir ama geçen yıl hayli verimsiz olan Türk sinemasında neler oluyor/olacak?

‘KESİŞME; İYİ Kİ VARSIN EREN’...

Yılın ilk filmi, Trabzon’da teröristler tarafından şehit edilen Eren Bülbül’ü konu alıyor. 1 Ocak’ta Türkiye ve yurt dışında gösterime giren filmde Eren Bülbül’ü Trabzonlu genç oyuncu Rahman Beşel oynadı. İsmail Hacıoğlu da astsubay rolünde.

‘NALAN’...

Açelya Topaloğlu ve Sergen Deveci’nin başrolde oynadığı film, sabah kadın programlarını ti’ye alıyor. 7 Ocak’ta vizyonda.

‘BENDEN NE OLUR?’...

Aslı Kızmaz’ın aynı isimli kitabından sinemaya uyarlandı. Modern, şehirli kadının hikayesini anlatan filmde; Onur Tuna ve Hazal Kaya başrolde.

‘BERGEN’...

Yılın beklenen filmi ‘acıların kadını’ Bergen elbette. Farah Zeynep Abdullah’ın başrolde olduğu filmin vizyon tarihi belli değil ama fragmanı bile büyük merak uyandırdı. Kocası tarafından yüzüne kezzap atılan, ardından öldürülen Bergen’de; Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran da oynuyor.

‘DİLBERAY’...

Ünlü şarkıcı Dilber Ay’ın hayatını ve onun ekseninde kadın dramını anlatan film; 4 Şubat’ta vizyonda. Dilber Ay’ı Büşra Pekin oynuyor, filmin müzik direktörü ise İskender Paydaş.

‘DEDEMİN GÖZYAŞLARI’...

Bir dede ve lösemili torununun hikayesini anlatan filmde başroller Halil Ergün ve Erkan Petekkaya’da. Film, 18 Mart’ta vizyonda.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder