Şirin SeverYılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi?

HABERİ PAYLAŞ

Yılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi?

İzlenir. O kadar güzel izlenir ki hem de! Christopher Nolan imzalı ‘The Odyssey’, sinema salonuna gitmenin hakkını veren müthiş bir film olmuş, net söylüyorum. Salona girmeden önce gözümde büyüyen 3 saat 10 dakikalık süre; filmi izlerken nasıl bitti, hiç anlamadım. Ve uzun aradan sonra ilk kez, bir salı akşamı, bir sinema salonunu bu kadar dolu gördüğüm için sevinmiş olabilirim. Demek ki neymiş, iyi film varsa sinemaya gidiliyormuş! Neyse ilk duygularımı satırlara döktükten sonra filme geleyim… Tarihe biraz aşina olan, en azından okulda tarih dersi dinleyen herkes Truva savaşını bilir. Devasa ahşap at ve içine doluşan askerlerin hikayesine dair herkesin üstün körü de olsa bilgisi vardır. ‘Aman çok yıllar geçti, hatırlamıyorum’ diyenlere, işte özet: Antik çağın en güzel kadınlarından kabul edilen Helen, Menelaus adında bir Sparta kralıyla evlidir. Truva prensi Paris, bir seyahat sırasında onu görür ve kaçırır. (Bir rivayete göre de, Helen onunla kaçmıştır.) Menelaus da her normal koca gibi çıldırır, savaşa gitmek için Yunan krallarını toplar. Onlardan biri de İthaka isimli küçük bir adanın kralı olan Odysseus’tur. Odysseus yeni doğan bebeği ve karısını bırakıp gitmek istemez çünkü bu onun savaşı değildir ama gitmek zorunda kalır. Bu bitmek bilmez savaş 10 yıl sürer. Sonunda Odysseus Truva atı taktiğini bulur ve bir gecede zafer kazanırlar. Truva düşer, Yunanlılar evlerine doğru yelken açar ama Odysseus ve askerlerinin eve dönüş yolculuğu da bir 10 yıl sürer. Zaten destan da tam burada başlar… Çünkü savaşta hile yapmıştır. Hatta zamane sözcüğüyle söylersek, ‘racona ters davrandığı için’ Tanrıların gazabına uğrarlar. Yol boyunca büyücülerle uğraşırlar, fantastik canavarlarla savaşırlar, en sonunda da askerleri denizde boğulur. Odysseus dönüş yolculuğu boyunca bu yaptığının ağırlığıyla boğuşur. Zaten insanlığın barbarlaşması, dürüstlük ve erdemin yok olmasıyla birlikte dünyanın değişmeye başladığının mesajı da sık sık veriliyor. Odysseus 10 yıl sonra, tek başına evine vardığında aynı kişi değildir. Onca ölümün, zalimliğin, talanın ardından kim aynı kalabilir ki zaten? İşte bu destansı yolculuk, bu kez Oscar ödüllü yönetmen Nolan’ın yorumuyla sinemalarda. Eleştirmenlere göre, diğer Truva filmlerine nazaran ‘duygusal damarı daha az’ ama tam bir görsel şölen olduğu konusunda herkes hemfikir. Muazzam sahneler ve çekimler var gerçekten.

Haberin Devamı

Yılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi

Haberin Devamı

‘HELEN SİYAHİ MİYDİ?’ TARTIŞMASI

Öte yandan hangi film eleştirisiz kalmış ki, bu da kalsın… Karakterlerin Amerikan aksanıyla konuşması ve Akademi’nin ‘azınlıkların daha görünür olması’ kuralına uygun olarak Nolan’ın, tarihin en meşhur sarışını olduğu söylenen Truvalı Helen rolünü siyahi bir oyuncuya (Lupita Nyong’o) vermesi tartışmalarda başı çekiyor. Eleştiriler bir yana; Nolan 7 Oscar kazanan bir önceki filmi ‘Oppenheimer’ın rekorunu kırar mı göreceğiz ama susuz kalmış topraklara dönen sinema dünyasına can suyu verdiği gerçek. Her şey bir yana, kendinizi o eski sinema evreninde hissedeceksiniz… ‘Gladyatör’, ‘Robin Hood’, ‘300 Spartalı’ gibi, eşsiz savaş sahneleriyle dolu, o kült filmlerden biri ve o yüzden de çok iyi geliyor.

Haberin Devamı

Yılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi

BEYNİMİZ SÜNGER GİBİ OLMADAN…

En başta da yazdığım gibi ‘The Odyssey’ filminin süresini duyunca, biraz tereddüt ettim çünkü pek çoğunuz gibi ne uzun bir şey izlemeye, ne uzun bir yazı okumaya konsantre olamıyorum artık… Sosyal medya sağolsun, artık kaydırıp geçmelik 2 saniyelik içeriklerle dolu beynimiz. Tam da bu yüzden salona girmek için zorladım kendimi ve serin serin müthiş bir seyir keyfi yaşadım o ayrı ama asıl söyleyeceğim şu: Kendimizi zorlamalıyız. Daha derinlikli, daha uzun ve daha beynimizi çalıştıracak içeriklere zaman ayırmalıyız. Bir filmle başlayabiliriz ama mutlaka kitaba, makaleye ve başka içeriklere dönmeliyiz. Yoksa sosyal medya çöplüğüne dönmüş beynimiz, yakında sünger halini alacak. Ve ben bundan çok korkuyorum.

Yılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi

KİTAP SATIŞLARI DA ARTTI

250 milyon dolar bütçeli ‘The Odyssey’ filmi, ‘kültürel miraslarını yeterince yansıtmadığı’ gerekçesiyle Yunanistan’daki milliyetçi çevrelerin hedefi haline gelmiş olsa da; bu büyük yapım sayesinde dünya Homeros destanını okumaya başlamış. Seray Şahinler’in Milliyet’te yaptığı habere göre; film rüzgarı kitapçıları da sarmış durumda. Uluslararası yayıncılık verilerine göre ‘Odysseia’ satışlarında yüzde 76’lık bir artış yaşanmış. TikTok, Instagram ve sosyal medya hesaplarında binlerce kullanıcının “Filmi izlemeden önce kitabını okuyorum” başlığıyla yaptığı paylaşımların da katkısı var elbette. Bu ilgi Türkiye’ye de yansımış; Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’ çevirileri yeniden satılmaya başlamış. Bazen bir film, bir dizi sadece dizi ya da film değildir; işte görsel dünyanın böyle bir gücü var. Orhan Pamuk imzalı ‘Masumiyet Müzesi’nden uyarlanan dizi de, kitabın satışlarını yıllar sonra böyle hareketlendirdi hatırlarsanız. Bunlar güzel şeyler.

Haberin Devamı

Yılın sorusu: 3 saatlik ‘The Odyssey’ izlenir mi

 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder