İki takımda da eksikler vardı. Trabzonspor’un eksiklerinin daha fazla olduğunu düşünüyorum. İlk 11’lere baktığımızda Galatasaray orta sahasının nispeten daha kırılgan olduğunu söylemek mümkün. Okan Buruk, bu tek maçlık oyuna hücum ağırlıklı bir kadro yapmış. Kadro da ilk yarı bu tercihin hakkını verdi. Sadece topla oynama yüzdesinde değil, gol beklentisi olarak da rakibin açık ara önündeydi. Karşı karşıya kaçıran Barış, sonrasında bir Icardi golü attı. Benim kuşak için ise bu gol, bir Tanju Çolak golüydü. Gelişine vole. Biraz daha eskiler için de yeni kaybettiğimiz Gökmen Özdenak golü. Nur içinde yatsın. Devre biterken aslında gole ihtiyacı olan Icardi vurmadı ve soldan gelen Eren’e asist yaptı. 45 günlük hak mahrumiyetinin ardından Eren golle dönmüş oldu. İkinci yarı başında Barış kafayla aşırttı ama top direğe gitti. Futbol rehaveti hiçbir şekilde tolere etmiyor.
Olaigbe’nin paralel pasında Augusto cezayı kesti. Bu gol seyirci için iyi oldu. Trabzon maça ortak olmaya çalışınca daha güzel bir mücadele izlemeye başladık ama güç dengesi sarı kırmızı forma adına daha fazlaydı. Olaigbe kaçırınca Trabzon adına beraberlik şansı da kaçmış oldu. 64’te ise Sane şov izledik. Yunus’a halı saha asisti yaptı. Sonradan girenlerin oyuna dinamizm getirme adına katkıları oldu. Kazımcan’ın paralel pasında Icardi ceza alanında neden boş bırakılmaması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Zaten her hücumunda Galatasaray bir kişi fazla gibiydi. Maç öncesi yapılan basın toplantısında sporun güzelliklerini görme şansımız oldu. Espiri dolu, muhabbet dolu, samimi bir toplantıydı. Dün akşam da tertemiz bir maç izledik. Galatasaray farklı kazandı, Trabzon’un gücü yetmedi. Final maçı nasıl olur bilmiyorum ama final gibi bir yarı final oldu. İki takımı da kutluyorum
