Eski bir deyimdir ‘Kol kırılır yen içinde kalır.’ Her türlü sıkıntı yaşanır ama tüm sorunlar yine tarafların kendi arasında giderilir. Sezonun final maçı. Okan Buruk’un kadro tercihine kim ne diyebilir? Ya da Tedesco’nun? Maçın geriliminin büyüklüğü iki takımı da etkilemiş. Sanchez’in kontrolsüz girişinde kazanılan penaltıyı Talisca kaçırdı ama futbolcuların tedirginliği devam etti. Talisca’nın bu sezon kaçırdığı 3. penaltıydı bu. 21’de net penaltıda hakem de vermedi, VAR da çağırmadı. Şaşıracak bir şey yok! Ligin en tartışılan hakemi sonuçta. Biz futbola dönelim. Topu rakip alana taşımayı becerince Osimhen’in dizinden golü buldu Galatasaray.
Uzaklaştırılamayan bir topta Talisca net golü kaçırdı ve ilk 45 dakika bitti. İkinci yarı Fener maça dönmeye çalıştıkça Galatasaray tempoyu artıramadı, Torreira’nın golü de ofsayttı. Yunus’un aldığı penaltıda Ederson gerçekten çok gereksiz, çok saçma bir kırmızı gördü. Dünyanın en çok kazanan kalecisisin sen. Böyle bir maçta bu yapılır mı? 2-0’ın rahatlığıyla oynaması gereken Galatasaray, 10 kişiyle pozisyon bulan Fener oldu. Son çeyrek takımda yorgunluk baş gösterdi. 3. gol Mert’in hatasından geldi. Fenerbahçe kalecilerinin hatalarıyla verdi maçı. Tek isabetli şutla da koca maçı bitirdi. Son dakika Osimhen-Mert çatışması da çok ama çok gereksizdi. Şampiyon hala belli değil. Galatasaray’ın Samsun maçını alması lazım. Şimdi, ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ dedik ama; dünyanın en büyük derbisi dediğimiz maçtaki yönetime ve futbola bakınca yurt dışında neden başarılı olamıyoruz çok belli. Kendi içimizde birbirimizle uğraşmaktan doğru dürüst futbolumuza bakamıyoruz. Futbolumuzda gerilim son dönemde hep oyunun önüne geçiyor maalesef.
