Bodo Glimt çok enerjik, çok hareketli, çok tehlikeli. Tamam... Peki... Eyvallah... Sen de koskoca Galatasaray’sın be kardeşim! Dünya üzerinde aktif olan en iyi 5 santrfordan biri Osimhen de kadronda. Nitekim daha 3. dakikada Lemina’nın büyük gayretle yaptığı asistte gelişine vurup golünü attı. Ama doymadı. Golü hep kovaladı. Yunus’la beraber yaptıkları presle rakibe hata yaptırıp ikinciyi attı. İlk yarı Victor daha da atabilirdi, iki kafa şutu hafif kaldı, çaprazdan kaçırdı. Çaprazdan kaçırdığında Sane topu soldan bir tren gibi getirip gerçek Sane’den kesitler sundu. Bunlar ilk yarının olumlu tarafları.
Kötü taraflarına gelince; Bodo sahip olduğu topu pek kaptırmıyor. Topu onlardan almak gerçekten zor. İlk yarı futbol şansları yanlarında değildi. Bir topları direkten döndü, bir diğerinde karşı karşıya kaçırdılar. En ufak laubaliliğin cezasını kesecek gibi durdular. Topu onlardan alana kadar takım yoruluyor. İkinci yarı Abdülkerim’in Bodo golünü önlemesiyle başladı. Sonrasında Bodo topu pek bırakmadı. Ya siz top çevireceksiniz ya da presle o topu kazanacaksınız. Öyle de oldu ama Osimhen’in baskısıyla kazanılan topu Sane ve Yunus resmen harcadı. 60’ta Osimhen yine kaptı, bu kez Yunus golü harcamadı. 67’de Osimhen fişi tam çekecekti ama kendi kazandığı topta karşı karşıya kaçırdı.
Bodo’nun sinir bozucu bir direnci var. Zorladılar zorladılar 76’da golü buldular. Kalan bölümde dakikalar bitmek bilmedi. Osimhen çıkınca ilerideki baskımız da kenara gelmiş oldu. Öyle oldu böyle oldu önemli değil. Taraftar harikaydı, takım mücadele etti, Osimhen bastırdı ve Cim Bom kazandı. Rakip kim olursa olsun, ne yaparsa yapsın; sen de Galatasaray’sın! Tebrikler takım.

