Lig başladığından bu yana ilk 11 olması tartışılan Barış kulübede, ‘parasını hak etmesi’ beklenen Sane sahada başladı ama Barış’ın oyuna girmesi uzun sürmedi. Daha ilk dakikada kafa şutu kaleci Deniz’e takılan, 16’da müthiş bir gol atan Osimhen, 33’te sakatlanıp çıktı. O dakikaya kadar maçı Galatasaray lehinde tutan Osimhen’in çıkması ile oyuna denge geldi. 64’e kadar maslahatı idare eden Galatasaray sağ açık alınıp, sağ bek oynatılan Sallai’nin neden olduğu, çok ucuz penaltı sonucu skor oldu 1-1.
Bu arada stadın anonsçusunun tarzını hiç beğenmedim. Penaltıya kısmen haklı olarak yapılan itirazlardaki artistlikleri bir görseniz. Yahu bu artistlikleri topa yapın topa! Beraberlik sonrası Leao girdi. Öyle ya, bu takımı taşısa taşısa bir yıldız taşır. Bu bir gelenek oldu. Icardi, Osimhen, belki Leao. İrfan ve Okan hocalarımın kenarda uzun uzun konuştuklarına bakmayın siz! Sara bu maç skora isyan etti. Önce attırdı, iptal. Sonra müthiş vurdu. Galatasaray kazandı ama... Aması şöyle, kimse kusura bakmasın, Osimhen geldiğinden bu tarafa takımın en az yarısı.
Diğerleri mi? Okan Buruk’un Osimhen’siz bir oyun planını bilen söylesin. Okan Buruk’a direkt haksızlık etmeyelim, takımın da Osimhen’siz bir planı yok gibi. Örneğin; Yunus’tan hala patlama bekliyoruz. Bir var, bir yok. Bir iyi, üç vasat. Barış’ın kafa nasıl karışıksa artık, yine toparlanmasını bekliyoruz. Sane’nin istediği pasları almasını bekliyoruz.
Peki bu arkadaşın pas almadan kendi becerilerine ne oldu? Sanchez’in ve artık dönmekte bayağı bir zorlanan Abdülkerim’in toparlanmalarını bekliyoruz. Osimhen’in alternatifi Barış Alper ise Deniz Gül kanat olarak mı alındı? Dost acı söyler! Yol yakınken uyarayım; Süper(!) ligimizde idare edebilirsiniz (kaldı ki bu sezon rakiplerin kadroları da çok iyi) ama Şampiyonlar Ligi için bir oyun planınızın olması lazım. Tüm para forvete harcandı, bu defans ile elin oğlu bizi daha çok üzer.
