Bir senarist başarısı: Sen Çal Kapımı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başta şu pamuk helva yaz dizilerinden dedim, sallamadım. Kızım seyredince ben de seyretmeye başladım. Sonra “Bugün Sen Çal Kapımı var, atıştırmalık bir şeyler alsak mı, yeriz izlerken” durumuna geçtim. 

Dizinin bu başarısında elbette tüm ekibin payı var ama gizli bir kahraman daha var ki o da senaryo ve yazarı. İşte bu ikisi çok çok başarılı. Dizinin senaristi Ayşe Üner Kutlu. Google’da kendisiyle ilgili pek bir şey bulamadım. 1974 İzmir doğumlu, bir Oğlak burcu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olmuş. (Kendisini sevmem için bir sebep daha, bu özgeçmişte ortak yanımız çok) Daha önce Erkenci Kuş’un da senaristliğini yapmış. Ki hatırlatayım o dizi de çok sevilmişti. Son bölümlerinde "Artık bitse de kurtulsak" demiştim; meğer dizinin son bölümlerini o yazmamış. Oh be, yine hayal kırıklığına uğratmadı beni. Bir Instagram hesabı yok, sadece Twitter hesabı var. Pek görünür değil. Ben olsam onunla hemen bir röportaj yapardım. 

Ayşe Üner Kutlu Sen Çal Kapımı ile gemiyi şimdilik iyi yürütüyor. Tadında diyaloglar, abartıya geçmeyen bir hikaye dinamiği, hoş sürprizler. Mesela son bölümde kitap falı baktırdı Eda ve Serkan’a. Serkan bir sayfa söyledi, Eda açıp okudu. Okuduğu kitap hangisiydi? “Küçük Prens!” Küçük Prens gibi muhteşem bir kitabı bir diyaloğa yerleştirmiş. 

“Sizin dünyada insanlar…” dedi Küçük Prens. “Bir bahçede 5000 gül yetiştiriyorlar. Yine de aradıklarını bulamıyorlar.” “Bulamıyorlar” dedim. “Oysa aradıkları tek bir gülde.”

“Bir an susturdum dünyayı sen konuş diye. Nasıl sığarsın kendine.”

Kitaptan bu muhteşem cümleler Eda’nın ağzından dinletildi bize. Küçük Prens gibi kült bir eseri hiç okumamış olanlar Küçük Prens’i öğrendi belki bu sayede. Diziler nasıl bir kılık kıyafet sektörü yaratıyorsa edebiyat dünyasına da katkı sağlar belki de. 

Velhasıl Ayşe Üner Kutlu’nun senaryosunu yazdığı bu dizi akıcı bir dil ve yaşamda rastlayabileceğimiz kesitlerle ilerliyor. O nedenle göze batmıyor. Tatlı bir romantizmi afakanlar bastırmadan veriyor. Tatlı tatlı ruhunu okşayan bir romantizm meltemine sarıyor, gülümsetiyor izleyicisini. Bu aşkın gerçek, Eda ve Serkan’ın da mahalleden komşun olduğunu sanıyorsun bir an için. Dizi izleyicisi daha ne ister? Birkaç saatliğine Alice Harikalar Diyarı’na gidip geliyorsun işte.   

Evet dizide herkes, tüm ekip çok başarılı ama ben senarist diyorum ve aslan payını dizinin senaristine vermek istiyorum izninizle. 

Bu arada son bölümde Eda ve Serkan arabada giderlerken bir şarkı çaldı. Eda radyoyu açmadan önce Serkan’a “İlk çıkan şarkı sana gelsin” dedi. Ve ardından yumuşacık bir müzik ve abartısız, sade bir ses duyuldu. Muhteşem bir slow şarkı çalmaya başladı. Hemen Spotify’dan buldum. Şarkıyı söyleyen kimmiş merak ettim. Ve kim çıktı? Başak Gümülcinelioğlu. Yani dizideki adıyla Pırıl. Serkan’ın ofis arkadaşı mimar Pırıl. Ne güzel sürpriz değil mi? Şarkının sözlerini de kendi yazmış Başak Gümülcinelioğlu. Bayıldım! Hem şarkıya, hem sesine!  

Sıradaki haber yükleniyor...
holder