Başımı sokacak bir çatım olsun

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Böyle biz sözümüz var değil mi? "Başımı sokacak bir çatım olsun." Olsun da, bu şehirlerdeki çatı karmaşasına dikkat eden var mı? Her bir apartman çatısının ayrı telden çaldığı, her birinin ayrı havada göbek attığı?  

Pandemi dolayısıyla evde olunca, bir de üstüne sokağa çıkma yasağı gelince pencereden dışarıyı daha sık seyreder oldum. Seyrederken her ne kadar çatılar yerine gökyüzüne bakmaya, bulutların hareketini seyretmeye çalışsam da uçan bir kuşun çatı bacasına konması gibi ben de aniden bir çatı su deposunda bulabiliyorum kendimi. 

İnanılmaz bir cümbüş

Oradan çanak antenlere, irili, ufaklı bacalara, isyankar su depolarına, en son da korkuluk gibi dikilmiş baz istasyonlarına konuyorum. Her biri kendi kafasına göre konulmuş, ortak bir dili, estetiği olmayan tuhaflıklar seremonisi. Bacaların bazısı uzun, bazısı kısa, aynı çatıda irili ufaklı onlarca baca, bazısı zifte boyanmış simsiyah, bazısı isli beyaz. Bazısı yatay, bazısı dikey sıra sıra dizilmiş su depoları, güneş enerji panelleri, anten direkleri, tonton ailesi gibi kümelenmiş çanak anten toplulukları. Tuhaf bir cümbüş var çatılarda. Apartmanların yüksekliği engellemiyormuş gibi gökyüzünü izlemeyi, bir de bu çatı cümbüşünün kortejine denk geliyorsun. Her biri gözü o kadar yoruyor, sivrisinek vızıltısı gibi dinginliği rahatsız ediyor ki, çatılarda bu kadar çirkinliğin olabileceğini aklına getiremiyorsun. 

Ortaya karışık çatı ve beton karmaşası

Buna şöyle örnek vereyim. Bir süre önce akrabamız yüksek katlı bir apartmanın en üst katını satın almıştı. Evin 3 cephesinden de deniz görünüyordu, manzara muhteşemdi. Hayırlı olsun’a gittik ve o meşhur manzara için balkona çıkartıldık. Tanrım balkona girmemle çıkmam bir oldu. Muhteşem manzaranın önünde o kadar birikmiş çirkinlik vardı ki. Ortaya karışık çatı ve beton karmaşasından denizin güzelliği perdeleniyordu. İşte o zaman anladım ki yukarıdan bakınca gördüğün başka bir şey. 

Pandemi bize çok şey öğretiyor ve öğretmeye devam ediyor. Umarım insanı merkeze koyar ve binalarımızı estetik kaygılar güderek, doğayla uyumlu şekillendirmeyi öğreniriz. Instagram'da elimizde kahve bardağı, ayağımızda çoraplar verdiğimiz Hygge* pozlarını şehirlerimiz için de yapabiliriz. Sadece evlerimizi değil, şehirlerimizi güzelleştirir, bütünde de bir Hygge ruhu oluştururuz.

*Hygge: Danca bir kelime. Huzur, sıcaklık, samimiyet anlamına geliyor. Ruhsal olarak rahatlamış, kucaklanmış, kişisel bütünlüğe iyi gelen, güvende hissettiren bir günlük beraberlik şeklini anlatıyor. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder