Şule Özdemir Evli ama bekar, beraber ama değil
HABERİ PAYLAŞ

Evli ama bekar, beraber ama değil

Bu aralar farkı bir ilişki tipi görüyorum. Uzun süredir tanıdığım insanlarda, yeni tanıştığım insanlarda bakıyorum aynı ortaklık. Demek böyle bir ilişki modeli var. Nasıl mı?

Şöyle ki… Evlilik devam ediyor, ama her iki taraf ayrı şehirlerde, ayrı evlerde, ayrı yaşamlarda tekli bir hayat sürüyor.  Görünürde evlisin ama bekarsın, berabersin ama değilsin, böyle var-yok arası bir durum.

İşleri dolayısıyla farklı şehirlerde bu şekilde evlilik yürüten bir kadın tanıdığıma sordum.

Mutlu musun böyle? Hem de nasıl, iyi ki böyle yaşıyoruz, yoksa katlanamazdım.

E neden boşanmıyorsunuz? Boşanmak uzun iş. O yükü alamam. Hem o da istemiyor.

Nasıl yapıyorsunuz peki? O kendi evinde, ben kendi evimde. Rahatız böyle. İşten geliyorum, yemeğimi yapıyorum, üstüne Türk kahvem, oh miss. Dizimi izliyorum. Kafam çok rahat.

Onunlayken kafan rahat değil mi? Yok canım nerde. Bütün gün elinde kumanda televizyon izliyor, bana bir yardımı yok ki. Sonra çay yap, kahve yap, ne zaman yemek yiyeceğiz, çamaşırı, ütüsü, temizliği, bir de tuvaleti pis bırakıyor, yok çekemem, böyle çok rahatım.  

O zaman beraberken sohbet de etmiyorsunuz? Yok canım ne konuşağız. Sinir ediyor beni zaten. Bana neler etti evliliğimiz boyunca, hem hiç mutlu olmadım ki ben. Bu adam mutlu etmeyi bilmiyor ki, erkekler zaten mutlu etmeyi bilmiyor. Çocukları büyüttüm, ilgilendim, kurslara getirdim götürdüm, ne faydası oldu ki bana. Hem sana bir şey söyleyeyim mi, koca derdin olmayınca genç de kalıyorsun, yıpranmıyorsun.

Bu diyalog kocası çok iyi bir iş teklifi alınca İstanbul’a gitmek durumunda kalan bir arkadaşımı hatırlattı. Çocukları yeni doğmuştu ve kocası başka bir şehirdeki iş teklifini kabul etmişti. ‘Ben burada yalnız kalacağım, hem kızımız daha yeni doğmuş, buradaki işi de iyi, neden illa İstanbul’daki o işi kabul etmek istiyor’ diye üzülüyordu. Kızını parkta oynasın diye götürdüğü bir gün 60 yaşlarında bir kadınla tanışmış, kadına durumu anlatınca, kadın da “Kızım üzüldüğün şeye bak, ne güzel işte, koca derdin aradan çıkmış. Bu kadar işinin arasında bir de onla uğraşacaktın. Hem çocuk, hem koca, yorulurdun, böyle daha iyi” diye akıl vermiş.

O zaman gülmüştük, ama bakıyorum bu ilişki modeli zaten tercih edilen bir modelmiş. Belki bu aklı veren kadınlar bu modelin zaten iş görür olduğunun farkına varmış ama imkanları ayrı evlere, ayrı şehirlere yetmeyenler mecburen ikili yaşamın içinde kalmışlar. İmkanı olanlar hemen ayrı şehirlerde, ayrı evler kurmuşlar, iş icabı diye de kılıf bulmuşlar. İş icabına mahalle baskısı olmuyor. Evli misin evlisin. Bu da cepte. O zaman görünürdeki koşullar tamam. Görünmeyen de bize kalsın bir zahmet. Zaten gerçekle ilgilenen mi kaldı? Yalanla gerçeğin arası uzun zamandır birbirine yakın, ha değdi ha değecek.  Cebel-i Tarık’ta kaldı tatlı su ve tuzlu su birbirine karışmaz. Buralarda her şey çoktan birbirine karıştı. Post truth dünyası. Haliyle bu değişen yaşamlarda evlilikler de değişiyor, ilişkiler de. Ve insanoğlu her koşulda kendine bir yol buluyor. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder