Her köşe başı Ajda Pekkan olmuş

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Biz estetiği Ajda Pekkan’la öğrendik. O zamanlar daha halka inmemişti bu ameliyatlar. Artistler yaptırırdı, hangi doktora yaptırırdı, bu ameliyatlar ne kadar tutardı bilmezdik. Aradan yıllar geçti bir baktık, her köşe başı Ajda Pekkan olmuş.

Şimdi estetik yaptırmayan nerdeyse yok. Ofis çalışanı, kuaförü, tezgahtarı, avukatı, doktoru, ev hanımı hemen hemen herkeste küçüğünden bir botoks, bir dolgu var. Burun ameliyatı desen dişe dolgu yaptırmak gibi. Kolay ve ulaşılır. Göz kapakları gerdirme, yağları aldırma, meme küçültme, silikon taktırma hepsi olağan şeyler, markete gitmek gibi. 

Hal böyleyken Seda Sayan’ın yüz gerdirme ameliyatı neden gündem oldu anlamadım. Zaten herkes yaptırmıyor mu? Kadın en azından açık davranmış, saklamamış, gizlememiş ameliyatını. 

Tabii gönül isterdi ki kimse estetiğe ihtiyaç duymasın. Olduğu haliyle mutlu olsun. Ama kazın ayağı öyle değil. Biz hepimiz köksüz ağaçlar gibi kendimize kök arıyoruz sanki. O kökü bulmak için estetikle yeni bir “ben” yaratıyoruz. Sanıyoruz ki onu daha çok severiz. Daha doğrusu “onu daha çok severler.” Yeni kimliğimizle yine başkalarının bizi beğenmesini arzu ediyoruz. Yeni “ben”e yeni kıyafetler giydiriyoruz, zihnimizdeki fashion week haftasında kurduğumuz podyumda yürütüyoruz. Bir Şeyma Subaşı, bir Kendall Jenner duruşu yerleştiriyoruz, hayalimizdeki kahramana ulaşmak için ne estetik badireler atlatıyoruz. Sevgili Joseph Campbell Kahramanın Yolculuğu derken eminim bunu kastetmiyordu ama estetik yaptırırken kahraman biz olmaktan çıkıyoruz. “Kahraman sen ol” diyoruz biz olmayan türemiş kahramana. Yüzümüzün çizgilerini kaybediyor, değişen bakışlarımızı yabancılaştırıyoruz, şişirdiğimiz dudaklarımızla gülüyor muyuz, kızıyor muyuz belli etmiyoruz. 

Homeopatım şöyle demişti bir keresinde;

 Estetik müdahaleler ilişkileri zedeliyor. Çünkü biz dilden önce duygusal iletişim kurarız. Birbirimize bakarken mimiklerimizi, yüzümüzdeki duygu ifadelerini bulmaya çalışırız. Estetik işlemin çok olduğu bir yüzde duygular anlaşılamadığı için o kişiyle bağ kuramamaya başlarız, bu da ilişkiyi zedeler. Botoks ve dolgu ile yüzünün ifadesini oynamış bir kadının duygularını kocasının artık anlayamaması ve kadınla bağ kurmayı başaramadığı için ilişkilerinin bozulması gibi.

İfade... İşte o ifade bizim her şeyimiz. Bir Mona Lisa’yı düşünsenize. Bugün dünyanın en önemli eserlerinden biri olması yüzündeki o ifade değil mi? Veya Zeugma Müzesindeki Çingene Kız. Yine ifadesiyle bizi büyülemiyor mu? Veya çok sevdiğiniz anneannenizin yüzündeki o kırışıklar size çok şey anlatmıyor mu? Barbara Streisand’ı burnu büyük diye dinlemekten vazgeçtiniz mi? İnsan sade ve salt kendisidir. Kendisi olabildiğinde mutludur. Bizim her bir kırışığımız, sivri burnumuz, küçük memelerimiz, ince dudaklarımız, düşen göz kapaklarımız hepsi bize aittir ve bizi biz yapan parçalarımızdır. Biz yaşamda kendimizle bağ kurduğumuz, kendimiz gibi kalabildiğimizde mutluyuz. Yani mutluluk bile içerdeki kaynaktan gelirken, onu dışarıda aramak niye?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder