İnzivadaydım

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İnzivadaydım. Bu inzivalar nasıl bir şey diye hep merak ederdim. Güzelmiş, bir o kadar da tehlikeli. Tehlikeli çünkü kendine bakıyorsun, içerdeki karanlık mağaranda neler kaynıyor görmek durumunda kalıyorsun. Açgözlülük, hırs, dedikodu, kıskançlık, kibir, zayıflık her biri mağaranda kımıl kımıl kaynarken sen onlara bakma cesareti gösteriyorsun. En çok da korkularınla yüzleşiyorsun. Ölüm korkun, başarısız olma korkun, yalnız kalma, aşağılanma, dışlanma, sevilmeme, başarısız olma korkun. Hepsine bakman için o kadar zamanın oluyor ki, her zamanki rutinin iş görmüyor. Kafanı çevirip geçme rutinin işe yaramıyor.

Ama bir o kadar da güzel. Meditasyonla geçen her gün kafandaki deli fırtına azalıyor, düşüncelerin çapraz ateşe tuttuğu sen, sisin dağılıp gökyüzünde maviliği görmek gibi rahatlıyorsun. Bu düşünceler dağılıp gidebiliyormuş, kafamın içinde sessizlik de olabiliyormuş demeye başlıyorsun. Kahvaltıda yediğin reçelin hünnap meyvesi olduğunu idrak edip tadını çıkarıyorsun, saçlarını uçuşturan rüzgarı fark edip gülümsüyorsun, ayağını bastığın çalılığın çıkardığı sesi bu defa sahiden duyuyorsun, karşındaki insanın gözlerine bakıp onu gerçekten dinliyorsun, yetişmen gereken bir yer yok, acele etmen gereken bir iş. Sessizlik inzivası. Sadece deneyimliyorsun. İnzivana sahip çıkıyorsun. Yanındaki kişiyle hiç konuşmadan da yan yana kalabileceğini fark ediyorsun. “Hay Allah sessizlik oldu, hemen bir şeyler bulayım sıkıcı olmasın. Hava çok güzel bugün değil mi?” diye çabalamaya ihtiyaç duymuyorsun.

”Zeus Altarı kapalı mı, niye kapalı? Yok ya kapıdan atlar yine girerim oraya.” diye bir şeyleri oldurmaya çalışmıyorsun. “Kapalı mı? Tamam. Şu dağ yolunu yürürüm, eminim tepeden deniz çok güzel görünüyordur.” deme esnekliğini, olanı olduğu gibi kabul etmeyi deniyorsun. İnsan olma deneyimine bir şeyler ekliyorsun, belki de çıkartıyorsun.

Değerli diye, önemli diye sırtında taşıdığın çuvaldakilerin bir kısmını atıyor, hakiki olanı bulmaya çalışıyorsun. “Bu hayat yolunda hakiki olan ne?” “Değerli olan ne?” Sormaya başlıyorsun.

Hansel ve Gretel masalındaki gibi evin yolunu bulmak için yola bırakılan ipuçlarını takip ediyorsun. Masalda olduğu gibi bu ipuçlarını kuşlar yemiyor belki ama bulmak ve görmek için de aramak ve arayışında ısrarlı olmak gerekiyor. Mevlana’nın dediği gibi; “Bulanlar da hep arayanlar oluyor.”

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder