Takım elbise giyen kaldı mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Deniz Sipahi’nin köşesinde okudum. Hugo Boss Yönetim Kurulu Üyesi Heiko Schafer klasik giyim satışlarının %50 düştüğünü söylemiş ve eklemiş;

“Klasik giyim çok farklı bir tarza bürünecek. Modern formal giyim, rahat, hafif giyime kayacak. Giydiğiniz zaman spor yapacağınız, bisiklete binebileceğiniz, katlayıp çantanıza yerleştirip seyahate çıkabileceğimiz kıyafetler geliyor.”

Pandemiyle değişmesine sevindiğim konulardan biri bu kıyafet olayı. Biraz da formal giyim yanlısı olmadığımdan olsa gerek. Yani isteyen giysin elbet ancak insanın rahat ettiği kıyafetin içine yerleşmesinden daha sağlam bir konfor göremiyorum ben. Herkesin kendine göre bir yorumu olacaktır bu iş kıyafeti konusunda ama, ben kendimce ve bir kadın olarak yorumlayacağım bu konuyu.

Her gün farklı takım elbise, ona uygun çanta, uygun ayakkabı, bir de topuklular, şimdi kış geldi sıklıkla kaçan ince çoraplar, kıyafete uygun makyaj, saç derken uzun uzadıya mesai harcıyorduk giyim kuşama. Takım elbiseler haliyle yıkanmıyor, kuru temizlemeye veriyorsun, ayrı maliyet. Maliyetin yanında kuru temizlemeciye getir, götür ayrı zahmet. Hele topuklu ayakkabı en faciası. Güzelim ayakları sıkıştır cendereye, koca bir mesai gez içinde. Yemişim Laubotin’ini.

Bir de ruhunu kıyafetle uydurup uyduramama meselesi var. Mesela takım elbisenin içinde “Beni vur, beni ellere verme” diye Ahmet Kaya şarkısıyla ‘imdat’ diyen ruhunu, “Sana söz yine baharlar gelecek, sana söz ışık sönmeyecek” diye Levent Yüksel şarkısıyla avutmak durumunda kalıyorsun.   

Şimdi evden çalışma, hibrit modeller, ofislerde ‘smart casual’ denen serbest kıyafet uygulamaları derken takım elbiselerin esamesi okunmuyor. Şu son iki senede kendime takım elbise almak bir yana, yeni sezonda neler varmış diye bakmadım bile. Rahat giyime geçilmiş olması o kadar rahatlatmış demek beniJ

Spor ayakkabı, rahat bir bot en büyük özgürlük alanı olurken, gün içinde hem çalıştığım, hem yürüyüş yapabildiğim, hem iş sonrası bir buluşmaya gidebildiğim esneklikte kıyafet seçebilmek inanılmaz konforlu benim için. Ayrıca her gün üzerindeki keten gömleği, pamuklu bluzu at makinaya yıkansın, önceki gibi ipek gömleği ne ara kuru temizlemeye bırakacağım da alacağım derdi yok. Arabaya inip binerken, bacağını biraz açtın diye eteğin yırtmacı yırtılacak derdin yok, topuklu ayakkabıyla yeni silinen zeminde kayar mıyım sıkıntısıyla pıt pıt yürüme derdin yok. Rahatlık ve konforu var bu işin. Ve rahatlık insanın ruhuna da yansıyor. Hafifletiyor insanı. Bugüne kadar neden terk etmedik bu takım elbiseleri diyorum. İsteyen yine giysin, isteyen her gün smart casual giyinsin, toplantısı, özel bir görüşmesi varsa yine takım elbise topuklu ayakkabı denesin ya da sırf özlediğinden giysin. Ama özgürlük ve rahatlık ruhumuzda da kıyafetlerimizde de olsun.     

Yazarlarımızdan

27 Kasım 2021, Cumartesi 08:07
27 Kasım 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder