Suna AkyıldızHayran oldum
HABERİ PAYLAŞ

Hayran oldum

Geçtiğimiz hafta nihayet gidenin anlata anlata bitiremediği Uğur Aslan’ın Arabesk Müzikali Afara’yı izlemek için Kuruçeşme’de aldım soluğu. Uğur Aslan’ın çocukluk yıllarından başlayarak hayatını anlattığı hikayesi kimi zaman hüzünlendirdi, kimi zaman da güldürdü. Öyle samimi, öyle içten öyle buram buram Anadoluydu ki, doğup büyüdüğü Hatay’ı o çocukluğunun geçtiği pamuk tarlalarını adeta onunla birlikte gezdik. Şahane bir sesi var. Bu zamana kadar albüm yapmamış olmamasına şaşırdım.

Konser sırasında sahneden inip seyircinin içine karışması, oynayıp şarkılar söylemesi, espriler yapması 3 bin kişilik konser alanının her bir karışına inanılmaz hakimdi. Konser bitiminde seyirciye ‘Benimle tanıştığınıza memnun oldunuz mu?’ diye sordu. Ve bir kez daha anladım ki, hiçbir başarı tesadüf değil. Sadece doğru zamanda, doğru insanlarla karşılaşmak önemli olan. Bu yüzden Uğur Aslan’ı şarkıcı kimliğiyle de geniş kitlelerle tanıştıran sevgili Polat Yağcı’nın emeği çok büyük.

Bu arada konser sırasında Uğur Aslan’ı dinleyenler arasında sürpriz bir de konuk vardı Ajda Pekkan. 18 Haziran’da Kuruçeşme’de konser vermeye hazırlanan Süperstar, katıldığı bir yemek sonrası geçerken uğramış. Hem konser alanının yeni halini görmek, hem de Uğur Aslan’ı dinlemek istemiş. Bu kadar geç izlediğim için kendime kızdığım, müthiş bir arabesk müzikaldi. Konser sonunda Uğur Aslan’ın kulisinde uzun uzun sohbet ettik. Yine hikayesi olan yeni bir müzikal yapmayı düşündüğünü söyledi. Umarım en kısa zamanda onu da hayata geçirir. Böyle samimi ve içten hikayelere hepimizin ihtiyacı var.

YARGI’NIN SIRRI

Uğur Aslan’ı izlemeye gittiğim gece konser bitiminde bir ödül töreninden çıkıp gelen eşi, ‘Yargı’ dizisinin senaristi Sema Ergenekon da Kuruçeşme’deydi. Geçtiğimiz hafta yayınlanan sezon finalinde Ceylin’in (Pınar Deniz), Ilgaz’ı (Kaan Urgancıoğlu) öldürdüğünün ortaya çıkmasının şokunu üzerimden atamamışken, Sema Ergenekon’u görünce adeta yapıştım yakasına. İşini öyle tutkuyla öyle severek yapıyor ki hayran kalmamak mümkün değil.

Diziyle ilgili aklıma ne geliyorsa sordum. Sosyal medyada yazılan her şeyi satır satır okuduğunu öğrendim. Başarının o kadar farkında ki, bu mütevazı kişiliğinden hiçbir şey götürmemiş. Hatta ikinci sezonda çok daha iddialı bir ‘Yargı’ çıkarabilmek için işine olan aşkından dijital platformlardan gelen teklifleri bile askıya almış. Tüm enerjisini diziye yoğunlaştırmış. Finali kimin bildiğini sordum. Annesi bile merak edip sormuş ona bile söylememiş. Biraz zorlamış bakmış cevap alamıyor. ‘Ama ben senin annenim’ diyerek tatlı tatlı sitem etmiş.

İkinci sezon başlangıcı için şimdiden kafasında 2-3 şey varmış. Ama henüz hangisinin çekileceğine karar vermemiş. İkinci sezonun ilk bölümü nasıl başlayacak bilmem ama eğer Ilgaz Savcı ilk bölümde gelmezse hepimizin o gelene kadar hasta olacağı kesin. Yabancı dizileri uyarlayıp tekrar yazmak kolay, asıl marifet sıfırdan birşeyler yaratıp zirveye oturtmakta. O yüzden alkışlar Sema Ergenekon’a.

HALKIN SULTANI

Önceki gün Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda düzenlenen Sarıyer Edebiyat Günleri’nin onur konuğu Türkan Şoray’dı. Ben de Türkan Hanım’ı görmek için gittim. Türkan Şoray’a ilgiyi anlatmaya ne kelimeler ne de köşem yeter. Ağlayanlar mı dersiniz, onu gördüğü için çığlık atanlar mı... Söyleşi sırasında arada seyirciye dönüp “Sıkılmadınız dimi?” diye her sorduğunda yükselen alkışları ise anlatamam.

Ürkek, kırılgan ve bir o kadar da zarif. O sevgiyi, yoğun ilgiyi onunla yaşarken insanın gözlerinin dolmaması neredeyse imkansız. Her ne kadar ona “Sinemanın Sultanı” dense de o aslında ‘Gönüllerin Sultanı’. Bir gün önce başka bir açılışa katılıp onca yorgunluğuna rağmen kimseyi kırmamak, üzmemek için gösterdiği çabayı görseydiniz bu sözlerimin ne kadar az olduğunu anlardınız. İyi ki varsın Türkan Şoray ve iyi ki bu toprakların sanatçısısın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder