Suna Akyıldız Tarihe not
HABERİ PAYLAŞ

Yüzümüzü güldüren kim varsa, pamuklara sarıp sarmalı hatta mümkünse üzerlerine toz bile kondurmamalı. Geçenlerde Yılmaz Erdoğan’ın 20 yıl aradan sonra kaleme aldığı, Demet Akbağ’ın 15 yıl sonra sahneye çıktığı ‘Aydınlıkevler’in galası vardı. Oyunu henüz izlemeye gidemedim. Yakında izleyip yorumlarımı da yazacağım. Ama kiminle konuşsam öve öve bitiremedi. Zaten Yılmaz Erdoğan oyunculuğunun yanında kalemini de çok sevdiğim yazarlardan biridir. Kötü bir şey çıkmasına imkan bile vermiyorum. Gelelim galaya, son dönemde gördüğüm en renkli gala idi. Adeta şampiyonlar ligi gibiydi. Kimler yoktu ki. Ama galanın en efsane karesi Cem Yılmaz, Ata Demirer, Metin Akpınar ve Yılmaz Erdoğan’ın bir arada olduğu kareydi. Türkiye’nin yüzünü güldüren, milyonları peşinden sürükleyen isimler ilk kez aynı karenin içindeydi. Metin Akpınar röportaj yaparken Ata Demirer ve Cem Yılmaz yerlerine oturmak için röportajın bitmesini bile bekledi. Ustaya saygıda kimse kusur etmedi. Keşke hepsini daha sık birarada görme imkanımız olsa ya da ortak bir projede birlikte yer alsalar. Ne güzel olurdu.

DİYARBAKIR ÇIKARMASI

İki haftadır üst üste Diyarbakır ile ilgili bültenler gelmeye başladı. İlki 10- 14 Mayıs’ta Diyarbakır Stadyumu’nda gerçekleşecek Kenan Doğulu, Mabel Matiz, Buray, Duman, Mor ve Ötesi gibi isimlerin yer alacağı bahar konserleri. Bir başka bültende ise Dosso Dossi ’nin yine mayısta Diyarbakır’ın tarihi yerlerinde gerçekleşecek fotoğraf çekimleri ve bir çok ünlü mankenin katılacağı defile. Özellikle doğu ve güneydoğuda gerçekleşen konser, etkinlik ve festival haberlerine çok mutlu oluyorum. Keşke bunlar daha da çoğalsa Türkiye’nin her bir noktasına yayılsa. Sanatın ve sanatçının olduğu her yer dünyayı daha yaşanabilir hale getirir. Büyük firmaların bu tarz organizasyonlara sponsor olması, organizatörlerin de etkinlik takvimlerini genişletmesi, birçok şehirde konserler düzenlemesi şart.

NE ALAKA

Işın Karaca, Türkiye’nin en güçlü kadın vokallerinden biri. Fakat son haftalarda gündemi şarkılarından çok Gülşen’in sahne kıyafetleri ve onda bıraktığı derin izler. Yine bir açıklama yapmış ve “Gülşen’i severim ama sahne adabı olmalı. Beyonce’nin sahne şovunda sanat var, Gülşen’in sahne şovu ise çok kalitesiz duruyor. Böyle olunca da annelik tarafım devreye giriyor” demiş. Kıyafetlerini, danslarını beğenmezsin anlarım ama anneliğini nasıl etkilediğini anlamış değilim. Eğer kızı Mia’nın etkilenmesinden korkuyorsa ne Beyonce ne de Gülşen’i izlettirmemeli. Çünkü bir söylediği diğerini desteklemeli. Beyonce alkışlarken, Gülşen’i eleştirmesi komik oluyor. Beğenmezsen izlemezsin, izlettirmezsin. Ama çıkıp da hem Gülşen’i çok sevdiğini söyleyip, sonra da kalitesiz demek aynı işi yaptığın bir kadın sanatçıya ayıp olmuyor mu? Madem sahne şovlarında annelik tarafın devreye giriyor, o zaman onun da bir anne, bir eş, bir evlat ve bir sanatçı olduğunu hatırlamak gerek.

SEÇİL İDDİALI GELİYOR

Seçil Gür’ün adını ne kadar Serdar Ortaç ile yaşadığı aşk haberleriyle duysak da sesinin güzelliği birçoğumuzu şaşkına çevirdi. Story’sine ise ne zaman girsem inanılmaz güzel Sezen Aksu şarkılarına denk geliyorum. Herkesin harcı değil canlı şarkı söylemek. Çıktığı programlarda canlı okuması istendiğinde asla geri çevirmiyor ve okuyor. Bunda tabii yıllarca birçok gece kulübünde sahneye çıkmasının da etkisi var, oldukça tecrübeli. Son şarkısı ‘Meczup’a bayıldım. 7 şarkılık albümünde neredeyse hiç boş yok. Gümbür gümbür geliyor. Uzun vadede iyi bir ekiple muhteşem işlere imza atacağı belli. Bu arada sayısız gün yüzü görmemiş bir sürü şarkısı da varmış. Ortak bir arkadaşımız bir şarkısını gönderdi, inanamadım. Çok başarılı. Aynı isimlerden şarkı alabilmek için birbirleriyle yarışan ünlülere benden küçük bir tüyo, Seçil’de yüzlerce şarkı varmış. Özellikle Ajda Pekkan ve Demet Akalın, şarkının kokusunu yüz metre öteden alır, buraya şu yazıyı bırakıyorum. Gerisi onlara kalmış.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder