Bir dava açmak şart

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

31 Ağustos 2014 tarihinde vergi dairesince resen terk olan tek ortaklı limited şirketi için olmayan adresinde kaçak elektrik kullanılmış. Kuruma gittim. Hem belgeler hem de telefon ile itiraz dilekçelerimi sundum. ‘Firma aktif değil, bir yanlışlık var. Benimle alakası yok’ diye defalarca hem kapı kapı dolaştım kendimi ifade edebilmek için hem de telefon ile başvuruda bulundum. Vergi (2014) levhasını ve vergi dairesi resen terk belgelerini sundum. Ancak kurum hiçbir şekilde dikkate almadı. Şimdi avukatlık büroları kaçak elektrik kullanıldığı için 6 ayrı icra takip talebinde bulunmuşlar. Diğer hukuk bürosu banka hesaplarına bloke (89/1) koyacağından bahsediyor ve bana en son pazartesi gününe kadar süre tanıdı. Emekli maaşım var, durumum ne olabilir? S.Ö.

****

Okuyucumun durumu yakından incelemeyi gerektiriyor. Ancak mektubundan edindiğim bilgi çerçevesinde söyleyebileceğim iki husus var. Birinci husus, kaçak elektrik veya yasal çerçeve içinde kullanılmış elektrik olduğu hallerde bir ücret ödenir. Sözleşme çerçevesinde yasal şartlarda kullanılan elektrik için tarife kapsamında, kaçak kullanımda ise cezalı hesaplanan ücret çerçevesinde ücret ödenir. Ancak ödeme, abonenin veya kaçak kullanımda kullananın borcudur. Bu yerde bir şirket bulunduğuna göre abonelik çerçevesinde ödenecek para şirketin borcu olup, kaçak kullanım halinde de kim kaçak kullandı ise onun borcudur. Okuyucumun anlattığı hadisede kendisinin şahsen bir ilişkisi görülmediğine göre bu şahsi borcu değildir. Ancak burada ikinci hususa dikkat çekmek isterim.

****

İkinci husus takip mevzuatı ile ilgili. Dikkat edilirse 89/1 maddesinden bahsedilerek haciz tehdidinden söz edilmiş. İşte bu ifade borcun doğrudan doğruya kendisine ait olmadığını, ancak asıl borçlunun takip edildiğini (asıl borçlu olarak kimin takip edildiğini bilmiyorum) takibin kesinleştiğini, kesinleşen takiple bu kimseye, ödeme yapacak olanlara İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesine göre ihbarname gönderilerek borcu artık icra dosyasına yatırmaları gerektiği bildirilir. Bu hususu yakın zamanda birkaç yazımda açıklama ihtiyacı da doğmuştu.

İhbarı alan kişi, borçluya yapacağı ödemeleri icra dosyasına yatırır veya borcu bulunmadığını dosyasına bildirir. Bunlara uymayan kişi borcu ödemek zorunda kalır. İşte okuyucumun durumunun bu olduğu fikrine sahip oldum. Böyle bir durumdan kurtuluş yok mu? Yani gerçekte borcu bulunmadığı halde cebinden para çıkacak veya hacizlere muhatap olacak mı? Durum 89’uncu madde içinde bir fıkra halinde şöyle açıklanmıştır.

“... İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa 15 gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 20 gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.”

Görüldüğü gibi okuyucumun durumunda olan birinin gerçekte borcu bulunmadığına dair bir dava açması mümkündür. Bu davaya hukukta ‘menfi tespit davası’ diyoruz. Ancak gelen tebligatlar muhtelif olmakla, bir de bazı sürelerin izlenmesi gerekmekle birlikte olayın dosyasından takibinde kesinlikle yarar vardır.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder