Korkmayın

31 Ocak 2011, Pazartesi 05:00
AA

Bir telefon operatörü ilanlarında sabit fiyata abonelik öneriyordu. Ben de kandım, abone oldum. İlk fatura taahhüdün üç buçuk katı. Şikayette bulundum bu defa ikinci fatura iki katı. Tüketici hakem heyetine başvurdum bir başkan dört üye beni reddetti. Hemen telefonumu iptal ettirdim, buna rağmen borç çıktı. Oysa siz tüketiciyi koruyan yasa çıktı mahkemeler kuruldu diyorsunuz ya, işte oraya başvurmaktan da korktum, kaybedersem avukatlık ücreti ödeyeceğimi söyleyip beni korkuttular. Bu duruma ne dersiniz?  K.A.

Okuyucuma yanıt vermek için sütunum yetmez, kitap yazmak lazım. Düşünebiliyor musunuz, bu kadar haksızlığa uğramış biri mahkemeye gitmeye korkuyor, böyle birşey olabilir mi? O mahkemeler ne için var? Haklıya hakkını vermek için değil mi? Öncelikle hakem heyetine başvuruda bulunmak gerekebilir, bu doğru ancak burada talebi reddolabilir. Birinci ret sebebi, burada bulunanlardan biri hariç diğerleri hukukçu değil. Olabilir, onların ret kararına karşı tüketici mahkemelerine başvurmak gerekir.

[[HAFTAYA]]

Hakem kararları doğrultusunda mahkemeden karar çıkar diye bir kural yok. Tam aksine hakem heyeti kararlarının tersine çıkan yüzlerce karar var. Bu işin mahkeme kısmı, tavsiyem asla dava açmaktan kaçınmamanız. Şimdi geleyim yasa dışı işlere. Diyorsunuz ki telefonu kapattım ama yine borç çıktı. Dikkat edin yaygın bir uygulama var. Birileri eski aboneler dahi olsa korkutucu yazılar gönderiyor. Bu yazıların başında “icra emridir” “icra takibidir”, “borç takibidir” gibi başlıklar var. Altında da borcu olduğunu, ödemezse nasıl asılıp nasıl kesileceğini anlatıyor ve korku salıyorlar, en alta da kendi banka hesap numaralarını yazıp paraların bu hesaba yatırılmasını istiyorlar. Tabii ki bu suç ama bunu ellerini kollarını sallayarak yapıyorlar. Aldananlar da korku içinde bu parayı ödüyor. Yani açıkça dolandırıcılık. İşte sizin telefonun sözleşmesini iptalinizden sonra gelen borç bana bunu hatırlattı. Hem size hem diğer okuyucularıma hatırlatmakta yarar gördüm. Mahkemeye başvurmaktan kaçınmayın, tehditlere aldırmayın, tüketici mahkemelerinden oldukça ilginç kararlar çıkıyor.

Dava süreci yaşanmış

Babam 2001 yılında trafik kazası yapmıştı ve kazada arkadaşıyla birlikte vefat etti. Bu kaza nedeni ile sigorta 2009’da bana 11 bin TL ödeme çıkardı ve ücretime haciz koydurdu. Ben küçük bir ücretle çalışan biriyim. Bu para beni yıkar. Buna karşı yapabileceğim bir şey var mı?  B.C.

Bu anlatımdan anlaşılan şu. Okuyucumun babası kaza yapmış. Kazalarda sigorta şirketleri poliçede yazılı hasar bedelini öder. Demek ki sigorta hasar bedelini ödemiş. Sonra okuyucuma rücu etmiş. Ancak kaza tarihi ve rücu tarihi göz önüne alındığında bir dava süreci yaşandığı anlaşılıyor. Kaza ile rücu tarihi arasında sekiz sene var. Bu süre dava süresi gibi görünüyor. Dava sonuçlanmış ve okuyucumun babasının kusur oranına göre ödemesi gereken para bulunmuş. Peki okuyucumun niye haberi yok? Çünkü bir davaya bakılmadan önce davalıya tebligat yapılır. Haberinin olmayışı, tebligatın, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış olma ihtimalini güçlendiriyor. Örneğin Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre muhtara yapılmış olma ihtimali veya resmi kayıtlarda görülen adresine yapılmış olma ihtimalini akla getiriyor. Neticeten bu para kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanıyorsa, ki öyle anlaşılıyor, ödemekten başka çare yok. Ölen kimselerin borçlarını mirasçıları öder. Başka mirasçı varsa baş başa verip ödemenin yollarını arasalar iyi olur.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.