Kürsü dokunulmazlığı

09 Aralık 2012, Pazar 05:00
AA

Milletvekili, toplumun geneline bakıldığında çok yüksek maaş alır. Bir milletvekili çok özel şekilde hastanelerden istifade eder. Bir milletvekilinin iki senede emekliliği gelir vatandaş kırk senede emekli olurken iki senede emekli olup bir de ilaveten emekli maaşı alır. Üstelik her türlü suçu işler ama ceza verilmez. Bu husus gerçekten böyle midir? Yoksa bir yakıştırma mıdır? Hangi kanunda yeri vardır? M.L.

Okuyucumun sorusunun yanıtını vermek için kitap yazmam gerekir. Önce bir akıl yürütelim. Milletvekili diyoruz yani milletin, vatandaşın vekili. Peki ben de kırk senelik meslek hayatım boyunca sayısını bilmediğim kadar kişinin vekili oldum. Bunlardan bir tekinin sahip olduğu hak ve imkanın fazlasına sahip oldum mu? Hayır. Bana ancak sahip oldukları yetkinin bir kısmını verdiler onu kullandım. Yani vekalet böyle bir şeydir. Asil, bana kendi sahip olduğu haktan neleri kullanacağımı söyler ben onunla sınırlı olarak asili temsil ederim. Ama milletin vekiline gelince.

[[HAFTAYA]]

Onlar milletin vekili olduğu halde asilin sahip olduğu hakların kat kat fazlasını kullanıyor. Bunda bir terslik yok mu? Vatandan altmış yaşında emekli oluyor milletvekili iki yılda. Niye? Vatandaş 650 TL civarında ücret alıyor milletvekili emekli maaşı ile birlikte neredeyse yirmi bin lira. Niye? Bir de kendilerine danışman tayin ediyorlar ona da maaş örüyoruz. Niye? Milletvekili bir liraya öğlen yemeği yiyor vatandaş kuru ekmek yiyor. Niye? Şimdi geliyorum dokunulmazlığa. Milletvekili yolsuzluk yapmış, yüz kızartıcı suç işlemiş, ona dokunma. Niye? Bu dokunulmazlık nereden geliyor? Bu dokunulmazlık daha 1924 anayasasında var. Bu anayasanın 17. maddesi milletvekili dokunulmazlığını düzenlemiş. Birinci fıkrasında açıkça kürsü dokunulmazlığı şeklinde kaleme alınmışken ikinci fıkrasında tutuklanamayacağı, yargılanamayacağı hükmü var. Bu husus 1961 anayasasının 79. maddesine de benzer şekilde kaleme alınmış. Derken bu kavram 1982 anayasasının 83. maddesine de benzer şekilde girmiştir. Son hali ile yine birinci fıkrada kürsü dokunulmazlığı şeklinde kaleme alınıp ikinci fıkrasında milletvekilinin tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı şeklinde hükme bağlanmıştır. Birinci fıkra kürsü dokunulmazlığıdır, bir milletvekilinin kürsü dokunulmazlığı olmalıdır, kürsüden söylediği sözlerden dolayı suçlanmamalıdır. Bu tamam ancak ikinci fıkra birinci fıkranın konuluş amacına aykırı şekilde devam etmekte olup mantık silsilesini takip etmemektedir. Ancak bu yasaları makul ve mantıklı hale kim getirecek. Yasaları yapacak olan milletvekilleri mi? Kendi aleyhine yasa çıkaran milletvekili görülmüş mü? Hayır. O halde bu maddeler antidemokratik olarak varlığını sürdürecek. Çünkü dünyada dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığıdır ama bizde suç işleme serbestisine dönüşmüştür. Bir gün düzelir mi? Görünürde hayır. Böyle bir imkana sahip kesim, kalkıp kendi aleyhine yasa değişikliği yapar mı? Bir yanlış başlamıştır yanlış sürmektedir.

Sıradaki haber yükleniyor...