İki, üç gün önce yayınlanan Yargıtay’ın bir kararı okuyucularımın aklında birtakım soruların oluşmasına neden olmuş. Yayınlanan kararda özetle deniliyordu ki, kiracının, kira sözleşmesinin imzalandığı ertesi günün tarihi ile verdiği tahliye taahhüdü geçerlidir. Bunda ne özellik olabilir? Zaten verilen tahliye taahhüdü geçerli değil mi? Yok işte bu hadise bu kadar kolay değil. Şöyle ki: Birinci husus, kiracının vereceği tahliye taahhüdü, kira sözleşmesi ile aynı günün tarihini taşıyamaz. Aynı gün alındı ise bu tahliye taahhüdü geçersizdir. Açıklanan olayda tahliye taahhüdü bir gün sonra alındığı için geçerlidir. Çünki zihniyet şudur: Kira sözleşmesi yapıldığı gün kiracı müşkül durumdadır, verdiği tahliye taahhüdü serbest iradesi ile verilmiş değildir. Serbest irade ile verilmesi için gelelim ikinci hususa:
İkinci husus, sözleşme tarihinden sonra alınan her tahliye taahhüdü de geçerli kabul edilmeyebilir. Zira sözleşmenin imzalandığı tarihten sonraki bir tarihi taşıyan tahliye taahhüdünde de bakılacak bir husus vardır. Kiralanan yerin fiili teslimi. Kira sözleşmesinin imzalanması ile birlikte kiralanan yerin teslimi yapılmış ise, evet ikinci günün tarihini taşıyan tahliye taahhüdü geçerlidir. Şayet kiralanan yerin fiili teslimi yapılmamış ise, bu halde fiili tahliye taahhüdü teslim tarihinden sonraki bir tarihi taşımalıdır. Yani artık serbest irade ile verilmiş bir taahhüt vardır. Yeri gelmişken sanırım bir hususu daha hatırlatmamda yarar var. Tahliye taahhüdü şarta bağlı olmamalıdır. Şimdi Yargıtay’ın kararının önemi burada anlaşılıyor sanırım. Toplum hafızasında verilen bir tahliye taahhüdünün her durumda geçerli olduğu kanısı, bu açıklamalar nedeni ile doğruyu bulmaya yardımcı olacaktır ki yayınlanan Yargıtay kararı toplumumuz için önemlidir.
