"Ev genci" ve "Neet" ne demek biliyor musunuz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçen haftaki yazımı “Yukarıdaki uzgörüler, öngörüler kesin... Ancak, başka şeyler de kesin, onları da gelecek hafta anlatacağım…” diye bitirmiştim…

Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum. Geçen haftayı okumamış olanlar posta.com.tr’den arayı kapatabilirler.  

Mevcut eğitim sistemleri ile gençler adeta iş bulmayı değil, işsizliği, başarısızlığı, hor görülmeyi, ezilmeyi garantilemek için diploma alıyorlar... Neden böyle keskin ve sivri bir söylemle kendimi ateşe atıyorum? Çünkü rakamlar yalan söylemez, gerçekleri insanın yüzüne çarpıverir. 

Geçtiğimiz 30-40 yıldır tüm dünyada, “üniversite diploması” insanların kafasına sanki bir iş garantisi gibi yerleşti. "Ne olursa olsun bir diploma al, altın bileziğin olsun, diploma diplomadır, en azından bir markadır, itibardır, göstergedir..." şartlanması tüm toplumlarda hâkim oldu.  

Zamanla bu önerme, hesapsız dağıtılan diplomalar, gerçek dışı bir beklentiye, ezbere kaçan-kolaycı bir kabule ve tatsız sonuçlara dönüştü. Altın bilezik için yola çıkan gençler ve aileler, değersiz madenlerden birer halka almış gibi hissetmeye başladılar. Çünkü çoğu ya hiç işe giremedi ya da o halkayı almak için yaptıkları yatırımı asla çıkaramayacakları ücretlerle sevmedikleri işlere razı oldular…  

Dünyanın pek çok ülkesinde ve memleketimizde işsizlik oranı en yüksek kesimlerin başında “üniversite diplomalılar, "kâğıt üzerinde" meslek sahibi , "hayat gerçeğinde" ise mesleksiz, işsiz, iş bulma ümidi olmayan genç güruhlara” dönüşmeye başladı...

Maalesef bu durum, üniversitelerin pek çoğunun hem doğru dürüst, gelişen sektör ve alanların ihtiyaçlarına uygun yeterlilikte insan yetiştirememesinden, hem plansızlıktan, hem işi salt parasal açıdan değerlendirmelerinden hem de toplumun, ailelerin gençlerin egosunu; 

- Artık üniversite mezunusun, herhalde gidip ….. ....... şu şu işleri yapmayacaksın. Sen çok daha iyilerine layıksın!

diye şişirdiği, gençlerin kafasını boş vaatlerle uyuşturduğu için, bu kesimdeki zavallıların sayısı arttıkça arttı.

Olay neredeyse “işsiz kalmak için diploma almak” çabasına dönüştü... "Ev genci" diye insanlık tarihinin hiç bilmediği yeni bir tür gençlik oluştu... COVID 19 sonrası bu gençlerin sayısı daha da büyüdü.

"Ev genci" ne demek, NEET oranı neyi ölçüyor ve bilin bakalım bu oranın en yüksek olduğu ülkeler hangileri?.. 

Son yıllarda, ülkemizde ve dünyada sayıları hızla artan "ev gençleri" diye bir nesil türedi. Bunlar ne çalışıyor, ne okuyor, ne de iş arıyorlar. Aileleriyle yaşıyor, onların olanaklarını kullanmaya devam ediyor, pek evden çıkmıyorlar. Çoğunlukla televizyon, bilgisayar, cep telefonu başında vakit geçiriyor, asosyal olarak niteleniyor, fiziksel hareketten hoşlanmıyorlar.

Bu gençlere dair yapılan araştırmalarda ve analizlerde "NEET* oranına bakılıyor. 

*NEET; Not in Education, Employment, or Training", Türkçede "Ne Eğitimde Ne İstihdamda" ya da "Ne Eğitimde Ne Okulda( NİNO)" veya birebir çevirisi ile "Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne yetiştirmede (NEİY)" şeklinde bir takım tanımlamalar kullanılıyor. Ben NEET diye devam edeceğim. 

Ve ülkemiz maalesef, OECD ülkeleri arasında NEET oranı en yüksek olduğu ülkeler arasında...

Türkiye 2019 yılında 12 milyon 955 bin 672 kişiyi bulan 15-24 yaş arasındaki genç nüfusuyla Avrupa Birliği (AB) üyesi 20 ülkenin nüfusunu geride bıraktı.

- Gençler Türkiye'nin toplam nüfusunun %15.6'sını oluşturuyor.

- Ancak 15-24 yaşındaki nüfusun %26’sı ne istihdama katılıyor ne de okulda ya da dışarıda eğitim alıyor.

- Bu oran 2018 yılında %24.5 seviyesindeydi.  

- Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı erkeklerde %18.3 iken kadınlarda %34'e dayanıyor

- Türkiye bu % 26'lık NEET oranıyla 36 üyeli Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ilk sırada.

- OECD, NEET'i 15-29 yaş arasındakileri baz alarak hesaplıyor. 2018 yılı verilerine göre Avrupa'da en yüksen NEET oranı İtalya'da. İtalya genç nüfusun yüzde 23.8'i boşta geziyor.

Bu rakamlar ve gözümüzün önünde gerçekleşen durum ürkütücü... Hele bir de COVID 19 sonrası durumu düşünün…

O yüzden "eğitim, meslek, diploma vb.'ye bakış açılarımızın tamamen değişmesi, hepimizin kafalarımızı resetlememiz lazım. İlk yapmamız gereken şeyler:

1- Okul, eğitim ve çalışmak yan yana, iç içe, paralel, dengede yürümeli. Aileler çocuklarını bunu odağa alarak yetiştirmeli.

2- Ebeveynler de kendilerini sürekli eğitmeli, yenilemeli ki çocuklar, gençler iyi, bilinçli ebeveyn modelleri ve bilge rehberlerle hayatı gerçek anlamda yaşamaya özendirilebilsinler.

3- Gençlere özgürlük verilip, destek olunmalı. Saygı, adalet, etik değerler kazandırılmalı. Geleceğe olumlu bakmalarına yardımcı olunmalı.

4- Asla, hiçbir iş, hiçbir kazanç küçümsenmemeli ya da yüceltilmemeli. Önemli olan ihtiyaçlar ve o ihtiyaçların karşılanması için kendini adayacak derecede çalışma isteği, hevesi duymak, istekle çalışılacak alanı meslek olarak benimsemektir.

Eğitime yaklaşımda, ailelerde, okullarda ve devlette ve aslında tüm dünyada, genel olarak eğitim sistemlerinde büyük tutarsızlıklar var. Bu artık fark ve kabul edilmeli. Ezbere üniversite ya da herhangi bir diploma peşinden koşmak yerine,

- Gençler erken yaşlarda gerçek anlamda çalışmaya, beceri kazanmaya,

- Ustalık-çıraklık müessesesine,

- Bir işe, problem çözümüne adanmaya,

- Elalem öyle istiyor diye değil, uğraşırken, yaparken zevk aldığı, bir işe yaradığını hissettiği işlere adanmaya,  

- Toplumun gerçek ihtiyaçları için çaba harcamaya,

- Geçimini sağlayacağı parayı kazanmaya,

- Faydalı herhangi bir alanda küçük yaşta da olsa “usta, en iyi bilen, en becerikli, en çalışkan” olmaya

yönlendirilmeli, teşvik edilmeli, özendirilmeliler... 

Dikkat! Yakın gelecekte analog, insanın fiziksel bulunmasını, el-göz-beden emeğini gerektiren işlere olan talep çok artacak... Zanaat sahibi olmak yeniden yükselen değer olacak...

Teknoloji, yapay zeka, robotlar vb. bir anda gelişip, insanların yerini tamamen alamayacak. O yüzden yakın gelecekte, bir müddettir itibarını kaybetmiş olan "alın teri, el-göz emeği" gerektiren işlere olan talep, ihtiyaç yeniden yükselişe geçecek, hatta geçmiş durumda.

Eskilerin, "zanaat altın bileziktir" dedikleri; "bir konuda usta olmak" tekrar kıymete biniyor.

- Bir diploman olsun altın bileziktir lafı yeniden,"bir becerin, bir konuda uzmanlığın olsun, asıl altın bilezik odur" söylemine dönüşüyor...

Tüm ailelere sesleniyorum; çocuklarınızı işlevsiz diplomalar peşinde koşturacağınıza ve varınızı yoğunuzu neye yarayacağı belli olmayan diplomalara bağlayacağınıza; herhangi bir sektörde, hizmet alanında yetiştirecek genç arayan ustaların yanlarına, kurslara, çıraklığa vb. verip, zanaat sahibi olmalarına yardımcı olun. Çocuklarınızı bu yolda teşvik edin. Heveslendirin onurlandırın. 

Çocuk, yaşlı, bahçe, hayvan, ev vb. bakıcılıkları, çiftçilik, miçoluk, garsonluk, berberlik, kuaförlük, manükürcülük, taşıyıcılık, teknik servis, montaj işleri, şoförlük, ustalık, kuryelik, evlere her türlü servis, yemek yapmak, temizlik, eğitmenlik, asistanlık, yardımcılık, eşlikçilik, refakat hizmetleri, sanat-spor-kültür eğitmenliği, antrenörlük, vb. aklınıza gelebilecek her türlü analog, insanın fiziksel bulunmasını gerektiren, becerikli olduğu her alandaki iş yükselişe geçmekte...

Veliler, ebeveynler, akademisyenler, sosyal çevre bu tür işleri küçümsememeli!..

- Eğer küçümserlerse bilmeliler ki sadece ve sadece NEET oranını yükseltip, pek çok gencin hayatını karartacaklar....

- Eğer gençler böyle işler yaptıklarında, meslek liselerine, çıraklığa vb. gittiklerinde toplumda saygı görmeyeceklerini, para kazanamayacaklarını, vasıfsız sayılacaklarını düşünürlerse geleceklerini tümden yakacaklar...

Ne aileler biliyorum, ana-baba kıt kanaat geçinirlerken, "belki bu sefer kazanır" diye borç-harç çocuklarını boşu boşuna kurslara yolluyorlar. Çocuklar hem okul ve gerçek öğrenim hayatından hem de çalışma hayatından tamamen uzaklaşıyorlar. Boş bir diploma hayalinin peşinde iyice özgüvensiz, başarısız ve işe yaramaz aylak damgası ile aslında tam da o hale geliyorlar. Sürüklenip duruyorlar...

 Ebeveynler yapmanız gerekenler;

- Evladınızın merakı, şevki ve sizin de olanağınız varsa çocukların, gençlerin teknoloji, kodlamaya, tasarıma, bilime yönlenmesi sanata, spora, kültüre, sosyal sorumluluk meselelerine odaklanması da şahane!

- Kurye, çiftçi, miço, rehber, tuvalet temizleyicisi, çöpçü, lavabo tamircisi, kombi montajcısı, bakıcı, vb. olması da fevkalade.

O kadar çabuk olmayacak, daha vakit var!

Her yerde hala “becerikli, işini iyi ve hissederek, sorumluluk bilinci ile keyifle, geliştirmeye çalışarak yapan” insanlara “ÇOK” ihtiyaç var ve daima olacak. Robotlar, Rinsanlar, İnsancılar, Yapay Zekalılar her yeri bir anda kaplamayacak…

Yalnız bir şeyin altını kalın harflerle çizmeliyim; her alanda “mutlaka-mecburi” bir başka ortak payda daha var, o da dünya dili haline gelen “İngilizce bilmek”.

Toparlama cümlesi; herhangi bir alanda o kadar, o kadar, o kadar iyi olun ki

Siz işsiz kalmaktan değil, “iş, sizsiz kalmaktan korksun!.. 

Sınavları, puanları boş vermeyin ama olmuyorsa, olamamışsa, olamayacaksa da “oh kurtuldum!” deyip, yukarıdaki yazıyı defalarca okuyun, T-İnsan kitabını ezber edin ve çocuğunuzun sevdiği bir alanda, gerekirse ustanın paspasçısı olmasına yardımcı olun. Onu bu cesaretinden, gayretinden dolayı başınızın üstünde taşıyın... Alın teriyle para kazanmanın onurunu öğretin...


Sıradaki haber yükleniyor...
holder