Kıtlıktan korkmayın akıllı tarım devrimi başladı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,1 milyarı, 2030’da 8 milyarı aşacağına ve tarım sistemlerinin herkesi beslemek için yeterli gıdayı sağlayamayacağına, özellikle dünyanın yoksul ülkelerinde büyük açlık tehlikesinin baş gösterebileceğine dikkat çekiyor. Pandemi pek çok şeyi hızlandırdığı gibi çeşitli sektörlerde yarattığı kalıcı ya da ancak uzun sürede telafi edilebilecek hasarlar, maliyet artışları, lojistik zincirlerindeki kopmalar gibi nedenlerle insanlığın bu tehlikeyle yüzleşmek zorunda kalacağı süreci erkene çekecek gibi görünüyor. Yeni araştırmalar, dünyanın yiyeceğinin çok daha erken tükenebileceğini öne sürüyor.

ASLINDA BESLENMİYORUZ!

Örneğin; bir tarımsal veri teknolojisi şirketi olan Gro Intelligence’ın kurucusu ve CEO’su Sara Menker’e göre tehlike çanları 2050 yılından hatta 2030 ve 2023 için çalıyor. Çünkü Menker, benzer tahminlerde bulunan Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşu Oxfam’ın tahminlerine farklı bir açıdan yaklaşıyor. Yalnızca gıdanın içeriğini ve ağırlığını değil, üretilen kalori ve besin değerini de hesaba katarak bu sonuca varıyor. Menker’in şirketinin yaptığı araştırma ve ölçümlere göre dünyanın tarım sistemi kaçınılmaz olarak kitlesel üretime dayanıyor.

İnsanlara yetiyor gibi görünse de gerçek anlamda mevcut sistemler sağlıklı besleyecek kadar gıda üretemiyor. Kullanılan özellikle ilaçlama, su-enerji kullanımı gibi yöntemler hem çevresel problemler hem de insan ve canlı sağlığına zararlı pek çok sorun, atık ve hastalık yaratıyor. Menker, dünyanın uzun süredir “Besleniyoruz” diyerek kendini kandırdığını söylüyor. Tüm bunlara küresel ısınma ve kuraklık tehlikesini de ekleyip düşününce kaygılanmamak elde değil. Kısacası dünyanın tarım sistemini acilen değiştirmesi gerekiyor.

DURUN! HEMEN MORALLERİ BOZMAYIN

Her zaman olduğu gibi insanoğlu sorunları yarattığı gibi müthiş bir hızla çözme kapasitesine de sahip ve hızla belirginleşen kıtlık tehlikesine karşı yeni bir Tarım Devrimi seferberliği başlamış durumda. Kısaca AgTech denen tarım teknolojileri ile başlayan topraksız tarım, dikey çiftlik, şehir çiftlikleri gibi isimlerle anılan akıllı sulama sistemleri, otonom tarla araçları, drone’lar, mobil uygulamalar, yapay zeka ve robot kullanımı ile sürdürülebilir tarımın nasıl olacağı çözülmüş durumda. Şimdi sıra hızla yaygınlaşmasında ve bunun için tüm dünya vites yükselterek akıllı tarıma odaklanmış vaziyette. Peki ülkemizde durum nedir?

GELECEĞİN ŞEHİR ÇİFTÇİLERİ

Ne mutlu ki ülkemizde de genç ve cesur mucitler, girişimciler var. Bu işi en ciddi en geniş kapsamda yapanlardan biri, yeni nesil, şehir çiftçiliğinin öncülerinden Plant Factory – Bitki Fabrikası. İstanbul Dragos’ta bulunan üretim tesisi, insanı ve doğayı birlikte düşünerek geliştirdiği tarım teknolojisi ile alandan, topraktan ve güneşten bağımsız 365 gün boyunca maksimum verimlilikle, yüksek besin değerine sahip temiz ve sağlıklı gıda üretiyor. Plant Factory’nin genç kurucu ortakları; Halil Beşkardeşler, Ahmet Güney, Anıl Sönmez ve Emre Kaynar kendi geliştirdikleri insana ve doğaya dost teknolojileri, akıllı alt yapıları, Ar-Ge çalışmaları ile Türkiye’de dikey tarımın geleceğini şekillendirmeyi ve kendi geliştirdikleri dikey tarım teknolojisini dünyaya ihraç etmeyi hedefliyor.

Mevsimsiz ve ilaçsız üretim: Plant Factory, günümüzde dünyaca karşılaştığımız artan nüfus, gıda güvenliği ve erişilebilirliği, azalan ekilebilir araziler, mevsimsel sınırlı üretim ve yüksek su tüketimi gibi problemleri kendi geliştirdiği tarım teknolojisi ile minimize ediyor. İnsana ve doğaya zarar vermeyen üretim prensiplerini benimseyerek kapalı ve kontrollü ortamda, bitkileri değişen iklimden koruyarak 365 gün boyunca mevsimden bağımsız olarak sürekli üretim sağlıyor. Kapalı alanda ilaç kullanmadan yaptığı üretim ile hepimiz için önemli olan gıda güvenliğini de en üst seviyede tutuyor.

Taze gıda, temiz dünya: Plant Factory, Dragos’ta bulunan tesisinin konumu sayesinde sevkiyat esnasında oluşacak karbon ayak izini en aza indiriyor. Aynı zamanda, şehir içinde yapılan günlük hasat ile taze ürünleri aynı gün içinde tüketicilerle ve şeflerle buluşturabiliyor.

Akıllı tarım: Geliştirdiği tarım teknolojisi sayesinde veri odaklı analizlerle bitki kalitesi ve lezzeti kontrol altında tutarak insan müdahalesini en aza indiriyor. Çimlendirmeden filizlendirmeye tüm aşamalar tesiste gerçekleşiyor.

Yüzde 95 daha az su tüketimi: Plant Factory de geliştirdiği sirkülasyon sistemleri ile geleneksel tarım yöntemlerine göre yüzde 95 daha az su tüketiyor ve dünyanın en önemli problemlerinden biri olan su kaynaklarının fazla ve bilinçsiz tüketiminin önüne geçiyor.

Sonuç: Kıtlıktan korkmayın, yeni alanlara odaklanın ve yatırım yapın. Artık hektarlarca değil, plazalarca tarım çağına girdik, şehir çiftçisi olmaya, şehir çiftliklerinden alışverişe hazırlanın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder