Uğur Alkapar İptal kültürü
HABERİ PAYLAŞ

İptal kültürü

Geçen çarşamba Yıldız Tilbe’yi baz aldığım ‘sanatı sanatçıdan ayırmak’ konulu yazımla ilgili çok geri dönüş aldım. Bu konunun uzantısı olarak ise batıda çok tartışılan ‘cancel’ kültürünü de konuşmamız gerekiyor. İptal kültürü ya da linç kültürü olarak dilimize çevrilen bu durum bizde de zaman zaman itibar saldırısı olarak karşımıza çıkıyor. ‘Cancel’ kültüründe yapılan şey toplumun sevilen sayılan tanınmış bir üyesini hatası ya da hataları yüzünden silmek, ‘itibarını beş para etmek’, onu değersizleştirmek. Yani yaptıkları için onu cezalandırmak. Çoğu zaman verilen cezanın kabahatin kendisinden büyük olması yüzünden tartışmalar hep sürüyor.

GÜNER ÜMİT

Bizim popüler kültür geçmişimizin en büyük ‘cancel’ vakası Güner Ümit’tir. 9 Ocak 1995 tarihli canlı yayında ‘Süper Turnike’ adlı programında ‘Yoksa siz Kızılbaş mısınız?’ şeklinde bir gaf yapmıştı ve Alevilerden gelen tepkiler nedeniyle program yayından kaldırılmıştı. Normalde bizde böyle şeyler çabuk unutulur ama Güner Ümit’in kariyeri aldığı bu yaradan kurtulamamış ve sona ermişti.

Canlı yayın kazasıyla hayatı değişen bir diğer kişi de 80’lerin tek kanallı döneminde TRT’de hava durumu sunan Ersin İmer olmuştu. Bir kış gecesi sunumunu bitirirken “Hepinize donsuz geceler dilerim” deyince masa başı bir göreve verildi. Bu yüzden çok üzülen İmer felç geçirdi ve sonra da 61 yaşındayken hayata veda etti.

2017 yılında yeğeniyle teknede uygunsuz bir vaziyette yakalanan Murat Başoğlu’nun ‘cancel’ edilmesi ise sadece bir gün sürdü. Birçok organizasyonda sunuculuk yapan, televizyonlara çıkan Murat Başoğlu’nu herkes söz birliği etmişçesine sildi. Çünkü toplumun en büyük tabularından biriyle gündeme gelmişti.

‘ÇİŞİM GELDİ’

Tarkan şöhret basamaklarını hızla tırmanırken, 1994’te katıldığı programda rahmetli Savaş Ay’ın mikrofonuna “Çişim geldi” deyince dünyası başına yıkılmıştı. Savaş Ay bunu gururuna yedirememiş, Tarkan’ın tüm Türkiye’ye hakaret ettiğini söyleyerek işin peşini bırakmamıştı. Tarkan gerçekten de bir iki sene kadar ‘cancel’ olmuştu.

Ortadan kaybolup Amerika’ya kaçmıştı. Ama tabii dönüşü muhteşem oldu. Tarkan gibi başka ünlülerin de itibarının sıfırlanmasına yol açabilecek birçok olay unutuldu gitti. Mehmet Ali Erbil’in canlı yayında bir konuğun donunu indirmesi mesela. Ya da bazı ünlü kadınların çıkan seks kasetlerinden sonra şöhretlerinin darbe alması bir yana daha da iyi yerlere gelmeleri!

1989-1991 yıllarında, Hülya Avşar’ın evli bir erkek olan Tanju Çolak ile yasak aşk yaşadığının ortaya çıkması da Avşar kızına hiç koymamıştı. Galiba biz işimize geleni ‘cancel’lıyoruz. Konuyu buradan Gülşen’e getireceğim. Sahne kıyafetleri ve son klibi nedeniyle Gülşen’e büyük bir baskı uygulanıyor sosyal medyada.

Hem de meslektaşları tarafından. Gülşen’in itibarını zedelemek için her şeyi yapıyorlar. Ama Gülşen buna rağmen bildiğini okumaya devam ediyor. Kendisi ‘cancel’a en dayanıklı şöhretlerden biri. İşini iyi yapmaya devam ettikçe de ‘cancel’lanması pek kolay olmayacak bir isim.

BİR AŞK ŞARKISI

Lara Çayan’ın ‘Kalp Unutmaz’ şarkısını çok sevmiş, bir ara günde 10 kez falan dinlemiştim. Lara şimdi de Cem Adrian ile şahane bir düete imza atmış. Sözü Lara’ya müziği Lara ve Özgür Aksüyek’e ait ‘Sevme Beni’ isminde nefes kesici bir aşk şarkısı seslendirmişler. Lara Çayan “Hayatta her şey şairane yaşanmıyor. Sonradan şiirleşiyorlar. Aşk da bunlardan biri” demiş. Bunu en az bir kere aşık olan çok iyi anlar. Şiir sevmeyene ise ne desem boş.

İptal kültürü

Sıradaki haber yükleniyor...
holder