Kaş yapayım derken...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geride bıraktığımız Mercedes Benz İstanbul Moda Haftası’ndan en çok aklımda kalan Deniz Berdan’ın defilesi oldu. Ama üzgünüm bu kez iyi kalmadı. Son birkaç yıldır LGBTİ bireyleri defilesine çıkaran modacı, mesaj verme kaygısıyla sürekli kendini tekrarlıyor.

Deniz Berdan bu koleksiyonla “LGBTİ bireylerin moda sektöründe adeta bir trende dönüştürülüp podyumda bir arzu nesnesi haline getirilmelerine tepki veriyor”muş. Basın bülteninde böyle yazmış. Oysaki eleştirdiği şeyin aynısını kendisi yapıyor!

Ayrıca podyuma çıkardığı eşcinseller tek tip. Bu kitlenin içindeki çeşitliliği yok sayarak halihazırdaki nefret ortamına dolaylı olarak katkıda bulunduğunun farkında bile değil.

Hem, içinde ‘i..e’ geçen şarkıları olan, homofobisiyle meşhur bir müzik türünün temsilcisi olan Ceza’yı podyuma çıkarmak neyin kafası?

Son bir şey, konu modaysa bırakın da kıyafetlere bakalım. Bunca gereksiz mesajla, laf kalabalığıyla aslında pek de parlak olmayan o tasarımlardan gözümüzü kaçıralım isteniyor sanki.

Umarım bir dahaki moda haftasına bu konuda politika yapan derneklerle, aktivistlerle görüşüp öyle hazırlanır. Zira kaş yapayım derken göz çıkarıyor.

PİSTİN YILDIZI

Akşamı avukat Geçen salı arkadaşım Sıdıka Baysal, Beyoğlu’ndaki ‘45’lik’te DJ’lik yaptı. Eski şarkılarla bizi ortaokul lise yıllarımıza götürdü. Herkes eğlenip dans ediyordu ama pistin yıldızı Leyla Alaton’du doğrusu. Arkadaş grubuyla geldiği mekanda durmadan hoplayıp zıplayıp dans etti. Enerjisiyle beni çok etkiledi. Dahası, başarıyla taşıdığı tarzıyla tam bir genç kız gibiydi. Uzaktan bakıp “Maşallah” dedim.

İTALYA'DA EVLENİN

Bir dönem kır düğünleri, sonra kumsal düğünleri moda oldu. Bu işte de trend diye bir şey var. Mesela bu günlerde, bütçesi yetenin hayali yurt dışında düğün yapmak. Bunun için de en gözde noktalardan biri İtalya’nın romantik şehri Venedik.

Düğün mevsimi de yaklaşırken işin profesyoneli birine danışıp, evlenme hayalleri kuran okurlarımı aydınlatmak istedim. Yıllardır düzenlediği etkinliklerle, İstanbul’da Qubbe, İzoletta gibi mekanlarda yaptığı düğün-davetlerle tanınan Lifegroup’un patronu Erdem İpekçi’nin kapısını çaldım.

Her yıl 25 milyon turist ağırlayan Venedik’te düğün yapmanın o kadar zor olmadığını anlattı Erdem Bey. Sadece kanalları ve gondollarıyla ünlü şehir merkezinde değil, şehrin adalarında da rüya gibi organizasyonlar mümkünmüş.

16. yüzyıldan kalan saray ve otellerde evlenseniz emin olun eş dost yıllarca sizi konuşur. Örneğin Grand Canal’daki Palazzo Barbarigo. Buranın 19 odasını kapatıp yemekli 60-100 kişilik bir kutlama düzenleyebiliyorsunuz.

Bizim aile, çevre kalabalık derseniz Palazzo Benzon adlı sarayda 200 kişiyi ağırlamanız mümkün. Castello del Catajo Kalesinde ise kendinizi bir prenses ya da şövalye gibi hissederek “Evet” demeniz mümkün.

Öğrendiğime göre düğünler iki güne yayılıyor. Doğum günü kutlamaları ya da iş toplantıları ise bir günde bitiyormuş. Tabii maliyeti de sordum. Konaklamalı ağırlayacağınız 25-40 kişilik bir düğünün maliyeti 15 bin euro’dan başlıyor. Yani biraz kesenin ağzını açmanız gerekecek!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder