Momo'nun hikayesi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Alman yazar Michael Ende imzalı ‘Momo’, olağanüstü bir dinleme yeteneğine sahip küçük bir kız çocuğunun hikayesi. Momo, o kadar iyi bir dinleyici ki sırf varoluşuyla kavgaları önlüyor, insanları barıştırıyor, çevresine sürekli huzur ve neşe saçıyor. Roman 1973’te yazılmış olmasına rağmen insanların kendileri için ayırdıkları zamanın neredeyse sıfıra indiği bugünün medeniyet sistemini şiddetli bir şekilde eleştiriyor.

Momo’nun hikayesinden çok etkilenen Burak Beşer dört yıl önce Alaçatı’da bu küçük kızın ismini taşıyan bir mekan açtı. iki sezondur da Beach of Momo, Çeşme’nin en popüler plajıydı. Israrlara dayanamadılar ve bir ay önce Momo’yu İstanbul, Bebeköy’e taşıdılar. Aslında dört yıllık hikaye devam ediyor. Momo yeni yerinde de insanları bir araya getiriyor, huzur ve neşe saçıyor.

Etiler’den inen bol kıvrımlı bir yolun sonunda Momo’ya ulaşıyorsunuz. Eskiden tavşan ahırı olarak kullanılan ve artık bir dağ evine benzeyen taş binanın çadırımsı kış bahçesine giriyorsunuz. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz çünkü ünlü gazetecilerden spikerlere, şarkıcılardan oyunculara herkes burada.

Kapıda arkadaşlarının arabasını park etmesini bekleyen iki kadından biri diğerine şöyle diyordu: “Sırf içerideki tipleri merak ettiğim için geldim!” Merak edilmeyecek gibi değil. Ama hayal edilenin aksine kasıntılıktan çok uzak, herkesin evinde gibi rahat ettiği bir ortam var. Çağla Şıkel ile aynı tuvalet sırasında bekleyebilir, Ertuğrul Özkök’ün masasına giden yemeği görüp “Ondan istiyorum” diyebilirsiniz. Bu kaliteli ama gösterişten uzak, ferah mekanın tasarımında Ece Akbulut’un imzası var.

Huzur veren ama sıkıcı olmayan, doğallığın ön planda tutulduğu bir ortam yaratmış Ece. Carlo Bernardi’nin menü danışmanlığını yaptığı mekanın şefi Emek Demirtaş gerçekten harikalar yaratmış. Sakız ve peynir soslu fırında sebze yazlık Momo’nun karpuzlu mantısı kadar efsane olabilir mesela.

Momo, çok emek verilmiş, uğraşılmış, üzerinde düşünülmüş ve konukların kendini rahat hissetmesi hedeflenmiş bir mekan. Açılalı bir ay olmasına rağmen hafta içi bile boş yer bulmanın neredeyse imkansız olması boşuna değil.

MALUMA GELİYOR

Kolombiyalı yakışıklı Maluma’yı Madonna ile bir şarkı yapmasa tanıyacağımız yoktu. Ama tanır tanımaz tüm genç kızlar kendisiyle içli dışlı olmak istedi. Latin Amerika’nın erkek seks sembollerinden biri olan 26 yaşındaki şarkıcı çıktığı turne ile dünyanın her köşesindeki hayranlarıyla buluşuyor. Kendisi 4 Nisan günü de Ataşehir’deki Ülker Arena’da konser veriyor.

Maluma sahneye yanında 10 kadar dansçı kızla çıkıyor. Kadın hayranları onu izlerken erkekler de bakacak başka şeyler bulsun diye düşünmüş olmalı. YouTube’dan önceki konserlerini izlediğim kadarıyla öndeki seyirciler ufak çaplı bir delirme yaşıyor. Siz de delirmek istiyorsanız biletler satışta.

ARNAVUTKÖY'ÜN MELEKLERİ

Arnavutköy’ün en yeni mekanı Angelo Grande, İtalyan etkileri taşıyan, şık, enerjisi yüksek, kaliteli bir bistro. Haftanın her günü 08.00’de yeni nesil kahvaltı ve iddialı kahve ile açılan Angelo Grande gece 02.00’ye kadar seçkin lezzetlerden oluşan bir menü ve mixology barıyla hizmet veriyor.

Menüde tapas, taco, salata, pizza, makarna, noodle, burger, saşimi, et ve balığın en güzel örnekleri yer alıyor. Geçmişte melekler köyü olarak bilinen Arnavutköy’den ilham alan Angelo Grande’nin tasarımında kanat formları, ahşap ve pirinç detaylar, özel aydınlatmalarla yuvarlak çizgilerin oluşturduğu sade bir şıklık dikkat çekiyor.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

15 Mayıs 2021, Cumartesi 16:43
15 Mayıs 2021, Cumartesi 10:49
15 Mayıs 2021, Cumartesi 09:17
15 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder