Retro modasına devam

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hande Yener, biz albümünden bir klip daha beklerken ‘Sahte’ şarkısıyla sürpriz yaptı. ‘Sahte’nin ‘sound’u son dönemin modası, 80’ler. Tabii biraz modernize edilmiş hali. Yani ‘Carpe Diem’ albümünün uzantısı gibi. Sözler Berksan’a müzik Hande’nin sevgilisi Misha’ya ait.

Aytekin Yalçın’ın çektiği klip ise 60, 70 ve 80’lerden bir ‘potpuri’ yapmış. Mesela Hande Yener’i 70’lerin bir diskosunda görüyoruz ama saçının modeli 60’lar. Sonra bir teknenin üzerinde 70’leri andıran İspanyol paça tulumla dans ediyor. Ardından bir bakıyoruz 80’lerin modası aerobik yapıyor. Bu birbirine karışmış dönemlerin estetiği ise çok başarılı. Renkler, ışık ve konsept Hande Yener’in yükselttiği çıtanın altına düşmediğini gösteriyor. Gördüğünüz gibi kaliteli işler de karşılığını buluyor, başarı getiriyor. Bize de Hande’ye hayran olmaya devam etmek düşüyor.

ANADOLU’DAN SESLER

Hande Yener bizi geçmiş dönemlere gezmeye götürürken, Evrencan Gündüz de 70’lere ışınlıyor. Hem müziği hem de çektiği tanıtımla. Evrencan ‘Anadolu Funk: Vol 1’ albümünde Barış Manço, Cem Karaca gibi isimlerin bir dönem yaptığı Anadolu Rock’ı modernleştirerek Anadolu Funk’ı ortaya çıkarmış. Coşkulu, neşeli ve bir o kadar da bizden bir albüm olmuş. Benim iki favorim ‘Salla’ ve ‘Selma’. Evrencan’ın enerjisi tüm şarkılara yansımış. Tanıtımda da 70’lerin kıyafetleriyle kendini tarıma vermiş! Evrencan Gündüz “Türk insanının kendini bir aile gibi hissettiği o zamanları hatırlatmak istiyorum. Aslında sahip olduğumuz en büyük güçlerden biri olan birlik ve beraberlik çok şeyi olumlu şekilde değiştirebilir” diyor.

KİTAP PEŞİNDE

Sivri dilli gazeteci Yiğit Karaahmet ilk romanı ‘Deniz Ne Kadar Güzel’i bu hafta 6.45’ten yayınladı. Ben ne yazık ki kargo ücreti 3 kuruş daha ucuz diye kitabın ön siparişini yayınevinin kendi sitesi yerine bkmkitap. com’dan sipariş verdim. Ümit ediyordum ki dün bu köşemi yazmadan önce çoktan kitaba ulaşıp okuyup bitiren ve ballandırarak öven, bunu da Instagram’da paylaşanlara katılayım. Bu sayfada da anlatayım. Ama dün sabah bir de ne göreyim? 8 gün sonra bkmkitap.com paramı iade etmiş. Tedarik edilemediği için sistem siparişi otomatik iptal etmiş. Telefon açtığımda “Sistem böyle” dışında bir cevap vermediler. Sanırım sistemi NASA’ya kurdurdular, müdahale edemiyorlar. Şimdi de kitap birçok sitede teslim tarihi olarak 16 Temmuz’u gösteriyor. Valla Madonna’nın 90’larda olay olan ‘Sex’ kitabının bile peşinden bu kadar koşmamıştım.

BASKIN VAR

Rap müzikten çok anlamam ama artık bu müziği yapanlar da yıldızlar arasına girdi. İlk albümünü çıkaran DJ Sivo da öyle bir kadro kurmuş ki herkesi toplamış. Ceza, Gazapizm, Khontkar, Ben Fero, Cashflow, Zen-G, Defkhan, Yener Çevik gibi Türkçe sözlü rap müzikseverlerin çok sevdiği başarılı isimler, DJ Sivo’nun ilk albümü ‘Griot’ için bir araya gelmiş. Ceza, Gazapizm ve DJ Sivo da albümün çıkış parçası ‘Baskın’ı seslendiriyor.

HEM ŞIK HEM DOĞAL

Bodrum-Turgutreis’teki Swissotel Bodrum Resort bölgenin hem en şık hem de doğayla en iç içe otellerinden. Otelin bulunduğu alan birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Kişiye özel hizmet anlayışı ve ciddi düzeyde hijyenik tedbirleriyle iyi bir seçenek Swissotel. Dahası otel bünyesinde yemek de keyifli bir deneyime dönüşüyor. Şef Erol Akayay’ın yönetimindeki restoran ve barlar suşiden Ege ve İtalyan yemeklerine kadar geniş bir alternatif sunuyor.

BU YAZ MOMO

Çeşme bu yaz en az Bodrum kadar hareketli. Ve ben hâlâ gidemedim. Ama Çeşme’nin en sevdiğim beach’i Momo’yu anmadan edemeyeceğim. Geçen yıl Türkiye’nin en iyi plajı seçilen Momo bir ay önce açıldı. Bana göre Çeşme’nin en güzel denizine sahip olan Momo bu yaz menüsünü de yenilemiş. Akdeniz ve Ege mutfağından ilhamla hazırlanan menü şef Mert Şera, kokteyller Twins imzalı. Erik kokteyli favori. Momo’nun müzik direktörü ise yine Dj Tankut Karakurt.

ÇEŞME’DEN BODRUM’A

Çeşme’nin meşhur Yunan ve Akdeniz mutfağı restoranı Lagada bu yaz Bodrum’a sefere çıktı! Yalıkavak’taki Hotel Palmalife Bodrum’un içerisinde bir şube açtılar. Bu sembol marka birbirinden leziz deniz mutfağı ürünleriyle müşterilerini ağırlıyor. Eskiden Cundalı Yalıkavak’ın bulunduğu yerde hizmet veren Lagada, İstanbul sahnelerinin tanınmış şarkıcılarıyla şahane geceler yapmaya hazırlanıyor. Ayda iki gün de Yunan gecesi düzenleyecekler. Bodrum’da bir Çeşme esintisi hiç fena olmaz doğrusu.

AĞAÇLAR ALTINDA

Daha önce birçok mekanın yönetim kadrosunda yer alan Ersan Kaşıkara bu yaz Alaçatı’daki Ciel’in işletmeciliğini yapıyor. Fransızca gökyüzü anlamına gelen Ciel 19.00’da kapılarını açıyor. 22.00’den itibaren de DJ eşliğinde eğlence başlıyor. Ağaçlar altındaki keyifli ortamıyla hoş bir seçenek sunan Ciel’de pazartesi günleri de arabesk gecesi düzenleniyor. Ersan Kaşıkara “Alaçatı’da Ciel rüzgârı estireceğiz. Konuklarımız birbirinden lezzetli yemeklerini yerken müziğe de doyacak” diyor.

CİHANGİR’İN RUHU

Cihangir’de yıllar önce Leyla vardı. Zürih Otel’in olduğu köşedeydi. Sonra Meyra oldu. Ardından araya başka bir mekan girdi mi hatırlamıyorum, birkaç sezon Hazine olarak devam etti. Geçen yıl kısa bir süre Yunan meyhanesi Tanisia olarak hizmet verdi. Artık o köşe Grey Cihangir. Tayfun Topal’ın Grey markası kendisini önce Nişantaşı’nda ispat etti. Mahalle konseptine çok iyi uyuyordu. Aynı başarıyı Vadistanbul’da da gösterip buluşma noktası oldu. Cihangir’in ruhuna da hemen uyum sağlayan Grey kısa sürede semtin gözde mekanları arasına girdi. Önündeki avlusu ve etrafında sokağa yayılan masalarıyla harika bir açık hava mekanı oldu. Menüsü de diğer Grey’lerden bildiğimiz lezzetlerden oluşuyor. Kahvaltısını çok beğeniyorlar. Benim favorim ise fırında dil balığı.

COOL MEKAN THE POPULIST

Yapı Kredi Bomontiada’daki en sevdiğim mekanlardan biri olan The Populist, yazları açık hava kısmıyla daha da bir revaçta. Buranın uzmanlık alanı Torch Brewery adıyla sundukları The Populist’e özel biraları. Bira seviyorsanız küçük kadehlerden oluşan tadım setini deneyebilirsiniz. Yaz menüsündeki kokoreç topları, Frankfurter sosis, Reuben sandviç, çizburger, kokoreçli pizzetta bir harika. Tatlı sevenler için ise karamelli donut ve çikolatalı kurabiye sandviç gerçekten mükemmel. Evet saydıklarımın hepsini tattım. The Populist’in yemekleri kadar burayı özel yapan şey servisi, çalışanları. Hepsi hem sıcak hem de rahatsız etmeyen bir yakınlıkla sizinle ilgileniyor. Tabii çalışanlar kadar The Populist’in müşteri kitlesi de cool. Bir de çok önemli nokta var, dışarıdaki masalarda köpeğinizle oturabiliyorsunuz! İstanbul’da o kadar az sayıda evcil hayvan kabul eden mekan var ki. Köpeğim ve ben The Populist’e teşekkür ediyoruz.

YEMEK PARTİSİ

İstiklal Caddesi’nin sonundaki Narmanlı Han’ın içinde bulunan Food Hall ilginç bir yer. Sokak yemekleri ağırlıklı, food truck yani yemek minibüslerinden oluşan restoranlar var 3 katlı mekanda. New York Street Food’da burgerler, sosisli sandviçler ve dünyanın farklı mutfaklarından kızartmalar, Cristino’s Oven Pizza’da pizzalar, Asian Town’da Asya mutfağı, Pastaway’de el yapımı makarnalar, Ayaküstü Köfte’de ekmek arası ya da porsiyon köfte bulabilirsiniz. Food Hall İstanbul’un giriş katında da bir şarap barı bulunuyor. Yemek partisi gibi bir yer kısacası!

GELENEKSEL TATLAR

Mecidiyeköy’deki Fairmont Quasar Istanbul’un bahçe katında yer alan Aila yaz sezonunu açtı. Hem de bahçede. Meze konusunda üzerine tanımadığım şef Emre İnanır’ın imzasını taşıyan yeni menü Türk mutfağının geleneksel tatlarını sunuyor. Artık meyhane kültürünün olmazsa olmazı Türkçe pop da bu yemeğe eşlik ediyor. Aila’nın yeni menüsünde Girit ezme, cercerun, kuzu kokoreç, patlıcan közleme, bamya çiçekli erişte, kalliye kebabı, ördek tandır ve vişneli armut gibi tatlar yer alıyor.

YAPACAK ÇOK ŞEY VAR

Cunda’nın en önemli tesisi bence buradaki Despot Evi’dir. 150 yıldan fazla geçmişi bulunan binanın sunduğu konfor ve işletmesinin hizmet kalitesi tartışılmaz. Despot Evi’nin bir eksiği denizdi ama bunu da otelin önünden sizi tekneyle alıp plaja götürerek çözüyorlar artık. Kara yoluyla ulaşım da mümkün. Bir de Despot isimli yatla kısa bir mavi yolculuğa çıkabiliyorsunuz. Cunda sokaklarında gezmek isterseniz otel elektrikli moto-arabalarla ilginç bir deneyim de sunuyor. Cunda’da yapacak çok şey var.

ÇİFTLİKTEN EVLERE

Yasaklar bitti ama online alışveriş alışkanlıklarımız devam ediyor. Et konusundaki yeni keşfim Kuka Çiftlik. Köfteden sosise, sucuktan kavurmaya çok lezzetli paketleri var. Burası Kırklareli’de 2 bin dönüm arazide 2 bin hayvan ile mera hayvancılığı yapıyor. Kıvırcık kuzu ırkı için de önemli bir çiftlik. Tüketiciye analizli, mevsimsel, izlenebilir ürünler sunuyorlar. Bu da hem ülke kalkınması hem de gastronomi açısından önemli bir detay. Hikayesi de çok ilginç. Çiftliğin sahibi Varol Önsel Türkiye’nin en önemli kimyagerlerindenken şirketini satıp bu çiftliği kuruyor. Suadiye’de bir mağazası bulunan çiftliğin ürünleri e-satışta.

BERGAMA’DA TİYATRO

Biraz da sanat haberi vereyim. Bergama Tiyatro Festivali, 26-29 Ağustos tarihleri arasında birçok kurumun desteğiyle gerçekleşecek. Türkiye’deki ve dünyadaki güncel sahne sanatları örnekleri seyirci ile Bergama’nın kendine has atmosferinde buluşacak. Üç yıl aranın ardından yeniden merhaba diyen Bergama Tiyatro Festivali, Bergama’nın tarihi sokaklarında kaybolmak, antik tiyatrolarında, çağdaş mekanlarında oyunlar izlemek isteyenleri davet ediyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder