Hakkını helal et Ali Sami Yen

12 Ocak 2011, Çarşamba 18:50
AA

İnsanın sevdiğinden ayrılması zordur. Elleri titrer adamın, sancı basar her yanını, kalbi beyninde atar.

Bir tarihi kapattı Galatasaray dün akşam. Herkes çok şey yaşadı, çok şey gördü geçirdi o statta. Kimi elinden kız arkadaşını tutup götürdü, kimi kafasının üstüne bebeğini aldı, kimi en yakın dostuyla tırnaklarını kemire kemire maç izledi.

Çok şey Ali Sami Yen benim için. Bir stattan öte, en kötü zamanlarda sığınılacak bir liman gibiydi. Hiç tanımadığım insanlarla sarmaş dolaş oldum, çok sevdiğim insanlarla tartışıp gönüllerini kırdım.

Sadece iyi anılarla hatırlıyor insan geride bıraktığını, kazanılan maçları, gol sevinçlerini, kupaları, şampiyonlukları, Avrupa zaferlerini. Oysa ağız dolusu küfürlerle çıktığımız maçlar da yaşandı, o büyük yuvada.

NE ÇOK SEVİNDİK, NE ÇOK ÜZÜLDÜK
Sabri'nin Bordeaux maçında attığı gole ne kadar sevindiysek, Servet'in Atletico Madrid maçındaki ıskasına o kadar öfkelendik. Uğur'un Frankfurt'a attığı gole nasıl sevindiysek, Rotariu'nun çamura saplanan topunda o kadar üzüldük.



Garip bir duygu olacak Mecidiyeköy yolunu tutmamak, Ali Sami Yen'e gidememek. Sokakta bira içemeyeceğiz, Orjin'den bol soğanlı köfte yiyemeyeceğiz, stattan çıkıp da o trafiğe lanet okuyamayacağız.

HER ŞEY DEĞİŞİYOR
Son zamanlarda Galatasaray hakkında olumlu hiçbir şey yazamadım. Sanırım çok şey değişti ve değişiyor Galatasaray'da. O yüzden kızgınlığım biraz da. Tıpkı Ali Sami Yen'den ayrılmanın ağrıma gittiği gibi.

Her şey değişiyor. Cüneyt Tanman'ın giydiği formayı Kazım'ın giymesini içime sindiremiyorum. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım sindiremeyeceğim de.

Her seferinde "Galatasaraylılık benim için biter" diyorum ama sonra minicik bir ışığın arkasından takılıp, verdiğim sözü unutuyorum.

Dün akşam özellikle gitmedim Ali Sami Yen'e. Veda etmeyi beceremem, sevmem de zaten. Şimdi yerine koyacağımız bir Ali Sami Yen'imiz daha olmayacak. Gözlerimi kapatsam yolunu bulacağım Ali Sami Yen yerine bambaşka bir yer yuva olacak Galatasaray'a.

ORASI HEPİMİZİN YUVASI
Cevad'ın dediği gibi, "Eski statları seviyorum ben. Yeni stadlarda ruh göremiyorum."

Kendimi böyle hissetmemiştim hiç. İnsan ayırdına varamıyor bir süre. Dün akşamki görüntüleri sabah izlediğimde hiç tepki bile vermedim.

Şimdi Ali Sami Yen'sizlik kapladı içimi. Yorgun, yaşlı, kırık, dökük bir stad değil orası, hepimizin yuvası.

"Eski açık sarı desene" dediğimiz yer.

"Sarı, kırmızı en büyük Cim-bom" diye gırtlağımızı patlattığımız evimiz.

30 bin kişinin "Seni sevmeyen ölsün" diye bağırdığı yer.

Orası Ali Sami Yen. 25 bin kişinin, Avrupa'ya cehennemi tanıttığı, Ince'in, Schmeichel'ın, Maldini'nin, Guardiola'nın ısınmaya çıktığında kulaklarını tıkamak zorunda kaldığı yer.

Orası stat değil, hiç olmadı hem de benim gözümde. Hayatımızın bir parçası orası.

RUHUNU DA GETİR
Hepimizin canından bir parça seninle birlikte gidecek. Dün o Kapalı'daki pankartta yazdığı gibi, "ÇEKTİYSEN KAHRIMI, HELAL ET HAKKIMI"

Ruhunu bırakma, getir bize.

En çok neye üzülüyorum, keşke bir kızım olaydı da elinden tutup gitseydim Ali Sami Yen'e. Hayatımdaki en büyük pişmanlıklardan biri bu olacak.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.