Biz bu muyuz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tuz Gölü’nde ölen binlerce flamingo yavrusu... Hepimizin kanı dondu. Yaban hayatın en savunmasız hayvanları onlar. En narini... Biz insanlar ise bu en savunmasız canlıların can çekişerek ölmelerine sebep olduk. Hem de Türkiye’nin 50 yıl öncesine kadar en bereketli havzalarından biri olan Konya’da. Biz bu değiliz. Anadolu bu değil. Geleneğimiz, canlıya bakışımız bu hiç değil. Bu topraklarda ‘allı turna’ diye bilinen flamingolara türküler yakılmış. ‘Allı turnam bizim ele varırsan, şeker söyle kaymak söyle bal söyle’ diye çalan Neşet Ertaş’la aynı gelenekteniz hepimiz.

İNSANA YAKLAŞMIYORLAR

‘Van Gölü çevresindeki flamingolar eskiden insanlara 20 metre uzaklıkta dururlardı. Bugün 80 metreden fazla yaklaşmıyorlar’ diyor, telefonda konuştuğum Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma Merkezi Müdürü Prof. Lokman Aslan. Çünkü elinde tüfeğiyle yasak avlanma yapan insanın kendisine zarar vereceğini biliyor flamingo. İnsanı artık ‘düşman’ olarak görüyor.

“Tam 40 yıldır yaban hayvanları tedavi ediyorum. Ben Konya’da büyüdüm, oradaki flamingoları çok iyi bilen bir yörüğüm. 20 yıldır da Van Gölü civarındaki flamingoları tedavi ediyorum. Bugüne kadar bu seviyede bir toplu ölüm vakası görmedim” diye durumun vahametini ortaya koyuyor. Allı turnalara türküler yakan dedelerin, 100 metreden yakınına flamingoların yaklaşamadığı torunlarıyız artık biz. Böyle gidersek de kuş uçmaz kervan geçmez, kuru topraktan ibaret bir memlekete döneceğiz. Bu mu istediğimiz? Bu muyuz biz?

‘DEMEK Kİ BURADA İSTENMİYORUZ

Peki bundan sonra ne olur? Ne mi olur? Flamingolar ‘demek ki burada istenmiyoruz’ derler ve kendilerine başka bir yuva seçerler. “Bir daha kesinlikle Tuz Gölü’ne gelmezler. Flamingolar zarar gördükleri yerden hemen uzaklaşır. Artık bizi düşman olarak görüyorlar. Düşmanlık, kendini koruma güdüsünden kaynaklanır, Verda Hanım. Bana göre medeni bir toplum, bütün canlıların birbirinden emin olduğu toplumdur” diyor Prof. Lokman Aslan. Üstüne diyecek söz yok.

SEBEP KÜRESEL ISINMA DEĞİL

Bu yazıyı kaleme almadan önce birçok uzmanla ve yetkiliyle görüştüm. Meselenin özeti şu: Flamingoların asıl ölüm sebebi, susuzluk yani kuraklık. İşin içinde yaygın bir hastalık, parazit vs. olsa bile bunun ölümlerine sebep olmasının nedeni bağışıklık sistemlerinin çok zayıflamış olması. Yani yeterli beslenememeleri, suya erişememeleri. Susuzluk ise elbette kısmen küresel ısınmadan kaynaklanıyor.

Ama asıl neden bu değil! “Yaban hayvanların içgüdüleri çok ileri seviyededir. Hava koşullarında, doğada meydana gelecek her türlü olayı önceden sezerler ve ona göre kendilerine bir yol çizerler. Dolayısıyla mesele küresel ısınma olsaydı, sıcaklık artışını önceden sezip yavrularını buraya bırakmazlardı. Onlar sadece insan eliyle ortaya çıkan tehditleri öngöremezler. Bu durumda olduğu gibi” diyor Prof. Lokman Aslan. Kaldı ki flamingolar yaban hayattaki belki de en savunmasız canlılar oldukları için kendilerini koruma refleksleri yani önsezileri çok daha güçlü.

NE OLUR ACİL EYLEM!

Bu kadar büyük bir toplu ölüm olmasının sebebi, insan eliyle ortaya çıkan susuzluk. Hep yazıp çiziyorum. Son 50 yılda Türkiye’deki sulak alanların yarısı kullanılamaz hale gelmiş. Yani ya su miktarı bitmiş ya da sağlıksız durumda. Ki bu tam tamına 3 Van Gölü büyüklüğünde su demek! Sadece Tuz Gölü’nün Konya Kapalı Havzası’nda son 50 yılda kimisi ilçe büyüklüğünde olan sulak alanlar yok olmuş.

Tüm bunlar, oralarda yaşayan yüz binlerce canlı da yok oldu demek. Risk sadece yüzey sularımızla da sınırlı değil. Yer altı sularımızın seviyesi de acil alarm veriyor. Türkiye artık ‘su sıkıntısı çeken ülkeler’ arasında tanımlanıyor.

SU YANLIŞ KULLANILIYOR

Bunun asıl sebebi, suyun tarımda ve sanayide doğru yönetilmemesi. Flamingolar, Tuz Gölü’ne akan dereleri çiftçiler kestikleri yani suya el koydukları için öldüler. Sulak alanların etraflarına tahliye kanalları inşa ettiler. Çünkü su kıtlığı çeken bir bölgede sulu tarım yapmaya çalışıyorlar. Bununla birlikte havzanın her yerine su kuyuları açılmaya başlanmış. Bunlara derhal son verilmesi ve suyun doğru kullanılmasına yönelik bir eylem planı başlatmak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla mayısta yapılan Su Şurası ve çok yakında bir Su Kanunu’nun çıkacak olması ümit veren gelişmeler. Ama durumumuz çok daha acil. Sanayide ve tarımda su son derece yanlış kullanılıyor ve israf ediliyor. Mesela sırf yanlış sulama tekniği yüzünden tatlı suyun yüzde 70’i tarımda heba oluyor. Devletin, belediyelerin, iş dünyasının, akademinin acilen ‘su’yu ajandalarının en tepesine koymaları ve işbirliği yapmaları şart. Halkı bilinçlendirmek için seferberlik başlatılması da acil ihtiyaç. Prof Aslan’ın dediği gibi: Sulak alanların tabiatın rahmi olduğunu hatırlamamız gerekiyor.

Yazarlarımızdan

20 Eylül 2021, Pazartesi 11:11
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:27
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:23
Sıradaki haber yükleniyor...
holder