Verda Özer Dünya kaynakları tükenmek üzere
HABERİ PAYLAŞ

Dünya kaynakları tükenmek üzere

  • Bu gidişata artık bir son vermemiz gerekiyor: Televizyon al, 2 yıl sonra daha büyük ekranlısı çıkınca hemen eskisini çöpe at, git yenisini al. En son sürüm cep telefonu al, daha iyi kameralı olanı çıkınca hemen eskisini çöpe at, git yenisini al. Bu böyle olmuyor, gitmiyor. Etrafımızdaki çöp yığınları yükseldikçe yükseliyor. Hava kirlendikçe kirleniyor. Sular müsilaj kusuyor. Toprak kuruyor. ‘Al-kullan-at’ düzeninin bizi getirdiği yer burası. Bir de üzerine ekonomik olarak sıkıştıkça sıkışıyoruz. Öyle alışmışız ki bu sonsuz tüketim üzerine kurulu sisteme.
  • “Televizyon almayalım, telefon kullanmayalım” demiyorum. Elbette bir sistem içinde yaşıyoruz. Ama eski modelleri yeniden değerlendirmenin yolları var. Yenisini almaya gerek kalmadan eskisini güncellemek, onarmak, yeniden sürüme sokmak mümkün. Evet istersek gerçekten mümkün.
  • Zaten bunu yapmazsak, bir türlü baş edemediğimiz bu tarihi çevre krizini çözemeyeceğiz. İstediğimiz kadar çöpleri geri dönüştürmeye çalışalım, sular için arıtma tesisleri kuralım, hava için temiz enerji modellerini devreye sokalım ya da ağaçlar dikelim. Yetmiyor ve olmuyor. Çünkü bizler dünyada sonsuz kaynak varmışcasına hunharca tüketmeye devam edersek, çok geçmeden göz göre göre dünyanın yok olduğuna seyirci kalacağız.

Dünya kaynakları tükenmek üzere

TOPYEKÜN DÖNÜŞÜM GEREK

İşte bu içinde yaşadığımız ve alıştırıldığımız ‘al-kullan-at’ döngüsü yerine -ki buna çizgisel ekonomi deniyor- ‘al-sonsuz kullan’ modeline -buna da döngüsel ekonomi deniyor- geçmenin yolları var. Ama en baştan söyleyelim, bunun olabilmesi için topyekun bir dönüşüm şart. Yani sistemin tüm parçalarının bu değişime tabi tutulması gerekiyor.

Hukuktan sanayiye, okuldaki müfredattan tarım politikalarına... Zihniyetin ve tüm kurumların topyekun evrilmesi. Basit bir örnek verelim: Diyelim ki geri dönüştürülmesi mümkün olmayan plastiği kullanmayı bıraktık ve cam şişe/ambalaj kullanmaya başladık. Yetmez. Çünkü kullanılıp çöpe atılan cam şişeyi dönüştürmek başlı başına büyük bir zarar döngüsü yaratıyor.

YENİDEN TASARLANMALI

Mesela İstanbul’da kullanılan bir cam şişedeki süt, Kars’ta üretiliyor olsun. O cam şişenin geri dönüşümü için ise uzak bir bölgedeki geri dönüşüm tesisine gitmesi gerekiyor olsun. İşte tüm bu döngü, bir cam şişenin yeniden kullanılabilmesi için İstanbul-Kars arası ve yine İstanbul-geri dönüşüm tesisi arası gidilip gelinmesi demek.

Bu da hem ciddi bir ekonomik masraf hem de havaya-suya-toprağa ciddi zarar. Tam bu yüzden o sütün İstanbul civarında üretiliyor olması ve geri dönüşüm tesisinin de şehre yakın olması lazım. Dolayısıyla tarım politikalarından işletmelere, her şeyi yeniden tasarlayan, örgütleyen bir dönüşüm bu. Yani sadece ‘daha az tüketin’ demek yetmiyor.

EKONOMİK DEVRİM

Gelelim işin tüketim kısmına. “Her şeyden önce büyüme hedefini artık kaldırmak zorundayız. Büyüme kavramıyla birlikte sürdürülebilirlikten bahsedemeyiz. Bu ikisini acilen birbirinden ayırmalıyız. Büyüme yerine sosyal adaleti ve refahı koyan yeni bir ekonomik düzen kurmamız şart” diyor Dr. Uygar Özesmi. Çevre Bilimci ve Good4Trust.org adlı sosyal girişimin kurucusu olan Uygar Bey, Avrupa Birliği’nin (AB) de 2020 sonunda imzaladığı Yeşil Mutabakat’ın böyle bir dönüşümü kapsadığını ve Mart 2020’de yayınladıkları Döngüsel Ekonomi Eylem Planı’nın da böyle bir ekonomik evrimi hedeflediğini hatırlatıyor.

Ancak AB’nin ortaya koyduğu bu modeli, hâlâ kârı maksimize etmeye odaklı olduğu için yetersiz buluyor. Kendi geliştirdiği modele ise “türetim ekonomisi” diyor. Bunun için büyüme yerine sosyal adaleti hedeflemenin yanında; rekabet yerine işbirliğinin geliştirilmesi ve bir işletmenin sağladığı kâr yerine sağladığı ekonomik-sosyal faydaya odaklanması gerektiğini söylüyor. Ona göre şu an önerilen döngüsel ekonomi modelinde hâlâ öncelik kâr maksimizasyonu ve de ekonomik-sosyal zararlar doğaya ve insana mal edilmeye devam ediliyor.

KAYNAKLAR SINIRLI

Dr. Uygar Özesmi asıl olarak tüketim krizine çözüm sunuyor. “Televizyon, telefon almayın” demiyor, ama tüketim alışkanlığının kaynakların sınırlı olduğu gerçeği üzerine yeniden kurulması gerektiğini söylüyor. Alınan ‘şey’i yeniden kullanabilmenin ve böylelikle doğayainsanlara- tüm canlılara çok daha az zarar vermenin yollarını özetliyor.

Reçetesi ise şunlar: 1’incisi; satın alınan şey değiştirilmek istendiğinde fabrikaya gönderilip güncellenmesi-yeniden kullanıma sunulması üzerine kurulu bir düzen gerek. Ki buna ’ömür uzatma’ ya da ’geri dağıtım’ deniyor. Tüm ekonomik sistemin buna yönelik teşvikler geliştirmesi, ‘sonsuz tüketenleri’ ise ek maliyetlerle yıldırması şart.

PAYLAŞIM ŞART

2’ncisi; geri dönüşüm deyip duruyoruz ama bu iş de aslında son derece maliyetli ve bir yandan havaya-suya-toprağa zarar veriyor. Dolayısıyla ürünlerin daha ilk baştan ayrıştırılabilir halde üretilmesi elzem. 3’üncüsü; ’paylaşım ekonomisi’ mantığını geliştirmek önemli. Bundan kasıt, sürekli satın almak yerine bir malı birçok paydaşın kullanımına açmak.

Mesela ev satın almak yerine devre-mülk kiralamak ya da araba almak yerine araba üyeliğini yaymak. Bununla birlikte yeniden kullanımı geliştirmek yani ikinci el alışverişi teşvik etmek. 4’üncüsü; bakım-ömür uzatma yoluyla elinizdekini kullanmaya devam etme geleceğini canlandırmak. Anneannelerimizin yaptığı yama misali. Devam edeceğiz...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder