Hayvanlar artık mal değil can

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir millet kendi sokaklarındaki canlara ne kadar sahip çıkarsa, o kadar yücelir. Büyür. Hayvanlarının katliamına, tecavüze uğramasına, dövülmesine, aç susuz bırakılmasına ne kadar göz yumarsa, o kadar alçalır. Küçülür. Çok şükür ki yüceliyoruz. Hayvanları Koruma Kanunumuz bize yakışacak şekilde yeniden düzenleniyor. 3 gün önce bu yasada “Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Metinde en çok göze çarpan ise şu: Hayvanlar artık bir mal olmaktan çıkarılıp, canlı statüsüne getiriliyor! 

OLUMLU GELİŞMELER 

Teklifle ilgili açıklama yapan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “Bu düzenlemenin ruhunu, kalbini ve temel fikrini oluşturan bakış açımız şudur: Hayvanlara yapılan kötü muamele ‘mala zarar verme’ tanımından çıkarılıp ‘cana zarar verme’ tanımına getirilerek suç kapsamına alınıyor” diyerek bu müjdeyi verdi. Yeni kanun da iç rahatlatan, çok olumlu gelişmeler var. Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımının kalkması, kötü muameleye getirilen cezaların artması, yunus parklarının yasaklanması, petshop’larda kedi-köpek satışının yasaklanması, sahiplenilen hayvanlara dijital kimlik uygulaması getirilmesi gibi... 

TAM TEMİNAT 

Ancak hayvan hakları savunucuları, bu olumlu kanun teklifinin ruhuna aykırı düşen birkaç nokta kaldığı görüşünde. Hazır buraya kadar gelmişken, karar alıcılar ne olur hayvan derneklerinin dile getirdiği bu birkaç noktayı da kaale alsınlar. Böylelikle can dostlarımızın can güvenliğini tam teminat altına alsınlar.

‘CEZALAR ARTTIRILSIN‘

Hayvan hakları savunucularının itiraz ettikleri en öncelikli konu, getirilen cezalar. Şöyle ki aslında adli cezalar ağırlaşıyor. Suçun niteliğine göre 3 ay ile 3 sene arasında değişiyor. Ne var ki 3 yılın altındaki cezalar hapis cezasından para cezasına çevrilebildiği için gerçek anlamda caydırıcı olmayacağı korkusu hakim. Hayvanlara Adalet Derneği, bu problemin çok basit bir çözümü olduğunu söylüyor: Cezaların alt sınırını yüksek tutmak.

Hayvana kötü muamele olduğunda soruşturma açılabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’na şikayet etmek gerekliliği getirilmesi bir diğer sorunlu mesele. Zira soruşturma sürecini zora sokuyor. Derneğin açıklamasında; “Savcılık herhangi bir kişinin ihbarı üzerine harekete geçebilmelidir” deniyor. Cezalar için kullanılan ‘hayvanla cinsel ilişki’ ifadesi yerine de ‘hayvana cinsel saldırı’ denmesi gerektiğini özellikle vurguluyorlar.

KEDI-KÖPEK SATIŞI YASAKLANSIN

Ev hayvanlarının satışı da bir diğer nahoş mesele. Kanun teklifinde petshop’larda kedi ve köpek satışı yasaklanıyor. Çok şükür. Ancak buna mukabil, izin verilen ‘ev hayvanı üretim yerleri’nde kedi ve köpek satışı yapılabilecek. Hayvan hakları dernekleri de bu üretim yerlerindeki koşulların petshop’lardan farklı olmayacağından endişeli. Bununla birlikte bu kanunun ruhuna uygun olarak her türlü ev hayvanının satışının yasaklanmasından yanalar. Zira satış, hayvanları yine ‘mal, eşya’ yerine koyan bir uygulama.

Bunun yerine sokakta yaşayan hayvanların yuvalandırılması doğru yöntem olabilir. Hayvanlara Adalet Derneği, böylelikle sokak hayvanı nüfusunun da kontrol altına alınacağını söylüyor. Hakeza kanun teklifinde’ sokağa terk edilen hayvanların büyük çoğunluğu ev hayvanı satış yerlerinden satın alınan hayvanlar’ deniyor. Terk edilmelerinin önüne geçmenin en kolay yolu da işte hayvanların alım-satım silsilesinden tamamen çıkarılması.

SİRKLERE LÜTFEN SON

Hayvanların kötü ve doğal olmayan koşullara maruz kaldıkları bir diğer alan da sirkler ve hayvanat bahçeleri elbette. Kanun teklifinde hayvanat bahçelerine bir de ‘doğal yaşam parkı’ tanımı ekleniyor. Telefonda konuştuğum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, bu parkların keyfi ve kötü niyetli uygulamalara yol açmasından endişe ediyor. Kanun teklifinde yeni sirklerin kurulmasının yasaklanması olumlu bir haber. Ancak mevcut sirkler faaliyetlerine devam edebilecek. Bu güzel kanun teklifinin hakkı, bu tür sınırlandırılmış mekanların artık tamamen yasaklanması. 

OSMANLI’DAN YADİGAR 

Hep yazıp çiziyorum. Kökümüzün dayandığı Osmanlı Imparatorluğu koskoca coğrafyaları yönetip dünya liderliğine oynarken, bir yandan sokak hayvanlarını yaşatma derdindeymiş. Sırf sokak hayvanları için özel bir meslek icat etmiş: Mancacılık. Mancacılar, sokaklarda hayvanlar için yiyecek satan devlet memurlarıymış. Zabıta memurları da hayvanlara fazla yük yüklenmesini engellemekten sorumluymuş. Osmanlı’yı dünyada bu kadar büyüten, asıl olarak yücelten de canlarına sahip çıkmasıydı mutlaka.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder