Verda Özer Kafesten çıkmanın vakti geldi
HABERİ PAYLAŞ

Kafesten çıkmanın vakti geldi

Nasıl ki biz insanların insanca yaşama hakkı varsa, hayvanların da hayvanca yaşama hakkı var. Yani her hayvan temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeli. Yenilen ya da ürünlerinden (yumurta, süt, yün gibi) faydalanılan her hayvan, ömrünü temel ihtiyaçlarını karşılayarak geçirmeli. Nefes alabilmeli, eziyet çekmemeli, hareket edebilmeli, gökyüzünü-güneşi görebilmeli...

İşte buna tüm dünyada ‘hayvan refahı’ deniliyor (animal welfare). Bundan kastım ise şu: Yün kazak giymesine giyelim ama yününden yararlandığımız koyunu tıraş ederken kan revan içinde bırakmayalım. Yumurta yiyelim ama bunun uğruna milyonlarca tavuğu kafesin içine hınca hınç doldurup havasızlıktan ve hareketsizlikten öldürmeyelim. Kısacası et, süt, yumurta, yün vs. ihtiyacımızı karşılamak için ortaya çıkan ve hayvanların doğal yaşam hakkını gasp eden kitlesel/endüstriyel hayvancılık yerine; hayvanların temel ihtiyaçlarını karşılayıp hayvanca yaşamalarına imkan veren hayvancılık modeline geçelim. Zaten geçmesek de dünyada bu düzen yasal zorunluluk haline geldiği için çok şükür çok yakında mecbur kalacağız.

Kafesten çıkmanın vakti geldi

DÜNYADA HAYVAN REFAHI

Bugün Avrupa Birliği (AB) imzaladığı Yeşil Mutabakat çerçevesinde, Hayvan Sağlığı Stratejisi’ni öncelikli hedef haline getirmiş durumda. Mesela 2027’de tüm AB üyeleri ‘kafessiz üretime’ geçmek, yani kümeste yumurta üretimine son vermek zorunda olacak. Pratikte ise bugün çoktan Avrupa’da ve ABD’de kafes sistemi büyük ölçüde ortadan kalktı. “Çekya’da, Romanya’da şu an raflarda tek bir kafes yumurtası bulamazsınız. Sadece Avrupa değil, mesela bir Güney Amerika ülkesi olan Brezilya da çoktan kafessiz üretime geçti” diyor Kafessiz Türkiye’nin Kurumsal İletişim Yöneticisi Seda Balmumcu. Kısacası Batı’da ve giderek yayılarak dünyada hayvan refahını gözetmeyen kurumlar, firmalar cezalandırılıyor ve sistem dışına itiliyor.

Kafesten çıkmanın vakti geldi

120 MİLYON TAVUK

Türkiye’de de hayvan refahı konusunda üreticilerde ve tüketicilerde farkındalık yaratmaya çalışan çok önemli bir kampanya yürütülüyor:

‘Kafessiz Türkiye’. Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği altında yürüyen bu kampanya, tavuklara işkence etmeden yumurta üretilmesi için resmen didiniyor. “Şu an sizinle konuşurken Türkiye’de 100 milyon tavuk işkence görüyor, Verda Hanım” diyor Seda Balmumcu. Ülkemizde yumurtası için yetiştirilen 120 milyon tavuk olduğunu, sadece 20 milyonunun kafessiz yaşadığını söylüyor. Seda Balmumcu, “Düşünün bu tavuklardan her biri A4 kağıdından daha küçük bir alana hapsediliyor ve ömrü boyunca o kafesten hiç çıkarılmıyor. Güneşi ve gökyüzünü hiç görmüyor. Toprağa hiç basmıyor. Kafeste çevrili oldukları tellere sürekli takılıp kan revan içinde kalıyor. Açık havaya bir kez bile çıkmıyor, sadece son derece kalitesiz havalandırmalardan nefes alıyor. Bu havalandırmalar kışın kısıldığı için ya hiç nefes alamıyor ya da kapalı alanda biriken amonyak gazından hastalanıp ölüyor. Zaten bu tavukların ömrü 1-2 yıla inmiş durumda” diye durumun vahametini özetliyor. Beni daha sarsan ise şu oldu: Bu kafeslerde tavuklar kanatlarını hiç açamıyor. Yumurtlama döneminde ise tüneyemedikleri için ayakta yumurtluyorlar. Dahası; doğal koşullarda tavuklar yumurtlama için mahrem, kapalı bir alan ararken (folluk alanı), kafeste altından geçen bantlara yumurtasını bırakmak zorunda kalıyor ve doğumun mahremiyetinden zorla alıkonuluyor.

Kafesten çıkmanın vakti geldi

SERBEST GEZEN, ORGANİK VE KÜMES

Peki kafes yerine nasıl üretim olabilir? 1’incisi; serbest gezen tavuklarla. 2’ncisi; kümes tavuklarıyla. 3’üncü de organik yumurta üretimiyle. Bu tavuklar organik yem yiyor ve serbest dolaşabiliyorlar. Aldığınız yumurtanın hangi tür olduğunu ise yumurta üzerindeki barkoddan anlayabilirsiniz. Ambalajlarda organik yumurta 0, gezen tavuk yumurtası 1, kümes yumurtası 2 koduyla gösteriliyor.

Kafesten çıkmanın vakti geldi

BU MARKALARA ALKIŞ

Tavukları kafes cehenneminden kurtarmak için çalışan Kafessiz Türkiye sayesinde önemli markalar kafessiz üretime geçmişler ya da çok yakında geçme sözü vermişler. Mesela en büyük market zincirlerinden Metro, 2023 yılında kendi yumurta markasını tamamen kafessize geçirmeyi taahhüt etmiş. Kafes yumurtasından vazgeçmeyen, çok iyi bildiğimiz diğer büyük market zincirlerini burada anmıyorum. Onlar kendilerini biliyorlar. Kafessiz Türkiye, otelleri de mercek altına almış. Dün yayımladıkları ‘Tatil Karnesi’nde; hangi otellerin kafes yumurtasını mutfaklarından çıkarma sözü verdiği açıklandı. Zira otel ve konaklama sektörü, yumurta tüketiminin en fazla olduğu alanlardan biri. Çok şükür ki Türkiye’de şube ve oda sayısına göre en büyük 12 otel zincirinin 8’i kafes yumurtasını terk ediyor. Dedeman, Accor, Hilton, Divan, Marriott, Radisson, Wyndham ve Intercontinental’i bu yüzden kutluyoruz. Diğer 4 en büyük oteli de acilen kafesten çıkmaya davet ediyoruz.

BÜTÜN NÜFUSA YETER

Peki son soru: Endüstriyel üretim yerine yapılacak kafessiz üretimle yumurtalar tüm nüfusa yeter mi? Yeter! “Dönüşüm süreci 1-2 yılda gerçekleşebilir. Şu an kafes yumurtası ile kafessiz yumurta arasında yüzde 30 gibi bir fiyat farkı var. Bizlerden kafessiz yumurta için talep arttıkça, bu fiyat farkı hızla azalacak. Avrupa’da kafessiz sistem nüfusun tamamının ihtiyacını karşılıyor. Türkiye’de de farklı olmayacaktır” diye yanıtlıyor Seda Balmumcu. Kısacası işin ucu yine bize dayanıyor. Ne yediğimizin ve yediğimiz şeylerle sadece kendimize değil diğer canlılara ve tabiata da zarar verdiğimizin farkına varmamız gerekiyor. Acilen!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder