Verda ÖzerOkullarda değişimi hızlandırmalıyız
HABERİ PAYLAŞ

Okullarda değişimi hızlandırmalıyız

Bugün çocukları ve gençleri anlamak için çok daha fazla çabalamak zorundayız. Hepsinin hayatı salgın döneminde bir anda alt-üst oldu. Hem de kelimenin tam anlamıyla. 2 yıl sokağa çıkamadılar, evlerinden derse katılmak zorunda kaldılar. Okuldan soğudular. Sosyallikten uzaklaştılar. Öğrenmeyi, okumayı-yazmayı, kitabı bilgisayarla özdeşleştirdiler. Dijitalleştiler.

Okul binasını maskeyle, virüsle, salgınla eş görmeye başladılar. Bugün çocukların-gençlerin tamamı tamamen online. Peki bu kadar kısa sürede bu kadar değişen çocuklaragençlere, biz nasıl karşılık verdik? Cevabı basit: Hiçbir karşılık vermedik. Salgından önce okul nasılsa, öğretmenler nasılsa, müfredat nasılsa, aynen sürdürdük.

Sandık ki kaldığımız yerden devam edeceğiz. Edecekler. Ama ‘kaldığımız yer’ artık yok. Yepyeni bir yerdeyiz. İşte tam da bu yeni yere göre okulları, eğitim sistemini, öğretmenleri değiştirmemiz gerekiyor. Hem de acilen. Yoksa ne mi olur? Eğitimden uzaklaşmış, kitap okumamış, konuşma becerisi zayıf, iş hayatında tutunamayan, hayatta kaybolmuş nesiller...

Okullarda değişimi hızlandırmalıyız

HİBRİT SİSTEM ŞART!

Geçen yazımda; şu an çocuklarda kekemelik, artikülasyon sorunu, dil becerisinde gerileme ve okuduğunu anlamama probleminin tavan yaptığını yazmıştım. Uzmanlara göre; daha önce hiç olmadığı kadar çok kekemelik çeken, konuşmakta zorlanan, okuduğunu anlamayan çocuk var bugün. İşte bunun için de acilen okullarda birçok değişiklik şart.

Bir kere okuldan bu kadar soğumuş ve ‘demek ki uzaktan da öğrenebiliyorum’ diyen bir nesil için, hibrit sisteme geçilmesi gerek. Ki tüm dünyada da zaten melez sistemler uygulanmaya başlandı. Yani bazı derslere fiziksel, bazılarına online katılım mümkün olabilmeli. Yoksa şu an zaten çok artmış olan açıköğretim ve okuldan ayrılma eğilimi çok daha hızlı yayılabilir. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimde ve kurumsal kültürümüzde esneklikler yapması elzem. Aksi takdirde ‘öğrenmesiz okullaşma’ (schooling without learning) dediğimiz durum hakim olacak.

FARKLILAŞALIM

Her çocuğun yaradılışına göre farklı yöntemler uygulanması da bir başka yaşamsal konu. Evet müfredat standart ama sınıfta her çocuğa her konuda aynı yöntemin uygulanması yanlış. Biri resim çizerek kendini daha iyi ifade ederken, diğeri kompozisyon yazarak belki ödevini yapmalı. “Bir sınıfta 4-5 tipoloji olur genelde. İşte her tip çocuğun fıtratına göre farklılaşma uygulanmalı.

Her çocuğu öğrenme kulübüne çekebilmeniz için bu olmazsa olmaz” diyor İpek Coşkun. Verilen ödevlerin de mutlaka hayatla ilişkilendirilmesi, pratik bilgilerle tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Ancak hayatta ‘geri bildirim’ ödevleriyle (follow-up) o bilginin pekiştirilip, hafızada yer edebileceğini söylüyor. “Bir de derinleşme konusu önemli. Yani bir konuya dair illa 10 ünite okutulmasın, ama okutulan 5 ünitede derine inilsin. Yani nicelik değil nitelik öne çıkarılsın” diyor.

Okullarda değişimi hızlandırmalıyız

SINIF ÖĞRETMENLERİ İÇİN DÜZENLEME

Kısacası eğitim müfredatla sınırlı kalmamalı. ‘Tam öğrenme’ (yani çocuğun yaşına ve sınıfına uygun müfredatı kazanması) olabilmesi için, sınıf öğretmenlerinin şu anda rolü çok büyük. Ancak bu rolü oynayabilmeleri için kültürel sermayelerinin çok olması lazım. Tiyatroya gitme alışkanlığı olmayan, çocuk edebiyatı bilmeyen, mesela Küçük Prens’i okumamış bir sınıf öğretmeni olabilir mi?

“Önemli olan çocuğun öğrenme isteğini, okul motivasyonunu canlı tutmak, Verda Hanım. Okulların canlı kalabilmesi, eğitimin sürdürülebilir olmasının tek yolu bu. O yüzden sınıf öğretmenleri bir beyin cerrahı kadar önem görmeli ve ona göre yetiştirilmeli. Bugün geleceğimiz için belki de en kritik meslek bu. Sistemdeki konumları yani sosyal şartları, maaşları vs. de ona göre acilen revize edilmeli. Buna göre bir ücret politikası oluşturulmalı” diyerek sözünü bitiriyor İpek Coşkun.

Okullarda değişimi hızlandırmalıyız

MASALLAR ZİHNİ AÇIYOR

Özellikle sınıf öğretmenlerine her zamankinden çok daha fazla iş düşüyor bugün. Şu an öğrenme ve dil becerilerinde gerilik yaşayan ve okuldan soğumuş olan çocukların-gençlerin okulla yeniden barışabilmesi için, öğretmenlerin her zamankinden çok inisiyatif kullanması gerekiyor.

“Bir kere sürekli ekrana bakmaktan, çocukların hayal gücü son derece zayıfladı. Önlerine sürekli hazır görseller geldiği için, sınırlı düşünmeye ve konuşmaya başladılar. Bu yüzden masal kültürünün yeniden canlanması şart” diyor Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi İpek Coşkun. Masalların kelime sayısını ve (dinlerken hafızada resmedildiği için) hayal gücünü artırdığını söylüyor. Okullarda düzenli masal saatleri yapılması gerektiğini vurguluyor. Düzenli okuma saatleri de eklenmeli bu programa elbette.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder