Türkiye yeşil trene bindi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugünü de gördük çok şükür. İklim krizi MGK (Milli Güvenlik Kurulu) Bildirisi’ne girdi evvelsi gün, daha ne olsun! Dünyayı kasıp kavuran küresel ısınma, son birkaç gündür Türkiye gündeminin zirvesinde. MGK ile aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris İklim Anlaşması’nı onaylanması için TBMM’ye gönderdi. Zaten birkaç gün önce New York’ta yapılan BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin anlaşmaya taraf olacağını duyurmuştu. Anlaşma iki hafta içinde Meclis’ten geçecek. Peki ne mi oluyor? Olan özetle şu: Türkiye dünyaya hakim olan yeni ruha, yeni ideolojiye, yeni harekete, yeni kalkınma modeline -adını ne koyarsanız koyun- ama ‘yeni dünya’ya dahil oluyor. Zira bundan böyle yerküreyi yönetecek olan akım bu.

BU YÜZYILIN HİKAYESİ

Dünyaya her dönem bir dalga, bir hikaye hakim oluyor. Mesela 19’uncu yüzyılınki sanayileşmeydi. 20’nci yüzyılın hikayesi ise küreselleşmeydi. Kazananları ve kaybedenleri oldu. Dalganın altında kalanlar sistem dışına itildi. İşte 21’inci yüzyılın hikayesi de yeşil dönüşüm.

Bu dönüşüme ayak uydurmak ise artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Hayatta kalmanın, sistem içinde kalmanın tek yolu bu. Neden mi? En basit cevabı şu: Çünkü bundan böyle çevreyle uyumlu olmayan ürünleriniz başka ülkelerin sınırlarından içeriye bile giremeyecek. Bir diğer deyişle, dünyadan dışlanacak. Bu kadar basit.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Peki bu anlaşmayı imzalamak ve iklim kriziyle mücadeleyi önceliklendirmek, Türkiye için ne demek? Özetle, bundan böyle havaya bol bol egzoz, duman yani karbondioksit boca eden fabrikalara ve santrallere son vermek ve fosil yakıtlar yerine çevre dostu enerji kaynaklarına yani güneşrüzgar- hidrolikjeotermal gibi temiz/yeşil/ yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek demek. Bununla birlikte tamamen kaynakları tüketen ve havayı, suyu, toprağı sömürmek üzerine kurulu olan tüketim modelini bırakmak ki buna ‘kullan-at’ denilen ‘çizgisel ekonomi’ deniyor...

Onun yerine ‘kullan-yine kullan’ denilen modele yani atıkların yeniden kullanılması, geri dönüşüm ve paylaşım üzerine kurulu olan ‘döngüsel ekonomi’ modeline geçmek... Birleşmiş Milletler kapsamında 2015’te imzalanan ve 2016’da yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması’nın hedefi, 2050’ye kadar sera gazı (karbon) emisyonlarını sıfırlamak ve böylelikle küresel sıcaklık artışını 1.5 dereceyle sınırlandırmak. İşte taraf olan ülkeler de 2050’ye kadar kendi karbon emisyonlarını ne kadar indireceklerini açıklıyorlar.

BİZ NELER YAPACAĞIZ?

Türkiye sera gazı emisyonlarını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu. Buna yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kısa-orta ve uzun vadeli strateji planları hazırlıyor. Bu çerçevede öncelikle yeni kömür yatırımları durdurulacak ve mevcut kömür santrallerini kapatma tarihleri belirlenecek.

Diğer fosil yakıtlardan çıkış planları da bir an önce başlayacaktır. Bundan böyle yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılacak. Elbette yaptırımlar, cezalar da buna paralel olarak artacak. Tüm bunlar eğitim müfredatından tarıma, turizmden sanayiye topyekun bir dönüşüm, bir devrim demek.

İTHALATI DA AZALTACAK

Ama mesele sadece enerji kaynaklarıyla sınırlı değil. Aynı zamanda atıkların yeniden değerlendirilip ekonomiye kazandırılması da ikinci yaşamsal konu. Bu hem çok daha az tüketim, hem de ekonomiye çok büyük bir katkı demek. Mesela arabanızdaki motor yağı... Bundan böyle değiştirilmesi gerektiğinde ve benzinciye gittiğinizde, o eski motor yağını o işletme ‘geri dönüşüm merkezlerine’ iade etmek zorunda olacak.

Aksi takdirde zaten yetki belgesi alamayacak. İşte bu atık yağlar geri dönüştürülünce, motor yağı üretiminin hammaddesi olan baz yağı olarak kullanılabilecek. Baz yağı da bugüne kadar yurtdışından ithal ediliyordu. Dolayısıyla, artık baz yağı ithalatına da gerek kalmayacak.

Bu da atık ithalatında yüzde 50’ye varan azalma olacak demek oluyor. Maddi karşılığı Türkiye ekonomisine yılda 2 milyar TL katkı ve cari açıkta 500 milyon TL azalma. Dolayısıyla Paris Anlaşması’na taraf olmak demek; aynı zamanda ithalatın azalması ve üretimin-ihracatın müthiş artması demek.

DÜNYADAN DIŞLANACAKLAR

Bu yeşil devrime katılmayanlar artık dünyadan dışlanacak. Örneğin Avrupa Birliği’nin getirdiği karbon cezası nedeniyle ürettiğiniz mal yeşil kriterlere uymuyorsa bu ülkelere satamayacaksınız. Kaldı ki sadece ürünün kendisi değil paketlendiği materyal, taşındığı kamyon bile önemli.

Hepsinin birlikte çevreye verdikleri hasara bakılıyor artık. Kriterlere uymazsa Türkiye sadece Avrupa’ya ihraç ettiği ürünler için bile yılda 1-1.5 milyar Euro karbon cezası ödemek zorunda olacak. Kısacası hem yerkürenin iyileşmesi için hem de yeni dünyaya dahil olmak için doğru adımı attık. Hayırlı uğurlu olsun.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder