Kadınları ‘An’da kalmaya ikna etmek toplumu da değiştirebilir...

25 Temmuz 2019, Perşembe 15:05
AA

Hayatta asıl zararı biz kadınlar, kendi kendimize veriyoruz. Çünkü ‘an’da yaşamadığımız, geçmişin tüm gölgeleri ile birlikte yürüdüğümüz, gelecek kaygısıyla uykularımızı böldüğümüz için o hayatı yeterince mutlu ve dolu yaşayamıyoruz.

İlişkilerimiz fil hafızalarımız yüzünden gergin, “gelecekte rahat etmeliyim” baskısıyla bencil. Çocuklarımız genellikle en iyiler olması gereken projelerimiz. Oradaki mutluluklar bile eksik, yarım, kontrollü. Oysa bir kadın, kendini iyi tanır, mutluluğuna odaklanabilir, duygularını yönetebilirse o zaman eşi, ailesi, arkadaşları da bu mutluluk çemberinin içinde yer alabilir.

‘An’da kalmanın önemini tüm kitaplarına yansıtan Zen Ustası ve Sosyolog Nimet Erenler Gülkökü’nün kitapları bu farkındalıkla okunmalı. Bilinçteki sıçramalar kitabı ile bireylerin iç dünyası ve rüyalara odaklanan yazarın son çalışması Gayanna, kadın bilinci üzerine bir çalışma, ki özellikle kadınların kendilerini onarmak için okuması gerekiyor.

SEVGİ BİRLEŞTİRİR, NEFRET AYIRIR

Kitabı daha iyi anlamak için Nimet Erenler’in verdiği örnek, kitabın kısa bir özeti aslında; “Geçmişin izlerini taşıyor geçmişe takılıp kalıyoruz bilmeden. Bize yapılan haksızlığı sindiremiyor, kızıyor, küsüyor, isyan ediyoruz geçmişe. Bir gün annemle kahvaltı sofrasındaydık. Memleketten bana misafirliğe geldiğinin ertesi sabahıydı. Çok keyifli bir kahvaltı sofrası kurmuştum ve afiyetle yiyorduk ki, annem ağlamaya başladı. Hayrola anne ne oldu neden ağlıyorsun? dedim. Evliliğinin ilk yıllarında babamla yaşadığı anısını anlattı bana. Bu anısında babamın bir kıskançlık nedeniyle anneme vurduğunu ve bu tokadın acısını yıllar geçse de hiç içinden atamadığını söylüyordu ağlayarak. Bir anda geçmişin bir sahnesin geri dönmüştük. 

Anneme sakinleştirmeye çalıştıkça geçmişti olan bir olaya üzülmesinin anlamsızlığını ifade etmeye çabalıyordum. Tüm gayretime rağmen onu oradan çıkaramadığımı görüyordum. En son çare olarak ona şunları söylemeyi denedim; “Anne babam sana bir tokat atmış fakat sen kendine yüzlerce kez tokat attığının farkında mısın?” dedim. Bu olayın üzerinden yıllar geçti. Onu bırak babam vefat edeli yirmi yıl oldu ve sen yıllar önce yaşadığın bu olayı hep anlatıyorsun anne! Ve ben seni hep dinliyorum! Şunu hiç düşündün mü anne; babam sana geçmişte bir tokat atmış ama sen her seferinde bu anıya dönerek kendine yüzlerce kez tokat atıyorsun!” Annem bunu duyduğunda buz kesilmişti.”

Bize yapılanların etkilerini yıllar boyu yaşamak ve yaşatmak iyi gelir sanıyorsak fena halde yanılıyoruz. Hatta ne kadar çok hatırlarsak o kadar kötüleşiyoruz.

Nimet Erenler’e göre, kadınların potansiyel gücü olan duygularını yönetmesi, bilinçli olmasıyla çok ilişkili. Ve toplumun iyileşebilmesi için kadın bilinci, evrensel bir bilince taşınmalı.

Sıradaki haber yükleniyor...