Pandemi, eve kapanan çocukları “kaygılı” ve “öfke” dolu yaptı!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tüm dünyada olduğu gibi 2018 yılından bu yana Türkiye’de de çocukları açık havada keşfederek ve deneyimleyerek öğrenmeye çağıran Okul Dışarıda Günü’ne kayıtlar devam ediyor. Bu yıl ‘Dünya İçin İyilik’ temasıyla 20 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilecek olan bu özel güne kayıt yaptıranların sayısı ise 50 bine yaklaştı. 

Katılımcı ülkeler arasında son üç yılda rekor seviyede katılım alan Okul Dışarıda Günü ile çocukların açık havada zaman geçirmesinin fiziksel ve zihinsel sağlıkları açısından kazanımlarına dikkat çekiliyor; pandemi ile doğadan uzak kalan çocukların iklim krizi ile mücadelede sorumluluklarını öğrenmesi ve doğa ile bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de Aktif Yaşam Derneği tarafından hayata geçirilen Okul Dışarıda Günü’ne ‘Kirlenmek Güzeldir’ felsefesiyle 17 yıldır ebeveynlere çocukların gelişiminde kirlere, keşiflere ve deneyimlere yer vermeye çağıran OMO destek veriyor. Türkiye Aktif Yaşam Derneği elçilerinden Dr. Yankı Yazgan’la pandemi çocuklarını konuştuk. 

Yankı Bey, bunca zamandır eve kapanan çocuklar ileride neler yaşayacak? 

Pandemi ve beraberinde getirdiği karantina sürecinin çocukların ruh sağlığını ciddi biçimde etkiledi. Kaygı temelli sorunlarda artış olurken, önceden gelişimsel zorluklar taşıyan çocukların yaşantıları daha komplikeleşti. Çocukların çoğu arkadaşlarıyla zaman geçirmek, oyun oynamak, okula gitmek gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları uzun bir dönem geçirdiler. Eve kapanan çocuklar ciddi bir psikolojik yükle karşı karşıya kaldı. Anne ve babaların çocuklara destek olma kapasitesinde önemli bir daralma ortaya çıktı, evdeki zorunlu beraberlik önce birliktelik fırsatı gibi yaşandı, giderek ve süreler uzadıkça birçok ailenin nasıl yöneteceğini bilemediği bir yüke dönüştü. 

Yeni ve beklenmedik biçimde ortaya çıkmış yaşam koşullarına uyum sağlamaya çalışan çocuklarda birçok davranış değişikliği gözlenmesi de kaçınılmazdır. Bu değişikliklerin bir kısmı uyum amaçlı olarak ortaya çıksa da yaşamda zorluklar yaratabilir. İçinde olduğumuz son 1,5 yıllık dönemde çocuk ve gençlerde üzüntü, kaygı, korku, öfke ve suçluluk gibi duyguların ortaya çıktığını birçok meslektaşım bildiriyor.  

Açık havada zaman geçirmenin çocuklara nasıl kazanımları var?

Doğa oyun için sunduğu fırsatlarla çocuğu geliştirici bir oyun alanıdır. Doğa belirsizlikleri ve kestirilemezlikleri ile riskler üzerine düşünmeyi, belirsizlikle barışık olmayı ve olası sonuçları düşünerek hareket etmeyi getirir. Doğa ile “mücadele” oyun ve hayal gücünün sağladığı en kritik bilişsel işlevin gelişimini sağlar: kendini kontrol.

Doğal olan evin dışına çıkabilmek, sokakta, bahçede, parkta yaşayarak öğrenmek, çocuk olma hakkını kullanmak, oynamak, keşfetmek, hayal kurmak, arkadaşlık etmektir. 

Biz onlardaki değişimi hissetmeye başladık ama sonuçları ve geleceğe etkilerini henüz bilmiyoruz. Bu etkileri özetleyebilir misiniz?

Pandeminin çocuklar üzerindeki nihai etkisi, ne kadar süreceğine bağlıdır. Bu sürecin uzaması, sebep olduğu zorlukları ve acıları uzatmakla kalmayacak, aynı zamanda çocuklar üzerinde kalıcı veya uzun süreli etkiler bırakma olasılığını da beraberinde getirecektir. Bu süreçte bilgi, dayanışma ve eyleme önem vererek ilerleme için birlikte çalışmalıyız.

Stresle ilişkili belirtiler çocuklarda hayatı, okul hayatını, öğrenmeyi ve sosyal uyumu etkileyecektir. Belirtilerin aşırılaşması ve çok sayıda aşırılığın bir arada olmasıyla beraber tanı konulabilir düzeye ulaşan bu duruma yaklaşımımızın koruyucu ve önleyici bir bakışla olması gerekir. 

Salgının doğurduğu stresin bir başka sonucu ise var olan kırılganlıkları, ruhsal bozukluklara yatkınlıkları tetikleyerek majör klinik tabloların ortaya çıkmasını getirmesidir. 

Çocukların ruh sağlığını ve gelişimini sağlayan en önemli iki ortam ev ve okuldur. Ev okul ve iş ortamlarının eve taşınmasıyla normal işlevinin çok ötesine sürüklendi. Okulların kapalı kalması, uzaktan eğitimin bütün çabalara rağmen herkes için tam istenen noktadan uzak kalması ciddi sonuçlar doğurdu. Özelikle okul öncesi ve ilkokul çocukları açısından ciddi akademik ve sosyal kayıplar ortaya çıktı; daha büyüklerin gelişimi için gereken birçok olanak kullanılamamış oldu.

Çocuklardaki bu sorunlardan ötürü gelecekten korkmalı mıyız? Ne yapmalıyız?

Bu üzücü durumun sürmesinin, korktuklarımızın başımıza gelmesinin önüne geçmenin başlıca yolu okulların gereken önlemler tam biçimde alınarak güvenle açılması ve okulların açık tutulmasının öncelikli bir “ruhsal güvenlik” meselesi olarak görülmesidir. Ailelerin ve öğretmenlerin pandemi açısından içini rahatlatacak, çocukların riskini en düşük düzeyde tutacak önlemler belli. Bunların uygulanmasıyla çocuklara en büyük gelişim fırsatı sağlanmış olur. Anne-babalara verilecek hayat kolaylaştırıcı destekler, yeni dönemde eğitim içerik ve biçiminin pandeminin alacağı biçime göre düzenlenmesi, çocukların beslenme, doğada zaman geçirme, müzik ve sanat ile uğraşma olanaklarının sağlanması okulla beraber çocukların hayatındaki kıskaçları azaltacak diğer değişiklikler olacaktır.

Okul Dışarıda Günü’nü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu özel güne verdiğiniz desteğin arkasında nasıl bir motivasyon var? 

Okul Dışarıda Günü benim son 3 yıldır yakından desteklediğim bir aktiviteler zinciri, ama daha önemlisi çocukların gelişiminde doğanın yerine özel dikkat çeken bir farkındalık kampanyasının simgesi. Tekrar tekrar söylediğimiz bir gerçek var; Çocukların açık havada zaman geçirmeleri, “gerçek oyun” ile beraber etraflarındaki dünya ile ilgilenmeleri ve keşfe çıkmaları açısından önemlidir. Bu sayede çocuklar, sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel olarak gelişir. Oyun oynayarak empati kurmayı, sorun çözmeyi, geleceği planlamayı, öfkelerini ve zamanlarını yönetmeyi öğrenirler. Ayrıca açık havada zaman geçirmek çocukların çevreye karşı daha duyarlı ve bilinçli olmalarını da sağlar. Günümüzün pandemi koşullarında açık havanın okulun her türlü aktivitesi ile birleştirme yollarını arayıp hızla uygulamaya geçirmek için “Okul Dışarıda Günü” adeta bir çağrı. Doğada olmanın yolu okulun doğa ile ilişkisini doğallaştırmaktan geçiyor.

“Anne-babalar çocukların doğa savunucuları olmalı”

Apartman çocukları zaten minimum düzeyde dışarıda olabiliyordu biliyorsunuz. Bu çocukların kaderi (kadersizliği) gelecekte toplumu nasıl şekillendirecek?

Tüm dünyada çocukların açık havada oyun oynama süreleri giderek azalıyor ve oyun alışkanlıklarındaki dengesizlik artıyor. Modern hayatın baskıları nedeniyle ebeveynlerin yarısı dışarıda oynayan çocuklarını gözetmek ya da onlarla beraber dışarıda oyun oynamak için az zamanları olduğunu ya da hiç zamanları olmadığını belirtiyor.

Pandemi dönemindeki değişikliklerin anne bakış ve davranışları üzerine etkilerini henüz doğrudan ölçmedik. Ancak dışarıda olmak ile ilgili çelişkili duyguların daha da arttığını, bir yandan da doğada, açık havada olmanın doğanın bir parçası olan salgınla başa çıkmanın bir aracı olduğunu görenlerin çoğaldığını, ama dışarıyı daha tehlikeli görenlerin sayısının da bu dönemde artmış olabileceğini söyleyebilirim. Hemen belirteyim, temiz ve açık havanın, iyi havalandırılmış ortamların korona virüsün bulaşmasını zorlaştırdığı ortaya kondu, bu bilginin yayılmasının çocukların doğada olmasını kolaylaştıracağını sanıyorum. Pandemi döneminde açık havada olma fırsatlarının ruh sağlığını iyileştirici etkilerini bizzat yaşayan anne babaların çocukların doğayla ilişki kurma hakkının savunucuları olacağına inanıyorum.

“Konu doğa olunca kaygılarınızı dizginleyin”

 “Doğa, çocuğu geliştirici bir oyun alanıdır.” Çocuk kendi gelişimini sağlayan ortam ve kişileri ayırt eder, onlarla anlamlı ilişkilerini muhafaza etmek için elinden geleni yapar. İklim krizine karşı duruşunu da bu anlamlı ilişkiye sadakatinin bir parçası olarak ortaya koyabilir.

Küçük yaşlardan başlayarak çocuklara doğa ile ilgili sunulacak deneyimler yalnızca çocuğun doğayı öğrenmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda doğayla sevgi ve bağlılık kurmasına da olanak sağlar. Doğadaki süreçleri ve ilişkileri kavramak, insan-doğa etkileşimini önemsemek gerekiyor.

Son zamanlarda ebeveynlerin çocuklarının doğanın içinde zaman geçirmelerinin önemine inanmalarına rağmen “Bir zarar gelecek” kaygısı ile çocuklarını ev dışına ve kendi hallerine bırakmadıkları görülüyor. Ebeveynlere ve bakım verenlere düşen sorumluluk, içeride ve açık alanda oynanan oyunlar arasında bir zaman dengesi kurabilmeleri için çocuklarına destek ve yönlendirici olmak.

Türkiye Aktif Yaşam Derneği elçilerinden Dr. Yankı Yazgan

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder