Yasemin Candemir “Söze dökülen korkular, ne kadar çok konuşursanız kaçacak delik arar!”
HABERİ PAYLAŞ

“Söze dökülen korkular, ne kadar çok konuşursanız kaçacak delik arar!”

Masumlar Apartmanı, Camdaki Kız, Hayata Dön gibi kitapları ve kitaplarından uyarlanan dizilerle tanıdığımız, iyileştirmek için kabuk bağlayan yaraları açan Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ile konuştum. Yeni dahil olduğu Türkiye Cilt Farkındalığı araştırması ile cilt problemleri yaşayan insanlara dokunuyor.

Dr. Budayıcıoğlu’nun bu dokunulmamış yarayı açma nedeni, özellikle atopik ciltlilerin yaşadığı stres, sinir, endişe, özgüven eksikliği gibi sorunlar. “Yaraya dokunmadan önce onun varlığını görmek ve fark etmek gerekir. Farkındalık her zaman bize doğru yolu gösterir. Yarayı iyileştirmek yerine onu kendi haline bırakırsanız, başınıza ne işler açacağını bilemezsiniz. Ben her zaman ne olursa olsun gerçeklerden ve bu gerçekleri fark edip gereğini yapmaktan yanayım” diyor.

“Söze dökülen korkular, ne kadar çok konuşursanız kaçacak delik arar”

Gülseren Hanım, siz toplumun görünmeyen yaralarını konuşan, düzelten, değiştiren ve olumlayan bir insansınız. Türkiye Cilt Farkındalığı araştırması grubunda da yer alarak, yine üstü kapatılan, saklanan bir yere dokundunuz. Neler oluyor orada, neler yaşıyor insanlar?

Araştırmaya göre, en çok yaşanan cilt problemlerinin başında ciltte kuruluk ve bu kuruluğa bağlı kaşıntıyı görüyoruz. Ancak araştırmaya katılan kişilerin yüzde 94’ü bunu kuru veya atopik olarak tanımlayamıyor. Her 4 kişiden 3’ü ise “atopik cilt” kavramını daha önce hiç duymamış. Bu da bize çoğunluğun atopik bir cilde sahip olduğunu bilmediğini gösteriyor.

“Türkiye Cilt Farkındalığı” araştırması, cilt sorunlarının her 10 kişiden 9’unu duygusal olarak olumsuz etkilediğini, hatta bunların yarısında sosyalleşmenin önüne geçtiğini gösteriyor.

Toplumumuzda atopik cilt tipi ve ihtiyaçları konusunda farkındalık çok düşük. Duruma böyle bakıldığında, toplumumuzu bu konuda ısrarla bilgilendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Atopik ciltte yaşanan kuruluk ve buna bağlı kaşıntı gibi problem insanların hayatlarını nasıl zorlaştırıyor?

Ben de çok kuru bir cilde sahip olduğum için, bahsettiğiniz problemleri yaşayarak öğrendim. Önce bedeninizin çeşitli bölgelerinde, -bende en çok kol ve bacaklarımda oluyor- kuruluğa bağlı bir gerilme ve huzursuzluk hissediyorsunuz. Hemen ardından bir türlü geçmeyen kuruluğa bağlı kaşıntılar oluşuyor. Bu durum kuruluk atağı yaşayan atopik ciltlerde çok daha şiddetli oluyor ve eğer dıştan da görünür hale gelirse kişiyi bu sefer de psikolojik olarak olumsuz etkiliyor.

“Fiziksel marazlar sosyalleşmeyi engelliyor”

Kişilerin psikolojik olarak etkilendiğini söylediniz, biraz daha açar mısınız?

Esas toplumdan uzaklaştıran, eve kapatan, kendine güveni kaybettiren, insani ilişkilerini derin boyutta yaşamasını önleyen en önemli şeylerden birisi de bu.

Atopik cilde sahip kişiler kuruluk ataklarını o anda yaşamasalar da kendilerini genelde çok huzursuz hissediyorlar; çünkü, bu cilt durumu, en çok da kişinin özel bir toplantıya gideceği, kalabalık bir ortama gireceği ya da evine misafir ağırlayacağı günlerde strese bağlı olarak atak yapar. Bu durumdan muzdarip kişilerin en çok korktuğu da budur: ya yine belirtiler artar, yüzüm ya da ellerim, kollarım yani en çok görünen yerlerim kuruyup kaşınırsa ve kabarırsa... Onlar bundan korktukça cilt problemleri artar ve kişiyi sosyal ortamlarda zor durumlara düşürür. Bu korku ve endişe yüzünden sosyalleşemeyen pek çok insan tanıyorum.

İnsanların hayatlarını böylesine derinlemesine etkileyen atopik cilt probleminin boyutu anlamak istesek, sizce toplumun ne kadarı bu durumu yaşıyor olabilir?

Büyük kitleler üzerinde bu konuda yapılmış pek fazla araştırma yok ancak yine de yapılan bu son araştırma bu hastalığın görülme sıklığının çocuklarda yüzde 20, yetişkinlerde yüzde 10 olarak gösteriyor. Sizler de şöyle bir çevrenize bakarsanız, eşiniz, dostunuz ya da aile bireylerinden mutlaka birkaçında bu cilt durumunu görebilirsiniz.

Özellikle son iki yıldır tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi ve pandemiye bağlı gelişen sıkıntıların bu hastalığı ciddi oranda olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Yani bu oran şimdilerde çok daha yüksek bence.

Peki bunun çözümü nedir? Konuyu daha çok konuşmak mı?

Aslında çözüm cildimizi sürekli nemli tutabilmek, çünkü, problemin asıl beslendiği yer, cildimizdeki kuruluktur; yani, bu durumun atak yapmasını önlemek sanıldığı kadar zor bir şey değil. Cilde uygun bakımın düzenli olarak yapılmasının yanı sıra, yaşam şartlarını da cilt tipine göre şekillendirilmesi, kişinin sorunları yok denecek kadar az yaşamasını sağlayacaktır. Bu konuyu ne kadar gündemde tutabilir, halkımızı bu konuda ne kadar bilgilendirebilirsek soruna o kadar ışık tutmuş ve farkındalık geliştirmiş oluruz.

Madem atopik ciltten kaynaklanan problemler ülkemizde bu kadar yaygın, özellikle çocuklarımız bu yüzden perişan, biz de konuyu bol bol konuşup gündeme taşımaya çalışmalıyız.

İnsanlar stres olunca kaşınıyor dediniz, sonra kaşındığı için tekrar strese giriyor. Bunun sonsuz bir döngüye dönüşmesini görüyoruz. Bu döngüyü nasıl kırarız?

Güzel bir soru. Gerçekten de bu manzaraya zaman zaman hepimiz tanıklık edebiliyoruz. Sonu gelmeyen bir kaşıntı, özellikle kalabalık ortamlarda kişiyi çok zor durumda bırakır. Kaşınan da o duruma tanıklık eden de bundan rahatsız olur. Toplum içinde kaşınma ihtiyacı olan birinin gerginliği, utancı, stresi çok artar, stres de hastalığı tetikler. Sizin de dediğiniz gibi bu durum sonsuz bir döngüye girer.

Bu döngüyü kırmanın iki yolu vardır. Birincisi nasıl bir cilde sahip olduğumuzu öğrenmek için hemen bir dermatoloğun kapısını çalmak, kendimizi önemsemek ve hayat boyu cildi nemli tutabilmek için önerilen ürünleri hiç aksatmadan kullanmak. İkincisi ise, problemlerin kontrol edilemeyeceği düşüncesini zihnimizde değiştirmek ve kontrolün bizde olduğunu kabul etmek. Alışkanlıklarımızı cilt tipimizin ihtiyacına uygun şekilde değiştirirsek zaten yaşam kalitemizin nasıl arttığını göreceğiz.

Uç örnekler var mı karşılaştığınız?

Evet var. Atopik ciltlerinde yaşadıkları sorunlar yüzünden onları en çok mutlu edecek özel günlere, doğum günü partilerine gidemeyen, bundan korkan ve utanan, o böyle yaptıkça daha çok gerilen ve yaşadığı ataklar bu yüzden artan pek çok hastam oldu. Bunlara rağmen, şimdilerde çok daha iyiler çünkü ciltlerini tanıdılar, onu kontrol altına alabileceklerini deneyimlediler. Dolayısıyla artık eskisi kadar olumsuz etkilenmediklerini görüyorum.

Siz insanların duyguları ile nasıl başa çıkıyorsunuz. Ben bir kahve falı bile baksam karşımdakine sanki tüm kalbi içindeki sıkıntılarla bana geçiyor. Bu duygu durum bozuklukları, sıkıntılar, içe kapanışlar, saklanmalar sizi nasıl etkiliyor? Nötr bakış açısını nasıl koruyorsunuz?

Buna çok nötr bir bakış açısı demeyelim; çünkü bu insanlarla iyi empati yapmazsınız, ne hissettiklerini tam anlayamazsınız. Eğer onların yerine kendinizi koyarsanız, o duyguları söze dökebilmek çok daha kolay olur. Söze dökülen, açıkça konuşulan, üzerinde tartışılan korkular; siz bunu yaptığınızda kaçacak delik arar. Bütün mesele o korkuları, endişeleri, kaygıları korkmadan paylaşabilmektir. Olumsuz duygular sizin tarafınızdan normalize edilebilir, benzer duyguları hepimizin yaşadığı karşımızdaki kişiye iyi anlatılabilir ve iyi hissettirilebilirse, kişiler bu duygularla çok daha kolay başa çıkabilirler.

Korkmaktan korkmaz ve korkularımıza rağmen o yollarda yürüyebilirsek, bir süre sonra o korkuları besleyen suyu da kesmiş oluruz.

Sizce bu araştırma kilitli duygulardan birini mi açıyor? Yaraya dokunmak iyileştirecek mi, daha da deşecek mi?

Bepanthol SensiDaily tarafından ülke çapında yapılan bu araştırma bizlere öncelikle ülkemizde cilt sağlığı ve sorunları konusunda ciddi bilgiler verdi. Hastalar kontrolün kendilerinde olmadığını düşünüyor ve ne zaman atak geleceğini bilmedikleri için durumu kontrol edemediklerini söylüyorlar. Oysa, bu doğru değil. Marka, yakın zamanda başlattığı atopik cilde sahip kişilere seslenen ve hayat kalitesini arttırmayı hedefleyen kampanyasıyla, “Hayat senin, kontrol senin” diyor.

Bence araştırmanın kilit noktası işte bu. Atopik cilt sadece atak yaşadığında değil, sizler sağlıklıyken de bu önlemleri almaya devam edin diyor. Bunu çok önemli buluyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder