Af değil, adalet istiyorlar

07 Ocak 2014, Salı 05:00
AA

Özel yetkili mahkemelere duyulan güvenin yok olmasının 17 Aralık’la ilgisi yok. İktidar hanyayı konyayı çok önce anlamış ve taa 5 Temmuz 2012’de bu mahkemeleri kaldırmıştı! Ama amaç üzüm yemek değil, bağcı dövmek olduğu için “Ellerindeki davaları bitirsinler de öyle kapansınlar” denildi. Bu kadarı bile zaten skandal! Yok hükmündeki mahkemelerde hakim ve savcılar ne sanıkları dinlediler, ne avukatları. Ne delillere baktılar, ne itirazlara kulak verdiler. Görevleri, askerin burnunu sürtmekti, cezaları bol keseden verdiler ve arkalarında harcanmış insanlar bırakarak tarihin karanlıklarına gömüldüler.

Vicdanlar sızladı

Maalesef, Yargıtay da farklı davranmadı. Ne zaman ki yılan başkalarını da soktu, zehirli olduğu kafalara dank etti, vicdanlar sızladı, şimdi hatadan dönmenin yolunu arıyorlar. Türkiye Barolar Birliği’nin, Yargıtay’da ‘kesinleşmemiş davalarda bozma, kesinleşmiş davalarda normal mahkemelerde yeniden yargılama’ formülüyle devreye girmesi, bunun Başbakan tarafından kabul görmesi en azından bu davalarla yok edilen adaletin yeniden oluşmasını sağlayabilir. Tabii üç bin denizcinin casus olamayacağı anlaşılmalı ve KCK davasında yargılanan binlerce Kürt’e, diğer kin davalarına da adil yargılanma formülü tanınmalı. Bu yapılırken ne ayakkabı kutusu içindeki milyarlar unutulmalı, ne kol saatleri! Adalet aranırken insanları tekrar cemaat yargıçlarının eline terkedecek formüller ortaya atıp kafa bulandırmaya da kimsenin hakkı yok!

[[HAFTAYA]]

Başbakan’ın gazetecileri

Başbakan, önemli açıklamalar yapacağı bir basın toplantısı düzenlerken “gazeteci”leri değil, “gazetecilerini” çağırıyor. Böylece onları da etiketlemiş, afişe etmiş oluyor. Bundan şeref duyacaklarsa kendi bilecekleri iş. Star Gazetesi’nden 10, Sabah, YeniŞafak’tan 5’er köşe yazarı, Akşam, Türkiye ve Akit gibi tamamen kendi yandaşları dışında Hürriyet, Milliyet ve Vatan’dan da seçmece kendi adamları... Bu tamamen biat etmiş isimlerin içinde kadınların sayısı çok az ve bir ikisi dışında hepsinin başı örtülü. Tıpkı kamuda artık neredeyse hiç üst düzey kadın yönetici kalmadığı gibi, erkekler dünyası haline gelen kamusal alanlarda da kadının, hele başı açıksa, esamesi bile okunmuyor. Bir İslam ülkesi olmaya doğru koşar adım...

*

Gripte alarma gerek var!

Bana geçmiş olsun, hepinize iyi yıllar. Gündemin bu kadar yoğun olduğu şu günlerde ara vermemin tek nedeni vardı: Hastalık! Grip o kadar salgın ki mutlaka etrafınızda birileri hasta. Müthiş bir yorgunluk, hafif ateş, geçmeyen kuru öksürük, mide bulantısı, gerginlik, stres... Sonunda Sağlık Bakanlığı salgının Domuz Gribi değil, H3N2 virüsü olduğunu, paniğe gerek olmadığını bildirdi. Domuz olmayınca önleme gerek yok mu? Doktorlar, Domuz Gribi sırasında alarma geçilip uygulanan önlemlerin çok işe yaradığını ve gribin çok yayılmadan geçtiğini, oysa şimdi hijyen ve istirahat konusunda kimse dikkat etmediği için hastanelerin dolup taştığını söylüyor!

En iyi önlem, mecbur olmayanların kalabalık yerlerde bulunmaması, hasta olanların da ortalıkta hastalık yayacaklarına istirahat edip iyileşmeye çalışmaları! Özellikle antibiyotik alınmamalı. Sıvı ve hafif gıdalar, istirahat, soğuk algınlığı ilaçları öneriliyor. Ama Sağlık Bakanlığı ‘panik yok’ deyince herkes işe, okula gitmeye ve hastalık saçmaya devam ediyor!

Sıradaki haber yükleniyor...